Kelimeler arşivinde; içinde "çok" olan, toplam 102 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çok bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çok ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çok olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇOKSAÇAKLIGİLLER
ESKİÇOKDEĞİRMEN, ORTAÇOKDEĞİRMEN, YENİÇOKDEĞİRMEN
ÇOKDOLAMLILAR, ÇOKHALKALILAR, ÇOKTANRICILIK
ÇOKBİLMİŞLİK, ÇOKDÜZEYLEME, ÇOKKARILILIK, ÇOKKOCALILIK
ÇOKGENLEŞME, ÇOKKATLILIK, ÇOKLUBUZSUL, ÇOKUŞTURMAK
BİRÇOKLARI, ÇOKDOĞUŞLU, ÇOKEŞLİLİK, ÇOKLARINCA, ÇOKTANBELİ, ÇOKTANRICI, ÇOKUMAKLIK, ÇOKUNTULUG, ÇOKUNTULUK, ÇOKUVERMEK, ÇOKYAPIMLI, KARAÇOKRAK
ÇOKBİLMİŞ, ÇODÜRÜÇOK, ÇOKEVRELİ, ÇOKHECELİ, ÇOKKATMAN, ÇOKNAŞMAK, ÇOKRAŞMAK, ÇOKRATMAK, ÇOKSUNMAK, ÇOKUMEŞME, ÇOKYAPRAK, OYÇOKLUĞU
ÇOKÇULUK, ÇOKLUKLA, ÇOKRAĞAN, ÇOKSAMAK, ÇOKSATAR, ÇOKERMEK, ÇOKEŞMAK, ÇOKEŞMEK, ÇOKKATLI, ÇOKKOLLU, ÇOKLAMAK, ÇOKRADAN, ÇOKRAMAK, ÇOKRATMA, ÇOKSESLİ, ÇOKTÜREL, ÇOKURDUM, ÇOKURMAK, ÇOKUŞMAK, ÇOKYAŞAR
ÇOKLARI, ÇOKELEK, ÇOKELİK, ÇOKKALA, ÇOKOLUK, ÇOKÖREN, ÇOKSAMA, ÇOKUNTU
BİRÇOK, ÇOKGEN, ÇOKLUK, BÜRÇOK, ÇOKGAL, ÇOKKAK, ÇOKKÖY, ÇOKMAK, ÇOKMAN, ÇOKMAR, ÇOKMEK, ÇOKRAK, ÇOKRAN, ÇOKSUN, ÇOKTAN, DİNÇOK, TUNÇOK, ÜNÜÇOK
ÇOKAL, ÇOKÇA, ÇOKÇU, BİÇOK, ÇOKEK, ÇOKEL, ÇOKER, ÇOKLA, ÇOKLU, ÇOKOY, ÇOKUM, ÇOKUŞ, KAÇOK, MOÇOK
ÇOKU, ÜÇOK
ÇOK
ÇOK
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
ÇOKSAÇAKLIGİLLER
(Polypteridae), Senegal çok-saçaklı balığı (P. senegalus) türleri iyi bilinir.
ÇOKUŞTURMAK
Toplatmak.
ÇOKHALKALILAR
Moleküllerinde birden çok halkalı kümeler bulunan bileşikler. Örn. naftalin.
ÇOKBİLMİŞLİK
Çokbilmiş olma durumu.
ÇOKDOLAMLILAR
Birbirine bitişik birkaç dolamdan yapılı özdecikler.
ÇOKDÜZEYLEME
Birçok iletiyi, bir tek bağlantı çizgisi üzerinden iç içe birlikte gönderme olanağı sağlayan teknik, bk. çokdüzeyli oluk.
YENİÇOKDEĞİRMEN
Ordu kenti, Kumru belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ORTAÇOKDEĞİRMEN
Ordu ili, Kumru ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇOKKARILILIK
Bir erkeğin sadece cinsel etmenle değil, aynı zamanda iş gücünü artırmak, topluluk içinde değerini yükseltmek, çokça çocuk sahibi olmak amacıyla birden çok kadınla kurduğu evlilik. Bir erkeğin bir anda iki ya da daha çok sayıda kadınla evli olabildiği evlilik biçimi.
ÇOKKOCALILIK
Kadın azlığı ve yoksulluk nedeniyle bir kadının iki üç kardeşle sürekli yaşaması ve ekonomik birlik kurmasıyla oluşan evlilik. Bir kadının yasal olarak bir anda iki ya da daha çok sayıda kocasının bulunabildiği evlilik biçimi.
ÇOKGENLEŞME
İçgerilimleri azaltmak için, oynakların dizilerek çokgen oluşturmaları olayı.
ÇOKTANRICILIK
Türlü biçimlerde tasarımlanan ve türlü işlevleri olan birden çok tanrıya inanma; bu inanma çevresinde toplanan kutsal törenler, tapınmalar ve işlemler. İlkel İnsanların açıklayamadıkları ve karşısında yenik düştükleri her doğa gücünü tanrılaştırıp onun koruyuculuğunu elde etmeğe çalışmaları.
ÇOKKATLILIK
Belirli bir öğecik erke düzeyinde olup, toplam dönüleri S olduğu için (2 S + 1) çakışıklık gösteren durulara ilişkin sayı. Belirli bir öğeciğin ışıdığı çizgilerin özdeş ya da çok yakın erkeli sayısı.
ÇOKLUBUZSUL
Çak sayıda küçük buzsul taneciklerinden oluşan özdek.
ESKİÇOKDEĞİRMEN
Ordu şehrinde, Kumru ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
AKKARINCA
Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ADAMAKILLI
Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).