Kelimeler arşivinde; içinde "çehre" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çehre bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çehre ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çehre olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PERİÇEHRE
ALİÇEHRE, ÇEHRETİM, GÜLÇEHRE
ÇEHRECE, ÇEHRELİ
ÇEHRE
ÇEHRE
Yüz (II). Görünüş. Kimlik.
ALİÇEHRE
Yuvarlak, küçük ve siyah renkli, üzüme benzer meyvası olan ve dericilikte kullanılan bir ağaç.
ÇEHRELİ
Çehresi olan.
PERİÇEHRE
Peri yüzlü, peri kadar güzel.
ÇEHRETİM
Saplı, kollu.
GÜLÇEHRE
Yüzü gül gibi güzel olan.
ÇEHRECE
Çehre bakımından.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEHRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİPAR
Çopur, çiçek bozuğu. Biçim, şekil. Özel işaret, renk. Yüz, çehre.
AYSİMA
Çehresi, yüzü ay gibi parlak, nurlu, ışıklı, kutlu, uğurlu olan.
AŞGAR
Kızıl yüzlü ve yarasa tüylü kişi. Kula donlu at. Çamaşırda çıkarılması güç leke. Hayvanların başındaki beyazlık. Yüz, çehre. Küllü su. Kök boya ile boyanmadan önce, ipliklerin çabuk solmaması için yapılan kimyasal işlem ve bu işlemde kullanılan sıvı. Renk, boya. Kurutulacak üzümlerin yıkandıkları ot suyu. (Alçılı Delice Ankara).
SURET
Görünüş, biçim. Yüz, çehre. Resim, fotoğraf. Yazı ya da resim kopyası, nüsha. İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü. Biçim, yol, tarz.
VECİH
Yüz, çehre.
BURTARIK
Ekşi ve asık (çehre hakkında).
DIDIH
Kadının cinsiyet organı. Yüz, çehre.
DUŞKALTAK
Yüz, çehre, yüzün çene kısmı, avurt.
DIDIK
Yüz, çehre: Bugün bizim gelinin dıdığı eğilmiş. Gırtlağın boğaz ve dile yapışık olan kısmı. İbik. Çıplak. Çene altından bağlanan baş örtüsü. Yüz, çehre.
YÜZ
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Nedeniyle, sebebiyle. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Kesici araçlarda ağız. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Yüzey. Utanma. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Yan, taraf. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri.
DİLEKLEME
(Söz sanatı terimi) Söz arasına, bir dilekte bulunmak veya Tanrıdan bir şey dilemek üzere sokuşturulan cümle. Bir akşam ağzına ilâç veriyordum; ah analar başından ırak, dostlarıma Allah göstermesin, düşmanlarıma da yazık, yavrumun çehresi değişti (H. Rahmi).
AŞKAR
Şekil, eşkal, nişan: Şu adamın aşkarına bak. Hayvanların başındaki beyazlık. Saçının ön kısmı dökülmüş kimse. Çil. Yüz, çehre. Sarı saçlı adam. Kiri çıkarılamıyan beyaz çamaşırların donuk rengi. Boyaların, çokça sarı boyanın açık rengine verilen ad. Renk. Ilık su. Küllü su. Kök boya ile boyanmadan önce, ipliklerin çabuk solmaması için yapılan kimyasal işlem ve bu işlemde kullanılan sıvı. Gübre ve kül gibi maddelerde bulunan tesir hassası: Islanmış gübrenin aşkarı fazla olur. Kir. Edepsiz kadın. İri taneli, sert kabuklu, çok tatlı bir çeşit üzüm. Renk, boya. Aklı karalı.
DİDAR
Yüz, çehre.
KAŞ
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar. Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer. Sarp kayalık, uçurum. Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm. Duvar, bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Sarp kayalıklar, uçurum. Tepe, dağ. Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Yokuşun düzlüğe çıkılacak yeri, yokuşun başı. Patika, ince yol. Suyun, toprağın bir yanını oyup diğer yanını yükselttiği kısmı. Duvar, duvarın üstü. Çatı saçağı. Dam. Balkon. Semerin iki yanındaki ağaçlar. Ufuk. Mısır kırması. Mısır kırması ile yapılan çorba. Ocağın kemeri : Ocağa kaş çevirmek her ustanın işi değildir. Köprünün kemeri. Kemençede telleri yüksekçe tutmaya yarayan, eşiğin yanında bulunan, kaş biçimindeki delikler. Su kaynağı. Ev, oda, ahır ve benzerleri yapılarda dama uzunlamasına atılan atmaların altına, iki yana, yapı uzunsa ortaya gelecek biçimde enlemesine yerleştirilen ağaçlar. Dağlık, kayalık yolun dönemeci. Sergen, raf. Semerin üst, ön tarafında binenlerin tutunması veya yüke ait ipin bağlanmasına yarayan iki, ağaç çıkıntı. Yokuş, uçurum. Boylu boyunca uzanmış büyük kısmı toprağa gömülü kaya. Taraf, geçe. Uçurum, set, duvar. Kaç?. Kaş// kaş goz: kaş ve göz gibi çehreye ait uzuvlar// kaş kiprik: bk. kaş kirpik// kaş kirpik: kaş ve kirpik, bk. kaş kiprik// kaş yihmak: melul olmak, mahzun olmak Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler. Toprak damlarda duvarı taşan kısım. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar; Alçılı Delice Ankara). Alçak duvar. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar). Semerin ön ve arkasında ip geçirmeye yarayan çatal ağaçlar. Eğer ve semerin önündeki sivri kısım. Tepelerde su ayırımı çizgisi. (Kadıköy Buldan Denizli). Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa, yumuşak tüyler. Eyerin ve semerin önünde ve ardında olan yükseklikler. Kavun ve karpuz dilimi. Damın saçağı. 4.Ufuk. Gümüşhane kenti, Kelkit ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DUŞKA
Yüz, çehre, yüzün çene kısmı, avurt. Akılsız, düşüncesiz, sersem. Çene (Kızılca k.).
ÇEMRE
Çehre.
GIBAL
Çehre. Sebep, neden: Ne gıbaldan dolayı beş para etmem?. Nitelik, biçim: Gördüğün asker ne gıbalda idi?. Benzeyiş. Kıyafet; şekil; dış görünüş. Duvar yapımında kullanılan çakıl taşı. (Yavuzköy Artvin).
DİLEYİŞ
Daha çok, Tanrı'dan bir şey dilemek için söz arasına sıkıştırılan yakarış önermeleri: "Bir akşam ağzına ilaç veriyordum; ah analar başından ırak, dostlarıma Allah göstermesin; düşmanlarıma da yazık, yavrumun çehresi değişti."(Hüseyin Rahmi Gürpınar).
FAÇA
İskambil destesinin en altındaki kâğıt. Giysi. Yüz, çehre, surat. Yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm.
AYNIN
Çehren, suretin, resmin.