İçinde ÇATLAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "çatlak" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çatlak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu çatlak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çatlak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ÇATLAKLIK, KILÇATLAK

8 harfli kelimeler

ÇATLAKOÇ

6 harfli kelimeler

ÇATLAK

Bazı kelimelerin anlamları

ÇATLAK

Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.

ÇATLAKLIK

Çatlak olma durumu. Delilik. Çatlamış yer, çatlak.

ÇATLAKOÇ

Melengiç ağacının tohumu.

KILÇATLAK

Gomlak, vernik, boya katmanında ya da ağaçta oluşan, gözle zor görülecek incelikte çatlak.

  -   -   -  

Anlamında ÇATLAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇATLAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ESTİRİKLİ

Kafadan çatlak, serseri, deli.

GEDİK

Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne. Güçlük, güç durum. Boşluk, eksiklik. Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer. Eksik dişli. Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz. Dağ geçidi.

ÇATLATMAK

Çatlak duruma getirmek. Sabrını taşırmak. Çatlamasına yol açmak. Aklını kaçırmak.

ÇATLAMA

Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.

MACUN

Hamur kıvamına getirilmiş madde. Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım. Baharlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerleme.

ÇATLAYIK

Çatlak, yarık.

BICILGAN

Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir çeşit at hastalığı. Bukağılık deri yangısı. Hayvanların ayaklarında hasıl olan yara, çatlak.

DİYAKLAZ

Çatlak.

ÇATIR

İki dere veya iki yolun birleştiği yer. Çizgi, çatlak.

FİSSÜR

Çatlak, yarık. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna seyir gösteren açıklık, çatlak, yarık.

ÇITLAK

Kibrit. Kıvılcım. Kapı mandalı. Küçük çocuğun çatlarcasına ağlaması (hk.). Çatlak: Tabak çıtlaktı. Celtis Orientalis (Ulmaceae). Patlatılmış mısır: Pazardan çatlak yapmak için mısır aldım. Tuzlanmış yeşil zeytin. Kökünden sakız yapılan karakavuk otu ve bu ottan çıkarılan sakız. Çıtçıt, fermejüp.

CIDAR

Sakat. Çatlak.

FİSSURA

Çatlak, yarık.

BARIK

1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.

ÇITIRIK

Kavgacı kişi. Küçük dolu tanesi. Karışık, birbirine girmiş, dolaşık. İlkbahar fırtınası. Bir sırada dikilmiş ağaçlar. Fundalık. Ağaç şeklinde büyüyen sakızlı bitki. Palamutun dikenli ve bodur cinsi. Çam gövdelerini bölmelere ayırıp, bu bölmelerin tekrar ikiye bölünmesiyle meydana gelen parçalardan her biri. İki derenin birleştiği yer. Çıkacak ayın son, girecek ayın ilk günleri. Dert, hastalık. Dağ eteklerindeki taşlı yol. Sık, seyrek karşıdı. Yemiş ve kavunların üzerinde görülen küçük çatlaklar. Çok konuşan, geveze kişi. Kıvılcım. Kurumuş dalların uçları. Kuru dal uçları. 5-6 metre boyunda, kışın yapraklarını döken bir ağaç ve bu ağacın meyvesi.

KAYNAMAK

Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.

ÇADDAH

Çatlak.

YARIK

Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara. Çatlak. Yarılarak açılmış ya da yarılarak oluşmuş. Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik. Anlaşmazlık. Dişinin cinsel organı.

BARIH

Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.

SİVRİÇ

Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 metre boyunda çelik çubuk.