Kelimeler arşivinde; içinde "ülük" olan, toplam 261 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ülük bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ülük ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ülük olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, TABİATÜSTÜCÜLÜK
DENEYÜSTÜCÜLÜK, DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK, KARİKATÜRCÜLÜK
MİNYATÜRCÜLÜK, OLAĞANÜSTÜLÜK, ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK, RADYATÖRCÜLÜK, DOĞAÜSTÜCÜLÜK, PROTOKOLCÜLÜK, SÜLÜKLÜPANCAR, SÜRDÜRÜMCÜLÜK, YERBÖLÜMCÜLÜK
AÇIKGÖZLÜLÜK, ASANSÖRCÜLÜK, ATATÜRKÇÜLÜK, DÖNÜŞÜMCÜLÜK, GÖRÜNGÜCÜLÜK, GÜLDÜRÜCÜLÜK, GÜRÜLTÜCÜLÜK, KARAGÖZCÜLÜK, KONTROLCÜLÜK, KÖTÜLÜKÇÜLÜK, MANİKÜRCÜLÜK, MİNİBÜSÇÜLÜK, PARAŞÜTÇÜLÜK, PEDİKÜRCÜLÜK, TRAKTÖRCÜLÜK, HOŞGÖRÜLÜLÜK, KABUKLUSÜLÜK, KARABÜKLÜLÜK, KOKARYÜRÜLÜK, MİDİBÜSÇÜLÜK, SAĞGÖRÜLÜLÜK, ZERDÜŞTÇÜLÜK
ÇÖPLÜKÇÜLÜK, DÖRDÜNCÜLÜK, DÜŞÜNÜCÜLÜK, GÖZLÜKÇÜLÜK, GRAVÜRCÜLÜK, GÜMRÜKÇÜLÜK, İKİYÜZLÜLÜK, KOSTÜMCÜLÜK, KÜLTÜRLÜLÜK, OTOBÜSÇÜLÜK, ÖLDÜRÜCÜLÜK, PARFÜMCÜLÜK, PETROLCÜLÜK, PLANÖRCÜLÜK, SANSÜRCÜLÜK, SÖMÜRÜCÜLÜK, SÖZLÜKÇÜLÜK, SÜPRÜNTÜLÜK, ÜFÜRÜKÇÜLÜK, YÜRÜTÜCÜLÜK, BİNGÖLLÜLÜK, BOŞSÖZCÜLÜK, CÜMBÜŞÇÜLÜK, DÜZGÜNCÜLÜK, EPİKÜRCÜLÜK, GÖRGÜLCÜLÜK, GUNNÜKCÜLÜK, GÜNDÜZCÜLÜK, KÜRTÜNCÜLÜK, ÖNGÖRÜLÜLÜK, Devamını Oku »»
AÇGÖZLÜLÜK, DÖKÜMCÜLÜK, DÖNÜŞLÜLÜK, DÖVÜŞÇÜLÜK, GÖNÜLLÜLÜK, GÖRGÜCÜLÜK, GÖRÜNTÜLÜK, GÖRÜŞLÜLÜK, GÜDÜMLÜLÜK, GÜMÜŞÇÜLÜK, HÜKÜMLÜLÜK, KÖMÜRCÜLÜK, KÖPRÜCÜLÜK, KÖRÜKÇÜLÜK, KULÜPÇÜLÜK, MÜHÜRCÜLÜK, ÖRGÜTÇÜLÜK, TERÖRCÜLÜK, TÜRKÜCÜLÜK, TÜRÜMCÜLÜK, TÜTÜNCÜLÜK, YÜKÜMLÜLÜK, ALKOLLÜLÜK, CEREBCÜLÜK, ÇÖZÜMCÜLÜK, DÜDÜKÇÜLÜK, DÜĞÜNCÜLÜK, DÜNÜRCÜLÜK, DÜRÜMCÜLÜK, DÜZGÜLÜLÜK, Devamını Oku »»
BÖLÜCÜLÜK, BÜKÜCÜLÜK, BÜYÜCÜLÜK, ÇÖZÜCÜLÜK, GOLFÇÜLÜK, GÖRÜCÜLÜK, GÜDÜCÜLÜK, GÜNÜCÜLÜK, KÖTÜLÜKÇÜ, KÜRKÇÜLÜK, ÖĞÜTÇÜLÜK, ÖLÇÜLÜLÜK, ÖTÜMLÜLÜK, ÖVGÜCÜLÜK, ÖYKÜCÜLÜK, SÖRFÇÜLÜK, SÜRÜCÜLÜK, TÜRKÇÜLÜK, ÜÇÜNCÜLÜK, ÜLKÜCÜLÜK, ÜZÜMCÜLÜK, YÜZÜCÜLÜK, BLÖFÇÜLÜK, DİNÜCÜLÜK, DUURÇÜLÜK, EBEMBÜLÜK, FLÜTÇÜLÜK, GÖMÜCÜLÜK, GÜLÜKÜZÜM, GÜYEĞÜLÜK, Devamını Oku »»
ÇÖPÇÜLÜK, DÜŞÇÜLÜK, GOLCÜLÜK, GÖZCÜLÜK, GÜÇLÜLÜK, GÜLCÜLÜK, KÖYCÜLÜK, KÖYLÜLÜK, LÜPÇÜLÜK, MÜFTÜLÜK, ÖRÜCÜLÜK, ÖTÜCÜLÜK, ÖVÜCÜLÜK, ROLCÜLÜK, SÖZCÜLÜK, SÜLÜKLER, SÜTÇÜLÜK, TÖZCÜLÜK, TÜTSÜLÜK, ÜTÜCÜLÜK, YÜKÇÜLÜK, YÜKLÜLÜK, YÜZLÜLÜK, ALAGÜLÜK, BUĞLÜLÜK, BÜLKÜLÜK, BÜNBÜLÜK, BÜRKÜLÜK, CÜLCÜLÜK, CÜLLÜLÜK, Devamını Oku »»
KÖTÜLÜK, ÖNCÜLÜK, ÖZGÜLÜK, SÜLÜKÇÜ, BÜBÜLÜK, BÜLÜKÇÜ, CÜLÜLÜK, ÇÖKÜLÜK, DÖĞÜLÜK, DÜRÜLÜK, GÜDÜLÜK, GÜLÜKSE, HÖRÜLÜK, HÜLÜLÜK, HÜRÜLÜK, KÜCÜLÜK, KÜLÜLÜK, MÜDÜLÜK, ÖLÇÜLÜK, ÖLGÜLÜK, ÖLKÜLÜK, ÖRGÜLÜK, ÖRTÜLÜK, ÖZLÜLÜK, PÜÇÜLÜK, SÜLÜKLÜ, SÜMÜLÜK, TEKÜLÜK, TÜLÜKÖY, ÜLKÜLÜK, Devamını Oku »»
ÖLÜLÜK, MÜLÜKÜ, ÖRÜLÜK, ÖTÜLÜK, SÜLÜKE, SÜÜLÜK, ÜBÜLÜK, ÜFÜLÜK
GÜLÜK, YÜLÜK, BÜLÜK, CÜLÜK, DÜLÜK, HÜLÜK, KÜLÜK, LÜLÜK, NÜLÜK, SÜLÜK, TÜLÜK
ÜLÜK
ÜLÜK
İbrik, testi gibi şeylerin emziği. Çeşme musluğu. Zayıf. Önlük. Testi, çaydanlık ve benzerleri nesnelerin emziği. Musluk. İki ağızlı testinin küçük ağzı. (Yalvaç Isparta). Testi emziği. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta; Başkışla Karaman Konya). Teneke kutularda yapılan sıvı akıtma emziği. Bülbül yuvası. (Afşar Gelendost Isparta). İbrik emziği.
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.
PROTOKOLCÜLÜK
Protokolcü olma durumu.
SÜRDÜRÜMCÜLÜK
Abone olma durumu.
SÜLÜKLÜPANCAR
Pazı, orum, makulatum.
DOĞAÜSTÜCÜLÜK
Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti, tabiatüstücülük, sürnatüralizm. Doğa yasalarıyle açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti. Özdekçi ve doğacı düşünürlere göre, önemsiz ya da bilimsel yöntemlerle ilişkisi olmayan herhangi bir tutum.
DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK
Düşündürücü olma durumu.
OLAĞANÜSTÜLÜK
Olağanüstü olma durumu, fevkaladelik, harikuladelik.
TABİATÜSTÜCÜLÜK
Doğaüstücülük.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK
Özgürlükçü olma durumu.
YERBÖLÜMCÜLÜK
Yerbölümleme işine yardımcı olmayı uğraş edinerek bu yoldan para kazanmakta olan insanların yaptıkları iş.
KARİKATÜRCÜLÜK
Karikatürcünün yaptığı iş, çizerlik, karikatüristlik.
RADYATÖRCÜLÜK
Radyatörcü olma durumu.
MİNYATÜRCÜLÜK
Minyatür yapma sanatı.
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFSUNCULUK
Büyücülük.
BEİS
Engel, uymazlık. Kötülük, zarar.
ÇÖPLÜK
Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer, çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik. Çok kirli yer. Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer.
DİSPEÇ
Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılmış olan işlem. Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge.
ATATÜRKÇÜ
Atatürkçülük yanlısı, Kemalist.
DİREKÇİ
Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse.
BORÇLU
Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Manevi bir yükümlülük altında bulunan.
CADI
Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. Çok güzel göz. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın.
BASİRETLİLİK
Basiretli olma durumu, sağgörülülük.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.
BORÇLANMAK
Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak, istikraz etmek. Manevi bir yükümlülük altına girmek.
DENEYCİLİK
Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti, görgücülük, ampirizm, akılcılık karşıtı. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılmış olan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı, görgücülük, ampirizm.
BENDEZADE
Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.
DEKADAN
XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
BEDAVACILIK
Bedavacı olma durumu, beleşçilik, lüpçülük.
AÇIKGÖZLÜK
Açıkgözlülük.
ÇÖPÇÜLÜK
Çöpçünün yaptığı iş, gübürcülük.
DOĞAÜSTÜCÜ
Doğaüstücülük yanlısı, tabiatüstücü, sürnatüralist.