Kelimeler arşivinde; içinde "örgü" olan, toplam 61 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örgü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu örgü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örgü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖRGÜTLENDİRİLMEK
ÖRGÜTLENDİRİLME, ÖRGÜTLENEBİLMEK
ÖRGÜTLENEBİLME, ÖRGÜTLENDİRMEK
ÖRGÜTLENDİRME
GÖRGÜLCÜLÜK, ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTSÜZLÜK, GÖRGÜSÜZLÜK, GÖRGÜLENMEK, ÖRGÜTLEŞMEK
GÖRGÜLENME, YÜZGÖRGÜSÜ, GÖRGÜSÜZCE, ÖRGÜTLEYİŞ, HÖRGÜÇKAYA, ÖRGÜTLENME, ÖRGÜTLENİŞ, ÖRGÜTLEŞME, ÖRGÜTLEMEK, ÖRGÜTÇÜLÜK, GÖRGÜCÜLÜK
ÖRGÜTLEME, SAÇÖRGÜSÜ, GÖRGÜLÜCE, ÖRGÜLEMEK, ÖRGÜCÜLÜK, GÜMÜŞÖRGÜ, GÖRGÜNCAN, GÖRGÜLLÜK
ÖRGÜLEME, YÜZGÖRGÜ, GENÖRGÜT, ÖRGÜTSEL, HÖRGÜÇLÜ, ÖRGÜTSÜZ, GÖRGÜNAY, GÖRGÜSÜZ
ÖRGÜTLÜ, ALTÖRGÜ, ÖRGÜLÜK, ÖRGÜSÜZ, GÖRGÜLÜ, ÖRGÜTÇÜ, GÖRGÜCÜ, BÖRGÜCE
YÖRGÜÇ, HÖRGÜÇ, ÖNÖRGÜ, GÖRGÜN, ÖRGÜLÜ, ÖRGÜCÜ, GÖRGÜL, GÖRGÜÇ, DÖRGÜÇ
ÖRGÜÇ, ÖRGÜN, ÖRGÜT, GÖRGÜ
ÖRGÜ
ÖRGÜ
Örme işi ya da biçimi. Örülerek yapılan, örme. Örülmüş saç bölüğü, belik. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. Yapı.
ÖRGÜTLENDİRMEK
Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.
GÖRGÜLCÜLÜK
Olguları, deney, gözlem ve uygulamaya dayalı olarak açıklama.
GÖRGÜLENME
Görgülenmek işi veya durumu.
ÖRGÜTLENEBİLMEK
Örgütlenme imkânı veya olasılığı bulunmak, teşkilatlanabilmek.
ÖRGÜTLENEBİLME
Örgütlenebilmek işi, teşkilatlanabilme.
ÖRGÜTLENMEK
Örgütleme işine konu olmak, teşkilatlanmak. Örgüt durumuna girmek.
ÖRGÜTLENDİRİLMEK
Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.
GÖRGÜSÜZLÜK
Görgüsüz olma durumu. Görgüsüzce davranış.
ÖRGÜTLEŞMEK
Örgüt durumuna gelmek.
GÖRGÜLENMEK
Görgülü duruma gelmek.
YÜZGÖRGÜSÜ
Ayna.
GÖRGÜSÜZCE
Görgüsüz bir biçimde olan. (gözgüsü'zce) Görgüsüz bir biçimde.
ÖRGÜTSÜZLÜK
Herhangi bir örgütlenmenin bulunmaması durumu, teşkilatsızlık.
ÖRGÜTLENDİRİLME
Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.
ÖRGÜTLENDİRME
Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRGÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CENTİLMEN
İyi arkadaşlık eden, saygılı, görgülü, kibar (erkek).
AYDIN
Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ADABIMUAŞERET
Görgü kuralları.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
BESEREK
İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği.
BÖLÜK
Bir bütünden ayrılmış olan parça, kısım. Hizip. Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik. On kuralına göre yazılan bir tam sayının, sağdan sola doğru üçer üçer ayrılan basamaklarından her bir üçlü takımı. Saç örgüsü.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
ANAERKİLLİK
Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.
BARDAKALTI
Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü. Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ANDAVALLI
Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz (kimse), andaval.
BİLDİRİ
Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.
BUĞRA
Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.
BELİK
Saç örgüsü.
BURS
Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.
BASİT
Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz. Süssüz, gösterişsiz. Kolay. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan.
BİZON
Amerika'da yaşayan bir cins hörgüçlü yaban öküzü.
BAĞLAM
Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.
AMPİRİK
Görgül. Deneysel.