Kelimeler arşivinde; içinde "önü" olan, toplam 214 tane kelime bulunuyor. İçerisinde önü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu önü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında önü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÖNÜŞTÜRÜLEBİLMEK
DÖNÜŞTÜRÜLEBİLME
GÖNÜLLENDİRMEK, YUKARISÖĞÜTÖNÜ
DÖNÜŞTÜRÜLMEK, GÖNÜLLENDİRME
CANIGÖNÜLDEN, DÖNÜŞTÜRÜLME, DÖNÜŞÜMCÜLÜK, DÖNÜŞEBİLMEK, DÖNÜŞÜVERMEK, GÖNÜLSÜZİREK, ÖZDÖNÜŞTÜREÇ
DÖNÜŞSÜZLÜK, DÖNÜŞTÜRMEK, DÖNÜŞTÜRÜCÜ, GÖNÜLDAŞLIK, GÖNÜLLENMEK, GÖNÜLSÜZLÜK, BİYODÖNÜŞÜM, DEĞİRMENÖNÜ, DÖNÜŞEBİLME, DÖNÜŞTÜRGEÇ, DÖNÜŞÜVERME, GÖNÜLDOLABI, İÇEDÖNÜKLÜK, OVATEKKEÖNÜ
DÖNÜŞLÜLÜK, DÖNÜŞTÜRME, DÖNÜŞTÜRÜM, GÖNÜLLÜLÜK, SÖNÜMLEMEK, DÖNÜMLERCE, DÖNÜŞTÜREÇ, DÖNÜŞÜMSÜZ, DÖNÜVERMEK, GÖNÜLLEMEK, GÖNÜLLENME, GÖNÜLSEMEK, GÖNÜLSÜMEK, GÖNÜLSÜZCE, GÖNÜLYURDU, MEDRESEÖNÜ, ÖNÜRDİŞMEK, ÖNÜRDÜŞMEK, SÖNÜMLENME, SÖNÜVERMEK
DÖNÜŞÜMCÜ, DÖNÜŞÜMLÜ, GÖNÜLLÜCE, SÖNÜMLEME, DÖNÜMEŞLİ, DÖNÜŞÜMCE, DÖNÜVERME, DÖNÜVÜMEK, EŞDÖNÜŞÜR, GÖNÜLAÇAN, GÖNÜLALAN, GÖNÜLALDI, GÖNÜLALMA, GÖNÜLEMEK, GÖNÜLGÜCÜ, GUYRUKÖNÜ, GÜMELEÖNÜ, GÜNDÖNÜMÜ, GÜVEĞİÖNÜ, KARSINÖNÜ, KIRKDÖNÜM, ÖNÜKLERDE, ÖNÜRTLERİ, SANDIĞÖNÜ, SÖNÜVERME
DÖNÜLMEK, DÖNÜMLÜK, DÖNÜŞMEK, DÖNÜŞSÜZ, GÖNÜLDAŞ, GÖNÜLSÜZ, SARAYÖNÜ, SÖNÜKLÜK, SÖNÜMSÜZ, ARDIÇÖNÜ, BOĞAZÖNÜ, BOZANÖNÜ, ÇINARÖNÜ, DEMİRÖNÜ, DEVEGÖNÜ, DÖNEMÖNÜ, DÖNÜKGÖZ, DÖNÜKLÜK, DÖNÜKMEK, DÖNÜMCÜL, DÖNÜMSÜZ, DÖNÜŞLER, DÖNÜTMEK, GELİNÖNÜ, GÖNÜLDEN, GÖNÜLDEŞ, GÖNÜLLÜK, GÜLGÖNÜL, GÜYAEÖNÜ, HİSARÖNÜ, Devamını Oku »»
DÖNÜLME, DÖNÜŞLÜ, DÖNÜŞME, DÖNÜŞÜM, EMİNÖNÜ, GÖNÜLLÜ, ÖNÜNDEN, SÖNÜMLÜ, AĞILÖNÜ, ASARÖNÜ, AYGÖNÜL, BİDÖNÜM, CARDÖNÜ, ÇARDÖNÜ, DÖNÜMEÇ, DÖNÜMLÜ, DÖNÜRÜŞ, DÖNÜŞKE, DÖNÜŞÜK, DÖNÜŞÜL, DÖNÜŞÜN, ERGÖNÜL, GÖNÜCÜR, GÖNÜLAY, GÖNÜLLİ, GÖNÜMEK, GÖNÜRSU, İVERÖNÜ, KALEÖNÜ, KAYAÖNÜ, Devamını Oku »»
HANÖNÜ, ARIÖNÜ, BÖNÜFE, ÇAMÖNÜ, DİLÖNÜ, DİŞÖNÜ, DÖNÜŞE, GÖLÖNÜ, GÜNÖNÜ, KAŞÖNÜ, ODAÖNÜ, ÖNÜCEK, ÖNÜMEK, ÖNÜNCE, ÖNÜNDE, ÖNÜRDE, ÖNÜRDÜ, ÖNÜZEY, SAÇÖNÜ, TAŞÖNÜ, YARÖNÜ, YAZÖNÜ, YELÖNÜ, YİLÖNÜ
DÖNÜM, DÖNÜŞ, DÖNÜT, GÖNÜL, İNÖNÜ, SÖNÜK, SÖNÜM, ÇÖNÜR, DÖNÜK, ELÖNÜ, GÖNÜK, GÖNÜR, HÖNÜK, HÖNÜT, KÖNÜK, KÖNÜZ, ÖNÜCE, ÖNÜRT, ÖNÜZE, YÖNÜL
DÖNÜ, GÖNÜ, HÖNÜ, KÖNÜ, ÖNÜÇ, ÖNÜK, ÖNÜL, ÖNÜR, ÖNÜŞ, ÖNÜT, ŞÖNÜ
ÖNÜ
ÖNÜ
Çocukları korkutmak amacıyla söylenen hayali yaratık, umacı, cin, peri. Ölü.
DÖNÜŞTÜRÜLME
Dönüştürülmek işi.
CANIGÖNÜLDEN
İçtenlikle, çok isteyerek, canıyürekten.
GÖNÜLLENDİRME
Gönüllendirmek işi.
GÖNÜLLENDİRMEK
Gönüllenmesine sebep olmak.
DÖNÜŞTÜRMEK
Dönüşmesini sağlamak, tahvil etmek. Bir şekli, belli bir kurala göre, başka bir şekle çevirmek.
DÖNÜŞTÜRÜLEBİLMEK
Dönüştürülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÖNÜŞTÜRÜLEBİLME
Dönüştürülebilmek işi.
YUKARISÖĞÜTÖNÜ
Eskişehir ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
DÖNÜŞTÜRÜLMEK
Dönüştürme işine uğramak.
DÖNÜŞÜVERMEK
Dönüşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÖNÜŞSÜZLÜK
Dönüşsüz olma durumu.
GÖNÜLSÜZİREK
İstemeye istemeye.
DÖNÜŞÜMCÜLÜK
Yaşayan türlerin yalın biçimlerden karmaşık biçimlere doğru gelişerek ortaya çıktığını -öne süren- öğreti, transformizm.
DÖNÜŞEBİLMEK
Dönüşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZDÖNÜŞTÜREÇ
Birincili ve ikincili aynı sargıya bağlanmış bir dönüştüreç türü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAKA
İlgi. Gönül bağı.
ALTIKARDEŞ
Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi.
ALMAŞIKLIK
Dönüşümlü ve düzenli sıralanma.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
AKIBET
Bir iş veya durumun sonu, sonuç. Sonunda, önünde sonunda.
AVDET
Dönüş, geri gelme.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
ARTI
Toplama işleminde + işaretinin adı, zait. Fazlalık. Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
AKLEN
Akıl gereğince, akıl yönünden.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AŞİRET
Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.