İçinde ÇENTİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "çenti" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çenti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu çenti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çenti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÇENTİLEBİLMEK

12 harfli kelimeler

ÇENTİKLENMEK, ÇENTİLEBİLME, ÇENTİKLEYİCİ

11 harfli kelimeler

ÇENTİKLEMEK, ÇENTİKLENME

10 harfli kelimeler

ÇENTİLEMEK, ÇENTİKLEME

9 harfli kelimeler

ÇENTİKSİZ, ÇENTİLMEK

8 harfli kelimeler

ÇENTİYAN, ÇENTİMEK, ÇENTİLME, ÇENTİKLİ

7 harfli kelimeler

ÇENTİCİ

6 harfli kelimeler

ÇENTİK

5 harfli kelimeler

ÇENTİ

Bazı kelimelerin anlamları

ÇENTİ

Çanta. Bıçakla, çubuk veya tahta üzerinde açılan küçük tırtık: Hele şuna, masanın kenarını çentek çentek etmiş. Gömlek.

ÇENTİYAN

Gentiana türleri.Gentianaceae.

ÇENTİLME

Çentilmek durumu.

ÇENTİKLEMEK

Bir şeyde çentik açmak. Bir şeyi ince doğramak.

ÇENTİLMEK

Çentme işine konu olmak.

ÇENTİMEK

Yontmak.

ÇENTİCİ

Hastanın şişip sızlayan yerini, bıçağın ağzıyla yontuyormuş gibi yavaş yavaş vurarak iyileştirmeye çalışan kimse: Eli sebeplidir ocaktan çenticidir o.

ÇENTİKLEYİCİ

Çentik yapmakta kullanılan aygıt.

ÇENTİLEBİLMEK

Çentilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇENTİKLİ

Üzerinde çentik bulunan.

ÇENTİLEBİLME

Çentilebilmek işi.

ÇENTİLEMEK

Pazarlık etmek.

ÇENTİKLEME

Çentiklemek işi.

ÇENTİKLENME

Çentiklenmek işi.

ÇENTİKLENMEK

Çentikli duruma gelmek.

ÇENTİKSİZ

Üzerinde çentik bulunmayan.

  -   -   -  

Anlamında ÇENTİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇENTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DOÇENTLİK

Doçent olma durumu. Doçentin görevi.

CIZGI

Çizgi. Haşhaş sütünü çıkarmak için kullanılan aygıt. Çizgi, sek sek oyunu. Haşhaştan süt çıkarmak için kullanılan ağız kısmı çentikli özel bıçak. (Senirkent Isparta).

AJDA

Filiz, sürgün. Çentik çentik olan şey.

FİLOBIÇAĞI

Ayakkabı kenarını kesmek için kullanılan ucu çentikli bıçak. (Yerköy Yozgat; Gölbaşı Çankaya Ankara).

KERTME

Kertmek işi. Çentik.

ÇEVTİK

Elma, armut gibi meyvelerin etli kısımları yenildikten sonra geriye kalan çekirdekli sert kısım: Bu çentikler böyle meydanda bırakılır mı?.

ÇİNTİK

Kenarı yontulmuş, kesilmiş çentik: Bu kalem çintiktir. Bir şeyin çok küçük parçası. Fiske: Bir çintik bile vuramaz. Hayvan tekmesi. Fiske.

KERTİK

Kertilmiş yer, gedik, çentik. Kertilmiş olan.

HÖRHÖZ

Kertme; çentikli ayak.

TIRTIK

Çentik.

HORT

İki bıçağın birbirine vurulmasıyle meydana gelen çentik. Kıldan yapılan top ve sopa ile oynanan bir çocuk oyunu. Semiz, toplu, şişman. Delikanlı, babayiğit. Yetim, öksüz.

TIRNAKLIK

Bir kutunun kapağı üzerinde bulunan ve kapağın tırnakla çekilip açılmasını sağlayan yanlamasına çentik. Tırnak yeri. Namlunun üzerinde bulunan kertik.

EMERGİNAT

Yaprak ayası ucunun çentikli olması.

CIRT

Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses. Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe.

GIYGIÇ

Ağız kısmı çentikli bağ bıçağı. (Pınarbaşı Bornova İzmir).

DİŞ

Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.

OLUKÇUK

Küçük oluk. Bazı organların yüzeyinde bulunan çentikler.

KERTE

İşaret için yapılmış çentik veya iz, kerti. Derece, radde.

HORTLAŞMAK

Bıçakları birbirine sürerek ağızlarında çentik açmak.

İNSİSURA

Çentik, kertik, kesik.