Kelimeler arşivinde; içinde "zeği" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zeği bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zeği ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zeği olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YABANTEZEĞİ
DİLBEZEĞİ
SUGÖZEĞİ
BİZEĞİL, GÖZEĞİR
ZEĞİ
ZEĞİ
Yatıya gelen kadın konuk. Bir köyden diğer köydeki tanıdığına bir süre kalmak üzere giden kadın misafir.
SUGÖZEĞİ
Bataklık.
BİZEĞİL
Bir parça, azıcık, biraz.
DİLBEZEĞİ
Yerinde söz söyleyen. Çok konuşan. Tatlı dilli, hoşsohbet.
GÖZEĞİR
Göze hoş görünen, gösterişli, dikkat çeken kimse:Gözeğir bir kız.
YABANTEZEĞİ
Kırlarda kurumuş tezek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZEĞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖKYUVARI
Sonsuz gök boşluğunu tüm gökcisimleriyle içine alan ve özeğinde yeryuvarının bulunduğu düşünülen varlık.
GEZEK
Çok gezen kişi. Köy halkının, köy odasına gelen misafire, çobana, imama sıra ile yemek göndermesi. Ailelerin aralarında sıra ile birbirlerine verdikleri ziyafet, toplantı. Misafirlik. Sıra ile hayvan gütme: Gezekten geldim. Öküz, inek ve benzerleri sürüsü. Otlak. Pirinç, buğday tarlası: Pirinç gezeği. Gezinti yeri. Öküz arabaları dizisinin en önünde giden araba: Bizim araba gezek. Sıra, nöbet: Bu akşam gezek kimde ?. Ambarların önündeki sofa. Sıra.
ÇOKYAPRAK
Bir düzenli çokgen üzerinde, çokgenin özeğine göre bakışımlı olmak ve yayların bitim noktaları söz konusu çokgen üzerinde olmak koşuluyla eşleşik çemberlerin yaylarıyla oluşturulan düzlemsel uzambiçim.
HECELİKSİZ
Kendi başına bir hece özeği meydana getiremiyen (seslik).
BEZELİ
Bezesi olan. Bezeği olan, bezekli.
GICIRDEK
Arabaların gıcırdamaması için özeğin üzerine konulan bir parça. Sakızın kıvamını artırmak için katılan kauçuk cinsinden bir madde.
DÖNGEN
İki ve daha çok kütleden oluşan bir nesnenin, örneğin bir özdeciğin kütle özeği çevresinde dönen bir yapı olarak işlenmesi.
IŞIN
Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti, şua. Işın etkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri. Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri. Belli bir doğrultuda giden tanecikler ya da erke demeti. Isı ya da ışık erkesinin yayılma doğrultusunu gösteren çizgi. Bir çemberin ya da bir yuvarın özeğinden dışa doğru uzanan çizgilerden her biri. Belli bir doğrultuda,giden parçacıklar ya da erke demeti. Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. Anlamdaş. yandoğru. Herhangi bir ışınım kaynağından çıkarak herhangi bir yöne giden bir ışınımın izlediği doğru. Bu ışınımın kendisi. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne dağılıp giden ışık demeti.
ANAYOL
Birçok yolu besleyen ve birbirine bağlayan, kentlerin yüksek yoğunluk bölgelerinden geçen, kavşakları olan ve kent özeğini yörekentlere bağlayan yol.
ÖRZEK
Merkez, orta, göbek: Karpuzun örzeği güzeldir.
KOPMUK
Davar tezeği.
KENTKONAĞI
Kent başkanının ve öteki kent yönetimi görevlilerinin çalıştıkları, genellikle kent özeğinde yer alan yapı.
KIYIKENT
Deniz kıyısında genellikle fırtınalardan korunmuş bir yerde kurulmuş ve ülkenin alım satım ilişkilerinin özeği olan kent.
ALTÖZEK
Birçok işgörüler için kentin özeğine bağlı olmakla birlikte, çevresinde yaşayan küçük toplulukların tecimsel, ekinsel, dinlenme ve eğlenmeyle ilgili ve benzerleri gereksinmelerini bir ölçüde karşılayabilen ve kent büyüdükçe sayıları da artan ikincil önemdeki kent özekleri.
KEMERYOL
Kent içinde bir yerden başlayıp bir çember çizdikten sonra yine orada son bulan ve o yerleşim yerinde yaşayanların toplu taşıma araçlarıyla kent özeğinin her yerine kolayca varmalarını sağlayan yol.
BEZEKLİ
Bezeği olan, süslü, süslenmiş.
AŞIK
Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.
ÖZBÖLGE
Bir kentin özeğinde yer alan ve genellikle kamusal ve özel kesim yönetim yapılarıyla, kentin tecim ve işgörü işlevlerinin görüldüğü, yapıların yoğunlaştığı kesim. bk. iş bölgesi, kent özeği, iş özeği.
BATİK
Kumaş, deri veya kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem. Bu yöntemle hazırlanmış kumaş. Bu kumaştan yapılan (giysi). Ak kumaş üzerine çizilen bezeğin boyanacak bölümlerinin boş bırakılması, boyanmayacak bölümlerininse eritilmiş balmumuyla kapatılmasıyla Cava'da, Hindistan'da, Malezya'da uygulanan basma ve ipekli kumaşları boyama tekniği, a. bk. ikat. (Süsleme) Bez üzerinde süs yapma tekniği. Süslenecek bez üzerine bezeme çizimi yapılır. Boyanmayacak bölümler çizime göre balmumu ile kapatılır. Boyanacak yerler açık bırakılır. Bez, boyanmak üzere kumaş boyasının içine atılır.
EŞLEK
Ekvator. Yeryuvarı özeğinden, yer eksenine dik geçen düzlemin yeryuvarı ile arakesiti olan ve yeri iki eşit yarımyuvara bölen çember. Yer merkezinde dönme eksenine dik olan düzlemin yeryuvarlağı ile arakesiti, kimi zaman eşlek çemberi denir.