İçinde ZEĞİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "zeği" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zeği bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu zeği ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zeği olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

YABANTEZEĞİ

9 harfli kelimeler

DİLBEZEĞİ

8 harfli kelimeler

SUGÖZEĞİ

7 harfli kelimeler

BİZEĞİL, GÖZEĞİR

4 harfli kelimeler

ZEĞİ

Bazı kelimelerin anlamları

ZEĞİ

Yatıya gelen kadın konuk. Bir köyden diğer köydeki tanıdığına bir süre kalmak üzere giden kadın misafir.

SUGÖZEĞİ

Bataklık.

DİLBEZEĞİ

Yerinde söz söyleyen. Çok konuşan. Tatlı dilli, hoşsohbet.

BİZEĞİL

Bir parça, azıcık, biraz.

YABANTEZEĞİ

Kırlarda kurumuş tezek.

GÖZEĞİR

Göze hoş görünen, gösterişli, dikkat çeken kimse:Gözeğir bir kız.

  -   -   -  

Anlamında ZEĞİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZEĞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEZEKLİ

Bezeği olan, süslü, süslenmiş.

ÖZBÖLGE

Bir kentin özeğinde yer alan ve genellikle kamusal ve özel kesim yönetim yapılarıyla, kentin tecim ve işgörü işlevlerinin görüldüğü, yapıların yoğunlaştığı kesim. bk. iş bölgesi, kent özeği, iş özeği.

ÇOKYAPRAK

Bir düzenli çokgen üzerinde, çokgenin özeğine göre bakışımlı olmak ve yayların bitim noktaları söz konusu çokgen üzerinde olmak koşuluyla eşleşik çemberlerin yaylarıyla oluşturulan düzlemsel uzambiçim.

KIYIKENT

Deniz kıyısında genellikle fırtınalardan korunmuş bir yerde kurulmuş ve ülkenin alım satım ilişkilerinin özeği olan kent.

DÖNGEN

İki ve daha çok kütleden oluşan bir nesnenin, örneğin bir özdeciğin kütle özeği çevresinde dönen bir yapı olarak işlenmesi.

AŞIK

Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.

GICIRDEK

Arabaların gıcırdamaması için özeğin üzerine konulan bir parça. Sakızın kıvamını artırmak için katılan kauçuk cinsinden bir madde.

ÖRZEK

Merkez, orta, göbek: Karpuzun örzeği güzeldir.

BEZELİ

Bezesi olan. Bezeği olan, bezekli.

KENTKONAĞI

Kent başkanının ve öteki kent yönetimi görevlilerinin çalıştıkları, genellikle kent özeğinde yer alan yapı.

ALTÖZEK

Birçok işgörüler için kentin özeğine bağlı olmakla birlikte, çevresinde yaşayan küçük toplulukların tecimsel, ekinsel, dinlenme ve eğlenmeyle ilgili ve benzerleri gereksinmelerini bir ölçüde karşılayabilen ve kent büyüdükçe sayıları da artan ikincil önemdeki kent özekleri.

GEZEK

Çok gezen kişi. Köy halkının, köy odasına gelen misafire, çobana, imama sıra ile yemek göndermesi. Ailelerin aralarında sıra ile birbirlerine verdikleri ziyafet, toplantı. Misafirlik. Sıra ile hayvan gütme: Gezekten geldim. Öküz, inek ve benzerleri sürüsü. Otlak. Pirinç, buğday tarlası: Pirinç gezeği. Gezinti yeri. Öküz arabaları dizisinin en önünde giden araba: Bizim araba gezek. Sıra, nöbet: Bu akşam gezek kimde ?. Ambarların önündeki sofa. Sıra.

KOPMUK

Davar tezeği.

HECELİKSİZ

Kendi başına bir hece özeği meydana getiremiyen (seslik).

KEMERYOL

Kent içinde bir yerden başlayıp bir çember çizdikten sonra yine orada son bulan ve o yerleşim yerinde yaşayanların toplu taşıma araçlarıyla kent özeğinin her yerine kolayca varmalarını sağlayan yol.

ANAYOL

Birçok yolu besleyen ve birbirine bağlayan, kentlerin yüksek yoğunluk bölgelerinden geçen, kavşakları olan ve kent özeğini yörekentlere bağlayan yol.

IŞIN

Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti, şua. Işın etkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri. Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri. Belli bir doğrultuda giden tanecikler ya da erke demeti. Isı ya da ışık erkesinin yayılma doğrultusunu gösteren çizgi. Bir çemberin ya da bir yuvarın özeğinden dışa doğru uzanan çizgilerden her biri. Belli bir doğrultuda,giden parçacıklar ya da erke demeti. Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. Anlamdaş. yandoğru. Herhangi bir ışınım kaynağından çıkarak herhangi bir yöne giden bir ışınımın izlediği doğru. Bu ışınımın kendisi. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne dağılıp giden ışık demeti.

EŞLEK

Ekvator. Yeryuvarı özeğinden, yer eksenine dik geçen düzlemin yeryuvarı ile arakesiti olan ve yeri iki eşit yarımyuvara bölen çember. Yer merkezinde dönme eksenine dik olan düzlemin yeryuvarlağı ile arakesiti, kimi zaman eşlek çemberi denir.

GÖKYUVARI

Sonsuz gök boşluğunu tüm gökcisimleriyle içine alan ve özeğinde yeryuvarının bulunduğu düşünülen varlık.

BATİK

Kumaş, deri veya kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem. Bu yöntemle hazırlanmış kumaş. Bu kumaştan yapılan (giysi). Ak kumaş üzerine çizilen bezeğin boyanacak bölümlerinin boş bırakılması, boyanmayacak bölümlerininse eritilmiş balmumuyla kapatılmasıyla Cava'da, Hindistan'da, Malezya'da uygulanan basma ve ipekli kumaşları boyama tekniği, a. bk. ikat. (Süsleme) Bez üzerinde süs yapma tekniği. Süslenecek bez üzerine bezeme çizimi yapılır. Boyanmayacak bölümler çizime göre balmumu ile kapatılır. Boyanacak yerler açık bırakılır. Bez, boyanmak üzere kumaş boyasının içine atılır.