İçinde ZEMİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "zemi" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zemi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu zemi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zemi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

HİPERAMİLAZEMİ, HİPERMAGNEZEMİ

13 harfli kelimeler

HİPOMAGNEZEMİ

11 harfli kelimeler

FOSFATAZEMİ, GALAKTOZEMİ

10 harfli kelimeler

BAKIRZEMİN, FRUKTOZEMİ

9 harfli kelimeler

ZEMZEMİYE, AMİLAZEMİ, GLİKOZEMİ, MAGNEZEMİ

8 harfli kelimeler

ZERZEMİK, HEMZEMİN, NİZEMİYE, MAHZEMİN, GÜLZEMİN, ZEMİNLİK

7 harfli kelimeler

ALZEMİN, ZELZEMİ, ZEMİNLİ, ZERZEMİ

6 harfli kelimeler

SEZEMİ, ŞEZEMİ

5 harfli kelimeler

ZEMİK, ZEMİL, ZEMİN

4 harfli kelimeler

ZEMİ

Bazı kelimelerin anlamları

ZEMİ

Tarla.

ZEMZEMİYE

Bilecik ilinde, Söğüt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

BAKIRZEMİN

Tabanı bakır renkli halı. (Ulubey Senirkent Isparta).

GLİKOZEMİ

Glisemi.

FOSFATAZEMİ

Kanda alkalen fosfataz bulunması.

NİZEMİYE

Arapça kökenli nizâmiyye: nizamiye.

MAHZEMİN

Kayseri kenti, Erkilet nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

AMİLAZEMİ

Kanda amilaz düzeyinin artması.

FRUKTOZEMİ

Fruktozu fosforile eden fruktokinaz enziminin kalıtsal eksikliği sonucu fruktozun metabolize edilememesi ve kanda fruktozun artması.

ZERZEMİK

Doluyla karışık yağan yağmur.

HİPERAMİLAZEMİ

Kan serumunda amilaz düzeylerinin yüksek bulunması. Kan serumunda anormal olarak yüksek amilaz düzeyleri.

HEMZEMİN

Aynı düzeyde olan.

GALAKTOZEMİ

Galaktoz metabolizmasındaki enzim eksiklikleri sonucu galaktozun glikoza metabolize edilememesi ve kanda galaktozun artmasıyla belirgin metabolizma bozukluğu.

MAGNEZEMİ

Hipermagnezemi.

HİPERMAGNEZEMİ

Kanda yüksek miktarda magnezyum bulunması, magnezemi. Kanda magnezyum düzeyinin normalin üzerinde olması, magnezemi.

HİPOMAGNEZEMİ

Kanda magnezyum düzeyinin normalin altına inmesi. Kanda magnezyum düzeyinin normalin altına düşmesi.

  -   -   -  

Anlamında ZEMİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZEMİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KULUÇKALIK

Kuluçka olma durumu. Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler, inkübatör. Kuluçkada kullanılmaya elverişli. Kuluçka döneminin geçirildiği yer, kuluçkahane.

EMPRİME

Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi. Bu işleme uğratılan (ipekli, yünlü vb. kumaş).

AYDINLIK

Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

ÇOBANALDATAN

Çobanaldatangillerden, kahverengimsi gri zemin üzerine benekli ve çizgili tüyleri olan, kanatları sivri, kuyruğu uzun, boynu kısa, başı iri ve enli, gagası ufak, kısa ve kancalı bir tür kuş, keçisağan (Caprimulgus europaeus).

MERMERCİ

Mermer çıkaran, işleyen, satan, mermer vb. taşlardan yapılarda ıslak zemin işleri, mutfak döşemesi, eviye veya mezar taşları yapan kimse.

DİZEMSİZ

Dizemi olmayan, tartımsız, ritimsiz.

YATAY

Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki.

BLOKAJ

Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.

AHDANA

Evin zemin katındaki temel üstü duvarı: Evin ahdanası yıkıldı. Taş duvar.

SEKSEK

Zemine çeşitli şekiller çizildikten sonra taşları ayakla çizilen bölümler arasında sektirerek oynamaya dayalı bir çocuk oyunu.

KOT

Giysi yapılmış olan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş, blucin. Yörelere göre değişen ölçüde tahıl alabilen, tahtadan yapılmış bir ölçek. Temel ile zemin arasındaki yükseklik. Bu kumaştan yapılmış olan (giysi).

ENGEL

Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

DAMA

Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun.

ASSUZ

Faydasız, beyhude, bir şeye benzemiyen.

SIVAMA

Sıvamak işi. Sıvanır gibi üstüne kaplanmış, örtülmüş veya çok sık takılmış. Silme. Zemini hemen hiç görülmeyecek kadar kaplanmış, örtülmüş veya takılmış olarak.

BAZA

Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak. Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide. Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi.

SAYDAM

İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Açık seçik, belirgin. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Asetat. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif.

BORDÜR

Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.

MANTAR

Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.