İçinde YÜZÜNDEN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yüzünden" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yüzünden bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yüzünden ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yüzünden olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

YÜZÜNDEN

-den ötürü.

  -   -   -  

Anlamında YÜZÜNDEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YÜZÜNDEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DAĞILMA

Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.

KARMAŞIK

İçinde aynı cinsten birçok öge bulunan, birbirine az çok aykırı birçok şeyden oluşan, mudil. Anlaşılması güç olan (durum), sofistike. Çözeltide kendisini oluşturan parçalara iki yönlü olarak ayrışan (iyon veya birleşik), kompleks. Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan, komplike. Üstün teknolojisi olan, sofistike.

KÜKRE

Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan).

ASTİGMATİZM

Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.

KAÇIRMAK

Kaçmasını sağlamak ya da kaçmasına imkân yaratmak. Delirmek. Yararlanamamak. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek. Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak. Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek. İstemeyerek altını kirletmek. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek. Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak. Zor kullanarak yanında götürmek. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek. Sıvı, gaz vb. sızdırmak. Birini veya bir şeyi göstermemek. Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak.

DALYARAK

Budalalığı yüzünden her zaman densizlik, küstahlık eden (kimse).

BULAŞMAK

Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Hastalık geçmek, sirayet etmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.

HAMLAMAK

Uzun süre idman yapmama, hareket etmeme yüzünden gücünü veya çevikliğini yitirmek.

İNCİNMEK

Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek. Birinin herhangi bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak.

CAHİLLİK

Bilgisizlik. Gençlik, toyluk, deneyimsizlik. Gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden işlenen kusur.

ALBASTI

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.

DEĞİŞİNİMCİLİK

Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.

ÇÜRÜMEK

Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek. Yıpranmak, çökmek. Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak.

DİLLENMEK

Çocuk konuşmaya başlamak. Onaylanmayan bazı davranışlar yüzünden hakkında dedikodu yapılmak, dile düşmek. Konuşma yeteneği olmayan varlık konuşmak, dile gelmek.

DÖNÜŞÜM

Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon. Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme. Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon.

BIKMAK

Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek, usanmak. Dayanamaz duruma gelmek.

DEPREM

Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele.

HÜSRAN

Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı. Zarar, ziyan.

KAVRULMAK

Kavurma işi yapılmak. Hayatın acılarına uğramak. Dış etkenler yüzünden özelliklerini yitirmek. Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememek, cılız kalmak.

ÇÜRÜK

Çürümüş olan. Sakat. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. İş göremez, hastalıklı. Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Sağlam ve dayanıklı olmayan.