Kelimeler arşivinde; içinde "yuğ" olan, toplam 32 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yuğ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yuğ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yuğ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YUĞURTÇİÇEĞİ
KIZILYUĞRUK, YUĞURLANMAK
YUĞURTMEC, YUĞURTMAK, YUĞŞUNMAK, YUĞRUMLUK, YUĞRULMAK
YUĞÜRMEK, YUĞURUCU, YUĞURTMA, YUĞURMAK, YUĞŞUMAK, YUĞARLAK, DİŞOYUĞU
YUĞACIK
YUĞMAK, YUĞRUK, YUĞRUM, YUĞLUK, YUĞSÜK, YUĞADI
TUYUĞ, YUĞÜÇ, BÜYUĞ, DUYUĞ, YUĞAÇ, YUĞAL
YUĞ
Ölü için yapılan geleneksel toplantı, ağıt. Yün. Çağırma ve dikkat ünlemi, hey!. Seslenme ünlemi. Türklerin, İslam dinine girmeden önce Samanlık inançlarına göre düzenledikleri cenaze töreni.
YUĞURTMAK
Koşmak.
KIZILYUĞRUK
Yılancık hastalığı.
YUĞURLANMAK
Yoğrulmak.
YUĞŞUNMAK
Eskimek, yıpranmak.
YUĞRULMAK
Yoğrulmak. Karıştırılmak. Ezilmek.
YUĞURTMEC
Kısır hayvan.
YUĞŞUMAK
Eskimek, yıpranmak.
YUĞARLAK
Loğ taşı, toprak damı düzlemek ve pekiştirmekte kullanılan taş silindir.
YUĞÜRMEK
Koç, koyuna aşmak.
YUĞURTMA
Kayısı, zerdali ezmesinin yumurta biçiminde yuvarlanıp, kurutulmasıyla yapılan bir yiyecek.
DİŞOYUĞU
Dişleri yeni açılmış değirmende öğütülmüş taşlı un.
YUĞURMAK
Yoğurmak. Eski türkçe yogurmak: yuğurmak.
YUĞURUCU
Hamur yoğurma işini yapan.
YUĞURTÇİÇEĞİ
Papatya.
YUĞRUMLUK
Bir yoğrum hamura yetecek nicelikte un.
Bu bölümde tanımı içerisinde YUĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAĞU
Eskiden Orta Asya'da düzenlenen yuğlarda (cenaze törenlerinde) söylenen ağıt. Ölünün iyiliklerini duyuran ağıt ve mersiye.
TİRKE
Bakır hamur yuğurma kabı.
KAKLIÇ
Taş oyuğu. İzmir ili, Çiğli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DÜVEK
Taş oyuğu. Hayvanların çamurdaki ayak izleri.
TİRPİCİ
Geçimini hamur yuğurma ile sağlayan kişi. (Çavuşlu Görele Giresun).
ÇİÇEKLİK
Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.
DOLGU
Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde. Toprak doldurma işlemi. Bu işlemin sonucu. Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme.
ŞARAKMANA
Pekmez kaynatma işleri ve zamanı. Pekmez kaynatma kazanı. (Gençali, Ulyuğbey Senirkent Isparta).
KÖFTEN
Küçük mağara, kaya oyuğu, in.
ARKOSOLYUM
(Mimarlık) Katakomplarda ölülerin içine dikine yerleştirildiği duvar oyuğu.
SÖĞÜRCE
At gibi hayvanların tırnaklarının oyuğu.
YARLAĞAN
Taş oyuğu, yarık. Susuzluktan, toprakta oluşan çatlak. Taştan, tuğladan, kerpiçten yapılan ocak, maltız.
AVKIMAK
Çamaşırı durulamak. Yuğurulmuş hamuru yapışmaması için una bulayarak yumak yumak hazırlamak. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak.
TIHRAZ
Kaya oyuğu, dehliz.
YALAH
Hayvanların içinden yemek yediği, taş, ağaç, çanak ve benzerleri kap. Hayvanların su içtiği ağaç kap, taş oyuğu. Hayvanların su içmesi için, ağaç, taş ve benzerleri maddelerden yapılan ve çeşmelerin önünde bulunan oluk, tekne. Çukur yer (genellikle kazılmış). Saksı. Küçük su birikintisi, gölcük. Ağaç leğen. Ahırda, hayvan pisliklerinin biriktiği uzun çukur. Ortası çukur tarla. 1. Vadilerdeki küçük, verimli düzlük. 1. Kuytu yer. 1. Dağ yamacındaki düzlük. 1. Sahan, tabak, çanak, tas gibi kaplara verilen genel ad. 1. Suyun akarken yardığı yer. 1. Kalaycılıkta, bakır temizlenen yer. 1. Sığ, derin olmayan. Geveze, boşboğaz, söz taşıyarak arabozan. Sırnaşık, eğitimsiz. Dalkavuk. Açgözlü, bedavacı, asalak, arsız. Dönek. Aşağılık, onursuz. İkiyüzlü. Her işe burnunu sokan. Sürtük. 1. Hoppa, kötü kadın. Eski türkçe yal+ak: Köpeğe yiyecek verilen kap; çeşmede hayvanların su içtiği tekne (Erzincan Merkez). Kedi ve köpeklerin yemek kabı. Çukur, dere vadisi.
EKOYLUM
(Mimarlık). Camilerde yarım kubbelerin iki ya da üç yanında küçük yarım kubbelerle yapılan oylum eklemeleri. Eski Yunanda üstü yarım kubbe ile örtülü, oturulacak duvar oyuğu.
BİÇİK
Sel yatağı, dere, dere yatağı. Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir tane, bir tanecik. Dağda, iki kaya arasındaki boşluk. İki derenin birleştiği yer. Kesik, biçilmiş. Denize doğru uzanmış kara parçası, burun. Dağlarda, tepelerde sellerin açtığı yarıntı. Su yolu. Dana. Kuyruğu düğümlü koç. Köşe, bucak, uç, açı. Buzağı. Sığır yavrusu, buzağı. Nergiz çiçeğinin yetiştiği kaya oyuğu. Dana, sığır yavrusu. Buzağıdan büyük yavru. Işığı renklerine ayırmak için kullanılan üçgen kesitli altı yüzlü saydam nesne. Kesik, kesilmiş.
OYUKLU
Oyuğu olan, oyukları bulunan.
DUVARGÖZÜ
Raf olarak kullanılmak üzere duvar içine açılmış oyuk. İçine heykel yerleştirilen, üstü küçük yarım kubbeli ya da düz olan duvar oyuğu.
ANKASTRE
Bir oyuğa, yuvaya yerleştirilmiş (tesisat).