İçinde YORUCU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yorucu" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yorucu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yorucu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yorucu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

YORUCU

Fal bakan, düş yorumlayan, gelecekte olacak şeyleri söyleyen kişi. Yıldızlara bakarak veya başka usullerle, gaipten haber veren, kâhin, müneccim.

  -   -   -  

Anlamında YORUCU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YORUCU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GÜÇ

Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.

ABAZIRMAK

Günlerce yorucu işlerde çalışarak takatsiz kalmak. İçi boşalmak, çürümek, koflaşmak: Şu kavak ağacı abazırmış.

GÜÇLÜK

Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.

ŞELEK

Sırtta taşınan yük. Boynuzunun biri kırık hayvan. Aptal. 1.Sırtta taşınan yük. 2.Küçük sepet. 3.Küfe. 1.Boynuzunun birisi kırık hayvan. 2.Bir kulaklı keçi. 3.Bir yanlı kazma, çapa. Meyvenin yenilmeyen orta bölümü. Taneleri olmamış üzüm salkımı. Bir şeye karşılık verilen armağan. İç giysisi, çamaşır. Ev eşyası, öteberi. Şaşı. Kalem ucu gibi kesilmiş, yontulmuş (ağaç). Güç, yorucu. Attığı taşla ereğini bulan kişi. Fındık dalından çıkarılan ince çıtalardan yapılan orta büyüklükte bir çeşit sepet. Ağzı geniş dibi dar sepet. Sepet (Sivas). Yuvarlak ekin yığınları. (Taşpınar Aksaray Niğde). Sırtta taşınacak kadar odun yükü. Denk, tay.

ZAHMETLİ

Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç. Sıkıntı veren.

KÜLFETLİ

Sıkıcı, zor, yorucu, özen isteyen. Büyük masraf gerektiren.

EMEK

Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. Uzun ve yorucu, özenli çalışma. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.

TAPIRDATMAK

Ayak ya da sopa ve benzerleri şeyleri yere vurarak tap tap ses çıkartmak. Oraya buraya koşturmak. Tez yapılması gereken, yorucu iş vermek.

HAFİF

Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

ÖLDÜRÜCÜ

Öldüren, ölüme sebep olan, ölüme yol açan. Bayıltıcı, bunaltıcı, sıkıcı, yorucu.