İçinde YETERLİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yeterli" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yeterli bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yeterli ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yeterli olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

YETERLİ

Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli. Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan. Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan.

YETERLİK

Yeterlilik.

YETERLİLİK

Yeterli olma durumu, yeterlik. Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi, ehliyet, yeterlik. Görevini yerine getirme gücü, kifayet, yeterlik.

  -   -   -  

Anlamında YETERLİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YETERLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SIKIM

Sıkma işi. Ateşli silahlarda bir atış için yeterli olan miktar. Bir defada sıkılan miktar. Avucun sıkıldığında alabildiği miktar.

KANMAZLIK

İhtiyacını veya isteğini yeteri kadar karşıladığı hâlde yeterli bulmamak.

HADDİKİFAYE

Yeterlik derecesi.

KİFAYETLİ

Yeterli.

KİFAYET

Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik.

EHLİYETNAME

Ehliyet, yeterlik belgesi. Sürücü belgesi.

BASINÇLAMAK

Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.

EHLİYETLİ

Yeterli. Ehliyeti olan.

GÜÇ

Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.

BRÖVE

Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi.

İYİ

İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Yeterli, yetecek miktarda olan.

DOZ

Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.

BİLMEK

Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.

BÜCÜR

Ufak tefek ve kısa boylu (kimse). Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan.

HAVASIZ

Havası olmayan, hava almayan. Göz alıcı, çekici olmayan. Havası iyi ya da yeterli olmayan.

GIDASIZ

Besini olmayan, yeterli besin alamayan, besinsiz.

SIĞ

Derinliği az, dibi yüzeyine yakın olan (göl, deniz, akarsu vb.). Ayrıntıya inemeyen, yeterli olmayan, yüzeyde kalan.

GEÇİŞİM

Geçişme işi, tedahül. Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması, intikal. Yarı geçirgen bir zarla birbirinden ayrılmış iki sıvının karşılıklı geçerek birbirine karışması, hulul, ozmoz.

FLAŞ

Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.

CAHİL

Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.