Kelimeler arşivinde; içinde "yenilik" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yenilik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yenilik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yenilik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YENİLİK
Yeni olma durumu. Yenileşim. Eskimiş, zararlı veya yetersiz sayılan şeyleri yeni, yararlı ve yeterli olanlarıyla değiştirme, teceddüt. Yeni olan bir şeyin özelliği.
YENİLİKÇİ
Yenilikten yana olan.
YENİLİKÇİLİK
Yenilikçi olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde YENİLİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ÇAĞCIL
Çağdaş. Tekniğin, bilimin yeniliklerinden yararlanan, modern.
MODA
Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik. Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük. Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan.
DANIŞIM
Kentlerin düzentasarlarının hazırlanması evresinde, düzentasarın getireceği yeniliklerden daha sonra etkilenecek olan kimselerin görüşlerini almak, böylece hem tasarların daha gerçekçi olmasını sağlamak, hem de onaylanmış tasarlara karşı gösterilebilecek tepkileri azaltabilmek amacıyla tasarlama örgütlerince düzenlenen toplantılar. bk. kamu danışımı.
YENİLEŞİM
Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması, yenilik, inovasyon.
KOLEKSİYON
Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü, derlem. Modaevlerinin giyimdeki yenilikleri tanıtmak için düzenlediği defilelerde gösterilen modellerin bütünü.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
YENİLEŞMEK
Yeni bir durum almak, yenilik kazanmak, yeniliğe uymak.
KÖKLEŞİK
Alışılmış olan, yenilik getirmeyen, geleneksel, klasik.
KALIP
Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Gösterişli görünüş. Biçim, durum. Biçki modeli, patron. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Genellikle küp biçiminde yapılan.
PARNASÇILAR
1866 yılına doğru Fransa'da Parnasse Contemporain adlı bir dergide eserlerini yayımlıyan şairlere verilen ad. Bunlar şiiri kof şatafatlardan, duygu itiraflarının aşırılığından, tatsız yeniliklerden kurtarma işini üzerlerine almışlar, sanat için sanat yapmağa çalışarak çoğu teknik bir olgunluğa erişmişlerdir. (PARNASÇILIK, Parnassianisme).
TECEDDÜT
Yenilik.
YENİCİ
Yenen, üstün gelen, mağlup eden. Yenilik yanlısı, yeniliği tutan.
YADGEREKİRCİLİK
Neden ve sonucun birbirini izlemesinde kesin bir zorunluk olmadığını; yenilik, bağımsızlık ve şans gibi etmenlerin de neden - sonuç bağıntısı kadar olaylar arasındaki ilişkiyi belirlediğini ileri süren, bu bakımdan gerekirciliğin karşıtı olan öğreti, bk. gerekircilik.
KLASİKLEŞMEK
Herhangi bir sanat, sanatçı, eser klasik duruma gelmek, zamana karşı değerini yitirmemek. Alışılmış durumda kalmak, bir yenilik, özellik getirmemek.
GERİCİ
Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya çalışan (kimse veya görüş), ilerici karşıtı, mürteci. Germe işini yapan kimse. Bir organı germeye yarayan (kas).
KÖKTENCİLİK
Bilimde, dinde, siyasette kökten yenilikler yapma eğilimi, radikalizm. Yaşama biçimlerini, yaşama ilişkilerini eleştirip kökten değiştirme eğiliminde sonuna kadar giden görüş. Ele alınan konunun temel nedenlerine, köklerine kadar inen düşünce biçimi, radikalizm. Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirmelerden yana olan tutum veya öğreti, radikalizm.
DONMAK
Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak. Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak. Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak. Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek. Kimyasal bir etki ile katılaşmak. Çok üşümek. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek.
YENİLEYİCİ
Markaların yenilenmesini yapan ya da bulguya daha başka yenilikler ekleyerek onu geliştiren.