Kelimeler arşivinde; içinde "yazma" olan, toplam 53 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yazma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yazma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yazma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAŞYAZMANLIK, BAYILAYAZMAK, GOLANLIYAZMA, ÇAKILAYAZMAK
SEETLİYAZMA, KAVAKAYAZMA, BAYILAYAZMA, ÇAKILAYAZMA, AKİYAZMATİK, ÇARPAYAZMAK, ÇEVRİYAZMAK, YAZMAEKMEĞİ, ELYAZMALARI
BAKAYAZMAK, ÇARPAYAZMA, ÇANLIYAZMA, GÜLEYAZMAK, DOĞAYAZMAK, BİLEYAZMAK, DURAYAZMAK, KUSAYAZMAK, YAZMACILIK, TAŞAYAZMAK, VURAYAZMAK, DÜŞEYAZMAK
YEDİYAZMA, KUSAYAZMA, OLAYAZMAK, SARIYAZMA, TAŞAYAZMA, VURAYAZMA, YAZMAKAYA, DÜŞEYAZMA, DURAYAZMA, DOĞAYAZMA, BİLEYAZMA, BAKAYAZMA, ÖLEYAZMAK, BAŞYAZMAN, YAZMANLIK, ELYAZMASI
OLAYAZMA, ÖLEYAZMA, AYAZMANA, GEZYAZMA
YAZMALİ, YAZMACI, KİYAZMA
AYAZMA, YAZMAÇ, YAZMAK, YAZMAN
YAZMA
YAZMA
Yazmak işi, tahrir. Kabakulak. Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez. Bu bezden yapılmış. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha.
ÇARPAYAZMAK
Çarpacak duruma gelmek.
BAYILAYAZMA
Bayılayazmak işi.
YAZMAEKMEĞİ
Yufka.
ÇAKILAYAZMA
Çakılayazmak işi.
ELYAZMALARI
Yazarının ya da başkasının el yazısı ile yazılmış, basımevinde makineler yardımı ile ya da başka yerlerde başka araçlarla çoğaltılmamış sayılar.
SEETLİYAZMA
Üzerinde desenler saati andıran gelin yazması. (Hüyüklü Yalvaç Isparta).
BAŞYAZMANLIK
Başkâtiplik.
ÇEVRİYAZMAK
Bir ortamdan bir başkasına aktarırken, veriyi, yeni ortamın gerektirebileceği biçime çevirmek.
KAVAKAYAZMA
Edirne şehri, Hamidiye bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BAYILAYAZMAK
Bayılacak gibi olmak.
ÇARPAYAZMA
Çarpayazmak işi.
GOLANLIYAZMA
golanlıçember.
AKİYAZMATİK
Mayozda kiyazmanın olmaması. Krossingoverin sadece bir eşeyde meydana geldiği türlerde kiyazmasız mayoz genellikle heterogametik eşeyde oluşmaktadır.
BAKAYAZMAK
Bakacak gibi olmak. Bakadurmak.
ÇAKILAYAZMAK
Çakılır gibi olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAZMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAKTİLOGRAFİ
Yazı makinesi ile yazı yazma işi.
CIZIRDATMAK
Cızırdamasına yol açmak, cızıldatmak. Kâğıt üzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yazı yazmak, cızıldatmak.
ÇIRPICI
Çırpma işini yapan kimse ya da şey. Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
DEĞİRMİ
Yuvarlak. Yemeni, yazma, başörtüsü. Eni boyuna eşit olan (kumaş).
DOLAK
Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası. Boyun atkısı. Başörtüsü, yazma.
ÇİZİKTİRMEK
Çabucak çizmek, çızıktırmak. Baştan savma yazmak.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
DEFTER
Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ÇELGİ
Alna bağlanan yazma, yemeni.
DÖKTÜRMEK
Dökme işini yaptırmak. Kolaylıkla ve güzel söylemek, yazmak veya oynamak.
DİVİT
Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik uçları olan bir kalem türü.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
AGRAFİ
Yazma yitimi.
ÇEMBER
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.
CIZIKTIRMAK
Yazmak, karalamak.
BOYAMA
Boyamak işi, pentür. Renkli yazma ya da mendil. Rengi boya ile sonradan verilmiş olan.
BOYA
Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.