İçinde YARIN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yarın" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yarın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yarın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yarın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

YARINDASI, YARINTASI, YARINTISI

8 harfli kelimeler

UYARINCA

7 harfli kelimeler

YARINKİ, YARINTI, YARINTİ

5 harfli kelimeler

YARIN

Bazı kelimelerin anlamları

YARIN

Bugünden sonra gelecek ilk gün. Gelecek, ilerideki zaman. (ya'rın) Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde.

YARINTISI

Öbür gün, yarından sonra.

UYARINCA

Gereğince, mucibince.

YARINKİ

Yarın yapılacak olan, yarın ile ilgili.

YARINTI

Selin veya yüzeyi kaplarcasına akan selintilerin oluşturduğu, eğim aşağı uzanan ince, az derin, oluk biçimli çukurlar.

YARINTİ

Yarıntı; kazıntı.

YARINDASI

Yarın, ertesi gün. Ertesi, ertesi gün.

YARINTASI

Öbür gün, yarından sonra: Bugün gelme yarıntası gün gel. Yarın, ertesi gün.

  -   -   -  

Anlamında YARIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YARIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKANAK

Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı. Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer. Sakız elde edilen kök: O akanak benim, sakızını sen toplama. Kayanak oyununda "pardon" anlamında kullanılan bir söz.

ÇOĞŞURMAK

Yanan dağınık odunları, ateşi kuvvetlendirmek için bir araya toplamak. Ateşi kuvvetlendirmek, alevlendirmek için üflemek. Kuvvetlice ateş yakmak. Ev eşyasını toplamak: Öteberiyi çoğşur, yarın göçeceğiz.

BOHEM

Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk).

DAVRANTI

Hazırlık: Düğün için davrantımız var. Ölülerin ruhu için verilen yemek: Yarın bizim davrantıya buyurun.

CARGAMLA

Sel yarıntısı.

ÇEŞNİCİ

Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse. Tütün veya içkilerin tat ve niteliğini belirleyen kimse. Sikkelerin ayarını düzenleyen kimse.

FEHVASINCA

Uyarınca, sözü gereğince.

BİÇİK

Sel yatağı, dere, dere yatağı. Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir tane, bir tanecik. Dağda, iki kaya arasındaki boşluk. İki derenin birleştiği yer. Kesik, biçilmiş. Denize doğru uzanmış kara parçası, burun. Dağlarda, tepelerde sellerin açtığı yarıntı. Su yolu. Dana. Kuyruğu düğümlü koç. Köşe, bucak, uç, açı. Buzağı. Sığır yavrusu, buzağı. Nergiz çiçeğinin yetiştiği kaya oyuğu. Dana, sığır yavrusu. Buzağıdan büyük yavru. Işığı renklerine ayırmak için kullanılan üçgen kesitli altı yüzlü saydam nesne. Kesik, kesilmiş.

FERDA

Yarın. Gelecek zaman, yarın.

AKIRGAN

Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı. Cereyan, akıntı. Tomruğun içinden çıkan yağlı çam.

BİRON

Yarından sonraki gün.

AKDİKMELER

Kireçli topraktaki muntazam sel yarıntıları.

CIGARIK

Gümüş ayarında başlık pulu.

SEÇİM

Seçme işi. Kanunlar, yönetmelikler uyarınca bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme, intihap.

AKNAK

Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı.

SABAHA

Yarın sabah.

ÇİRK

Kilim yerine kullanılan keçe. Gübre: Yarın tarlaya çirk çekeceğim. Sıkıntı, cefa. Tütün zifiri. Bitkilerin leke yapıcı suyu: Ceviz çirki hiç çıkmaz. Üzüm posası. Cevizin dışındaki meyva olgunlaşınca düşen yeşil kabuğu. Küçük toz parçaları. Pis su. Saman karıştırılmış sulu çamur. Sigara izmariti. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Killi ve sabunlu çamaşır suyu. (İnönü Eskişehir).

ANDAK

Ayağa batan diken, kıymık. Sel yarıntısı, kesintisi. Ondan sonra: Eve gideceğim, andak çarşıya. Hemen, o anda, derhal. O kadar. Derhâl, hemen.

TELEMETRE

İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç. Uzaklık gösteren değerlerin aktarılmasına yarayan araç. Fotoğraf makinelerinde, çekimi yapılacak nesneye olan uzaklığı belirterek bunun ayarını yapan düzen.

GÖRE

Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.