Kelimeler arşivinde; içinde "yanaş" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yanaş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yanaş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yanaş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YANAŞABİLMEK
YANAŞDIRMAK, YANAŞTIRMAK, BEZİRYANAŞİ, YANAŞABİLME
YANAŞIKLIK, YANAŞILMAK, YANAŞLAMAK, YANAŞDUMAH, YANAŞTIRMA, YANAŞDIRMA
YANAŞILMA
YANAŞMAH, YANAŞMAK, YANAŞLIK
YANAŞAK, YANAŞMA, YANAŞIH, YANAŞIK
YANAŞI
YANAŞ
YANAŞ
Ağırbaşlı, sessiz, soğukkanlı. Aksi, huysuz kişi.
YANAŞABİLME
Yanaşabilmek işi.
YANAŞDIRMAK
Yanaştırmak.
YANAŞABİLMEK
Yanaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YANAŞDUMAH
Yaklaştırmak.
YANAŞLAMAK
Öykünmek.
BEZİRYANAŞİ
Bayat ekmek kabuğundan yapılan bir çeşit yemek.
YANAŞILMAK
Yanaşma işi yapılmak.
YANAŞMAK
Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek. İlişki kurmak. Vapur, kayık vb. kıyıya varmak. Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek.
YANAŞIKLIK
Yanaşık olma durumu.
YANAŞILMA
Yanaşılmak işi.
YANAŞTIRMAK
Yanaşmasını sağlamak.
YANAŞTIRMA
Yanaştırmak işi.
YANAŞDIRMA
Tâbi, mühmel lafız.
YANAŞMAH
Yaklaşmak.
YANAŞLIK
Deniz veya ırmakta iskele.
Bu bölümde tanımı içerisinde YANAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LAVA
Herhangi bir yere yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen buyruk.
PONTON
Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba. Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba. Tombaz.
BORDALAMAK
İki deniz taşıtı birbirine yanaşmak. İki deniz taşıtı birbirine çarpmak.
GÖÇÜM
Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi, taksi.
BİTİŞMEK
Birbirine dokunacak kadar yanaşmak.
LİMBO
Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tekne türü. Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi.
TAKARRÜP
Yakınlaşma, yaklaşma, yanaşma.
SOKULMAK
Sokma işine konu olmak. Yanaşmak, yaklaşmak. Girmek.
DERİNLİK
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.
ÇAKER
Kul, köle, cariye, yanaşma.
TUTMA
Tutmak işi. Destekleme. Yanaşma. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
PALAMARCI
Görevi, yanaşma, kalkma vb. sırasında gemiden verilen palamarı iskeleye, şamandıraya takma, çıkarma olan kimse.
USTURMAÇA
Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık.
UZLAŞMAZLIK
Anlaşmaya, uzlaşmaya yanaşmama durumu.
RAMPA
Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü. Bir geminin bir başka gemiye, dubaya, iskeleye veya sala değecek biçimde yanaşması. Özellikle istasyonlarda, vagonlara eşya yüklemek veya boşaltmak için yapılan, ambarın önünde bulunan set. İki ağacı veya takozları birbirine kenetlemek için kullanılan, uçları eğriltilmiş ve sivriltilmiş demir çubuk. Bir vagonu raya sokmak veya raydan çıkarmak için kullanılan araç. Füzelerin havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
PERON
Otobüs terminallerinde aracın yanaştığı, yolcuların inip binmesine yarayan bölüm. Tren, tramvay, metro istasyonlarında yol boyunca uzanan, inilip binilen özel bölüm.
MANEVRA
Bir aletin işleyişini düzenleme, yönetme işi veya biçimi. İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol. Geminin bir yere yanaşmak veya bir yerden çıkmak için yaptığı hareket. Hareket, gidiş geliş. Lokomotifin, katar katmak veya katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hatta geçmesi. Tatbikat.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.