Kelimeler arşivinde; içinde "yanak" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yanak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yanak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yanak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DAYANAKSIZLIK
YANAKLANMAK
DAYANAKSIZ, DAYANAKLIK
DAYANAKLI
YALYANAK, YANAKLIK
DAYANAK, YANAKLI, ALYANAK, BOYANAK, KAYANAK, ZIYANAK
YANAK
YANAK
Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü. Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi.
ZIYANAK
Kaygan, düzgün, parlak.
YALYANAK
Çıplak ayak, yalınayak.
DAYANAKSIZ
Dayanağı olmayan.
DAYANAKLI
Dayanağı olan.
DAYANAKLIK
Dayanak, destek olma durumu.
BOYANAK
İri damlalar halinde yağan yağmur.
YANAKLANMAK
Pembeleşmek, kızarmak: Almalar yanaklanmaya başladı.
KAYANAK
Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar : Kapının önüne kayanak döşedim. Yassı kayıcı, taşla oynanan bir oyun. Oyun oynanan ince, düz taş.
DAYANAKSIZLIK
Dayanaksız olma durumu.
ALYANAK
İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir çeşit kiraz. Ayşekadın fasulyesi. Bir çeşit zerdali. Kırmızı kabuklu bir çeşit üzüm. Bir yanı kırmızı renkli elma. Kafasının yan tarafları kırmızı kefal balığı. Bir çeşit şeftali. Çipura. Bir çuval deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
DAYANAK
Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet. Destek, dayanak noktası. Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel. Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt.
YANAKLIK
Allık. Çamaşır yıkanan yer. Gelinlerin yanaklarına yapıştırılan süs. (Erenköy, İnönü Eskişehir).
YANAKLI
Yanağı olan. Yan yüzeyinde şişkinlik olan (lastik).
Bu bölümde tanımı içerisinde YANAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASMAYAZI
Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler.
MEDAR
Dönence, cezir karşıtı. Dayanak, yardımcı.
ZEMİN
Taban, döşeme, yer. Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk. Yeryüzü, dünya. Temel, dayanak. Ortam.
YÜZ
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Nedeniyle, sebebiyle. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Kesici araçlarda ağız. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Yüzey. Utanma. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Yan, taraf. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri.
PAMUKÇUK
Genellikle bebeklerde ağızda, sıklıkla yanak içinde veya dilde görülen bir çeşit mantar hastalığı, beyaz yara.
DAYANÇ
Sabır. Dayanak.
TEMEL
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.
APUŞKA
Avcıların tüfeklerine dayanak yaptıkları bir metre boyunda, ağaçtan yapılmış, açılır kapanır bir araç.
ASILSIZ
Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.
GAMZE
Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur. Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma.
ALLIK
Al olma durumu. Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya.
AVRUK
Yanak. Obur. Yaylaya götürülen eşya. Hasta.
KONSOL
Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli, dolaplı mobilya. Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan, diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi.
SAKAL
Yetişkin erkeklerde yanak ve alt çenede çıkan kılların tümü. Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü. Gemi karinasında oluşan yosun, yapışan midye vb. yabancı madde.
MESNET
Dayanak. Mevki, makam.
ÇUKUR
Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer. Mezar. Çene ve yanaktaki gamze.
DESTEK
Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım.
AKRAP
Hayvanların yularlarında, yanak kısmına takılan ve hayvanın hızlı yürümesini sağlıyan üç veya dört dişli demir parçası. Kurt ve köpekler tarafından boğulmasını önlemek için köpeklerin boynuna takılan sivri madeni gerdanlık, tasma. Akrep. Siyah renkli bir çeşit kertenkele. Çıyan. Kahveye benzer yemişleri olan bir çeşit bitki. Yedeğe gelmeyen hayvanı yürütmek, tembel hayvanı uyarıp çalıştırmak için hayvanların çene altlarına konan dişli demir araç. (Karaağaç Bi.; Oklubalı, Çepni Eskişehir; Mudurnu Bolu).
AKANAK
Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı. Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer. Sakız elde edilen kök: O akanak benim, sakızını sen toplama. Kayanak oyununda "pardon" anlamında kullanılan bir söz.
ADMİNİKULUM
Destek, dayanak.