Kelimeler arşivinde; içinde "yada" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yada bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yada ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yada olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DARİDÜNYADA, GIYADALAMAK, KIYADALAMAK
YADALAMAK
YADARMAK, YADARLIK, GIYADALI, HANIYADA, KIYADALI, MAYADALI
ZİYADAR, TAYADAŞ, SOYADAN, KAYADAĞ, BAYADAN, DÜNYADA
PİYADA, GIYADA, YADACI, BAYADA, ZİYADA
YADA
YADA
Büyü,sihir, afsun. Kutsal. Türklerde geçmişte büyü yapımında kullanılan yeşim taşı.
MAYADALI
Hatay ili, Babatorun nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GIYADALI
Aralıklı: Kapı gıyadalı mı?.
HANIYADA
Bir şeyin olmasını çok arzu etmeyi anlatır: Hanıyada bikere olsaydı.
YADARMAK
Arka çıkmak.
GIYADALAMAK
Kapıyı az açık, aralık bırakmak.
TAYADAŞ
Eş, denk, yaşıt.
KAYADAĞ
Bitlis şehri, Narlıdere nahiyesine bağlı bir yer.
KIYADALI
Az açık, aralık.
YADALAMAK
Muztarip, muazzep olmak.
KIYADALAMAK
Kapı ve pencere gibi şeyleri aralık bırakmak.
BAYADAN
Her zaman, çoktan beri, şimdiye kadar: Bayadan bu rahatı bulduğun mu vardı sanki?. Çok evvel, eskiden: Bayadan burası çok kalabalıktı.
YADARLIK
Arka çıkma.
SOYADAN
Yüzeyden, öze inmeden.
DARİDÜNYADA
Arapça kökenli dâr-ı dünyâ: hayatta; dar-ı dünyadAr.
ZİYADAR
Işıklı.
Bu bölümde tanımı içerisinde YADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİSPEÇ
Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılmış olan işlem. Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge.
KUŞKONMAZ
Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus).
CENNET
Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer). Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer.
MEDYATİK
İletişim araçlarına özgü, iletişim araçlarıyla ilgili. Medyada çok yer alan, çok tanınan, çok bilinen (kimse).
BENİÇİNCİLİK
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
LÜKS
Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat. Aydınlatma ölçü birimi. Aşırı, fazla. Hava basınçlı bir tür petrol lambası, lüks lambası. Gösterişli, şatafatlı. Gereksinim dışı olan.
MADDECİLİK
Para, mal vb.ne çok önem verme. Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüş, özdekçilik, materyalizm, materyalistlik.
AYAKBASTI
Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı.
KAKMA
Kakmak işi. Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılmış olan iş.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
MOLEKÜL
Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde. Bir bütünün en küçük parçası. Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.
İÇKİN
Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan, mündemiç. Dünya içinde, dünyada olan. Deney içinde kalan, deneyi aşmayan. Yalnızca bilinçten olan, yalnızca bilinç içeriği olarak var olan, mündemiç.
İSTİHARE
Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuma.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
CAZ
Başlangıçta Kuzey Amerika zencilerine aitken sonraları bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. Bu müziği çalan orkestra.
KAMBUR
Bel veya göğüs kemiğinin eğrilmesi, raşitizm sonucu sırtta ve göğüste oluşan tümsek, kambur zambur. Yapı veya eşyada dışarıya doğru eğrilme. Vücudunda bu tümsek bulunan (kimse). Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı. Sıkıntı, dert. Ütü yastığı.
GÖNDERGE
Dış dünyada yer alan, bir göstergenin belirttiği nesne veya varlık.
IŞIKLI
Işığı olan, aydınlık, ışıklandırılmış, nurlu, nurani, ziyalı, ziyadar. Neşe veren, sevinç yaratan, mutlu.
CEHENNEM
Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu. Çok sıkıntılı yer.