İçinde VURU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "vuru" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vuru bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu vuru ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vuru olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

BAŞVURULABİLMEK

14 harfli kelimeler

BAŞVURULABİLME

12 harfli kelimeler

VURUŞABİLMEK, VURULUVERMEK, VURULABİLMEK

11 harfli kelimeler

VURUŞTURMAK, BAŞVURULMAK, VURUŞABİLME, VURULUVERME, VURULABİLME, VURUŞKANLIK

10 harfli kelimeler

VURUVERMEK, VURUŞTURMA, VURUNTUSUZ, BAŞVURULMA

9 harfli kelimeler

VURUNTULU, VURUVERME, VURUCULUK, BAŞVURUCU, VURUŞMACI

8 harfli kelimeler

KAVURUGE, VURULMAH, VURULMAK, SUVURUĞU, SAVURUCU, VURUNMAK, ALVURUCU, VURUŞMAK, VURUŞKAN

7 harfli kelimeler

BAŞVURU, KAVURUŞ, VURUŞGU, VURULMA, VURULUŞ, ÖLÜVURU, VURUNMA, VURUNTU, VURUŞMA

6 harfli kelimeler

VURUCU

5 harfli kelimeler

VURUM, VURUK, VURUŞ

4 harfli kelimeler

VURU

Bazı kelimelerin anlamları

VURU

Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen atım hareketi.

VURUVERMEK

Ansızın vurmak.

BAŞVURULABİLMEK

Başvurulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

VURUŞTURMA

Vuruşturmak işi.

VURULABİLME

Vurulabilmek işi.

VURULUVERME

Vuruluvermek işi.

VURUŞABİLME

Vuruşabilmek işi.

BAŞVURULMA

Başvurulmak durumu.

VURUŞTURMAK

Vuruşma işini yaptırmak. Oyunda berabere kalındığında, son bir oyunla yeneni seçmek. Karşılaştırıp, ölçüştürmek: Vuruşturalım bakalım, hangimizin saati daha güzel. Ölçüştürmek, karşılaştırmak.

VURUŞKANLIK

Dövüşkenlik.

VURUŞABİLMEK

Vuruşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

VURUNTUSUZ

Düzenli bir biçimde çalışan (motor).

VURULABİLMEK

Vurulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAŞVURULMAK

Başvuru yapılmak, müracaat edilmek.

VURULUVERMEK

Ansızın vurulmak.

BAŞVURULABİLME

Başvurulabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında VURU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VURU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BUDAMAK

Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

ÇIRPINTI

Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.

BIZBIZ

Davula sol elle vurulan ince değnek.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

ÇAKMA

Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

ANLATIMCI

Yalnızca hikâye etmeye ağırlık veren eser. Dışa vurumcu.

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

ANLATIMCILIK

Dışa vurumculuk.

ÇARPIŞMAK

Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Vuruşmak, savaşmak.

ÇİVİLEME

Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.

DAĞ

Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.

BAŞVURDURMAK

Başvuru işi yaptırmak, müracaat etmesini sağlamak, müracaat ettirmek.

ÇATIŞMAK

Birbirine çatmak ya da çatılmak. Kavga etmek. Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.

ÇATIŞMA

Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.

ÇÜRÜMEK

Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek. Yıpranmak, çökmek. Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak.

BAĞDADİ

Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.

BEYYİNE

Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.

BİLİRKİŞİ

Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper. Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre, ehlivukuf.

ATIŞ

Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.

ÇİFTE

İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.