İçinde VERİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "veri" olan, toplam 80 tane kelime bulunuyor. İçerisinde veri bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu veri ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında veri olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

VERİMSİZLEŞTİRMEK

16 harfli kelimeler

VERİMSİZLEŞTİRME

14 harfli kelimeler

VERİMSİZLEŞMEK

13 harfli kelimeler

ELVERİŞSİZLİK, VERİMSİZLEŞME

12 harfli kelimeler

VERİBİNİLMEK, GELİVERİNMEK, SALIVERİLMEK, PÜLVERİZATÖR, VERİLEBİLMEK, ELVERİŞLİLİK

11 harfli kelimeler

VERİMSİZLİK, VERİŞTİRMEK, VERİLEBİLME, ALIVERİŞDİN, TIZAKDÖVERİ, ÖZSUVERİLME, KADAVERİKOL, SALIVERİLME, VERİYERŞİNA

10 harfli kelimeler

VERİVERMEK, VERİKLEMEK, BAŞVERİMLİ, VERİLDEMEK, ELVERİŞSİZ, VERİŞTİRME, MOKSAVERİN, VERİNİLMEK, VERİMLİLİK

9 harfli kelimeler

ISILVERİM, MEBEVERİN, GÖVERİLİK, OKTAVERİN, ÖZVERİSİZ, VERİLMEME, VERİMLEME, VERİCİLİK, VERİVERME, ALIŞVERİŞ, ELVERİŞLİ

8 harfli kelimeler

VERİMCEK, VERİMKAR, VERİŞMEK, NEVERİYH, VERİYNEN, VERİLMEK, GÜVERİYE, GÖVERİKE, VERİMSİZ, ÖZVERİLİ, ESİVERİŞ

7 harfli kelimeler

VERİŞİM, VERİLME, VERİMLİ, VERİMAY, VERİLER, VERİLİŞ, VERİNTİ, VERİŞİK, GELVERİ, SEVERİN, RİVERİN, GÖVERİK, GÖVERİŞ, NEVERİK

6 harfli kelimeler

HOVERİ, VERİCİ, ÖZVERİ, GÖVERİ, AYVERİ, VERİGA, EVERİM, GOVERİ, GÜVERİ, HÜVERİ

5 harfli kelimeler

VERİM, VERİŞ, VERİT, VERİK

4 harfli kelimeler

VERİ

Bazı kelimelerin anlamları

VERİ

Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done. Bilgi, data. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.

SALIVERİLMEK

Salıverme işine konu olmak.

ELVERİŞLİLİK

Elverişli olma durumu.

ALIVERİŞDİN

Alınca.

VERİŞTİRMEK

Çok fazla söylemek. İyice çıkışmak, ağzına geleni söylemek.

VERİMSİZLEŞMEK

Verimsiz duruma gelmek.

VERİMSİZLİK

Verimsiz olma durumu.

VERİMSİZLEŞME

Verimsizleşmek durumu.

ELVERİŞSİZLİK

Elverişsiz olma durumu.

VERİLEBİLMEK

Verilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

VERİMSİZLEŞTİRMEK

Verimsiz duruma getirmek.

VERİMSİZLEŞTİRME

Verimsizleştirmek durumu.

PÜLVERİZATÖR

Püskürteç.

VERİLEBİLME

Verilebilmek işi.

GELİVERİNMEK

Çabuk gelmek.

VERİBİNİLMEK

Gönderilmek.

  -   -   -  

Anlamında VERİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHZÜİTA

Alışveriş.

AKSİLİK

Terslik, zıtlık, karşıtlık. Bir işin yolunda gitmemesi durumu, elverişsizlik. İnatçılık, huysuzluk.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ALBÜM

Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.

AKAMET

Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

ALINDILI

Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

AKSATA

Alışveriş.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

ALACAKLANDIRMAK

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.

AFERİN

Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

ALARM

Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ADLANMAK

Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.