Kelimeler arşivinde; içinde "varda" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde varda bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu varda ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında varda olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HOVARDALAŞMAK
HOVARDALAŞMA, VARDABANDIRA
HOVARDALIK, VARDAKOSTA, VARDACILIK
HOVARDACA, CUVARDANE
LAVARDAK, VARDABAŞ
HOVARDA, VARDACI, VARDALA
VARDAR
VARDA
VARDA
"Dikkat et, savul, destur" anlamlarında bir seslenme sözü.
HOVARDALAŞMAK
Hovarda gibi davranmaya başlamak.
HOVARDALAŞMA
Hovardalaşmak işi.
VARDALA
Ayakkabının içine konulan meşin vb.
HOVARDA
Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse). Hayat kadınının parasını yiyen erkek. Çapkın.
VARDACILIK
Vardacının yaptığı iş.
VARDABAŞ
Düzensiz, ilgisiz, dikkatsiz.
VARDAR
Yayla çorbası. Yugoslavya ve Yunanistan'da Selânik körfezine dökülen ırmak.
HOVARDACA
Hovarda gibi, hovardaya yaraşır bir biçimde.
VARDACI
Varda işini sesle veya araçla yapan kimse.
VARDABANDIRA
Özellikle savaş gemilerinde işaret alıp vermekte usta er.
LAVARDAK
Çabuk çabuk konuşan.
VARDAKOSTA
Kıyıları koruyan gemi. İri yarı ve gösterişli (kadın).
CUVARDANE
Kuş yemi.
HOVARDALIK
Hovarda olma durumu. Hovardaca davranış.
Bu bölümde tanımı içerisinde VARDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HIZLI
Çabuk, seri, süratli. Çabucak. Uçarı, çapkın, hovarda. Güç kullanarak.
AŞATMAK
Aşındırmak. Yedirmek, hovardalık etmek. Çocuğu, unuttuğu şeyi hatırlatarak üzmek. Doyurmak, yedirip içirmek.
BÜRET
Bir ucu kapalı, diğer ucu açık, boru şeklinde, sıvıların hacmını ölçmeye ve titrasyon yapmaya yarayan alet. Laboratuvarda titrasyon işleminde kullanılan, ucunda sıvı akışını kontrol etmek için musluğu bulunan cam boru.
BURCALAMAK
Tavan veya duvardaki tahtakurusu ve benzerleri böcekleri yakmak. Buram buram tüterek her tarafa koku yaymak.
YIKAYICI
Yıkama işini yapan kimse. Laboratuvarda filmlerin yıkama işini yöneten kimse.
MİHRAP
Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer. Umut bağlanan yer.
KARNİ
Laboratuvarda damıtma işlerinde kullanılan, geniş karınlı, dar ve eğri boyunlu cam kap.
ÇÖLÜK
İnce odun parçası, kıymık. Su kenarında dikilmiş ağaç. Binaların üzerine konulan ağaçların kiremit ve duvardan dışarda kalan kısmı. Kütük, tomruk.
PIRPIRI
Yeniçeri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cübbe, pirpiri. Uçarı, hovarda. Bir tür Bizans altını.
TEFARİK
Genellikle kırmızı, beyaz ve mor kumaştan dikilen, gömlek ve şalvardan oluşan, kol ağızları, paça kenarları ile şalvarın yanları işlenmiş kadın giysisi. Yüksekliği 60-100 santimetre olan, büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki (Pogostemon patchouly).
AYNAŞ
Kadının âşığı, hovardası: Anamın aynası değil, babamın oynaşı değil.
BIÇĞIN
Kabadayı, hovarda, serseri.
DİŞ
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.
BEYAZPERDE
Sürekli olarak bir duvarda asılı duracak ya da gerektiğinde taşınabilecek biçimde yapılan ve göstericiden çıkan görüntüleri yansıtan düz yüzeyli bir eğitim aracı. bk. saydam perde.
DAMBAT
Hovarda, kabadayı adam.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AVLO
Bahçe, eve yakın tarla. Ağıl. Bahçelerin etrafına ağaç ve ince dallardan yapılan çit, engel. İnce, uzun çam ağacı veya direk, sırık. Avlu, evlerin küçük bahçesi. Dört duvardan meydana gelen üstü açık yapı. Ev çevresi.
DEPLEK
Dümbelek, darbuka. Önüne bakmadan dikkatsizce yürüyen. Hovarda: Deplek herifin biriydi. Küçük davul, dümbelek, darbuka.
ARVATBAZ
Hovarda, zampara.
ÇAPKIN
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse), hovarda. Cinsellik hatırlatan. Haylaz. Okşayıcı bir seslenme sözü.