Kelimeler arşivinde; içinde "uğratma" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uğratma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uğratma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uğratma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UĞRATMA
Uğratmak işi.
UĞRATMAK
Uğrama işini yaptırmak, uğramasına sebep olmak. Savmak, çıkmak, dışarı atmak, kovmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UĞRATMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
AŞAĞILATMAK
Aşağılama işine uğratmak, tenzil etmek.
TEPELEMEK
Ayakları altında ezmek. Kıyasıya dövmek. Bozguna uğratmak, hırpalamak. Öldürmek.
BOZUNDURMA
Bozunuma uğratma işlemi.
MUFLA
Cisimleri, aleve değdirmeden ateşin etkisine uğratmak için kullanılan büyük toprak kap. Porselen fırını.
SALMAK
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek. Saldırmak. Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek. Sürmek. Uğratmak. Gemi demir üzerinde dört yana dönmek. Üzerine yürütmek. Koymak, katmak. Sarkıtmak. Yollamak, göndermek. Vergi yüklemek.
DEĞİŞTİRMEK
Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak.
TIPKILIK
Bir ses okuma dizgesinin yinelenim duyarlığının ölçüsü. (12.000 Hz'e kadarki yinelenimleri bozulmaya uğratmadan verebilen ses okuma dizgeleri bu nitelikte sayılır).
ÇEVRİLEMEK
Çevriye uğratmak, tevil etmek.
KIYIM
Kıyma işi. Görev yönünden kötü bir duruma sokma, haksızlığa uğratma. Kıyılma biçimi.
DÜŞÜRMEK
Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Uğratmak. Değerini, fiyatını indirmek. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Azaltmak. Görevi bıraktırmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak.
ETKİLEMEK
Etkiye uğratmak, tesir etmek. Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek.
DAĞITMAK
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.
YAKMAK
Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek. Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak. Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak. Güçlü sevgi uyandırmak. Kurutmak, zarar vermek. Çok sıcak olmak. Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. Çok üşütmek. Karartmak. Işık vermesini sağlamak. Ateşle yok etmek. Silahla vurmak. Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek. Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek. Isı etkisiyle zarar vermek. Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.
KÖRELTMEK
Körelmesini sağlamak. Yeteneğini kaybettirmek. Dumura uğratmak.
SINIKDIRMAK
Bağırıp çağırmak. Bozguna uğratmak.
ÇÖKELTMEK
Çökelmeye uğratmak, çökelmesini sağlamak.
DARBELEMEK
Vurmak, çarpmak. Bir işi engellemek. Yıkıma uğratmak.
BOZMAK
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
SÜRÜNDÜRMEK
Sürünme işini yaptırmak, sürünmesine sebep olmak. Güçlük ve sıkıntıya uğratmak.