Kelimeler arşivinde; içinde "uzatı" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uzatı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uzatı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uzatı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UZATIVERMEK
UZATIVERME
UZATILMAK
UZATILMA
UZATICI
UZATIM, UZATIŞ
UZATI
UZATI
(Söz sanatı terimi) Sözün boşuna uzaması hali (UZATILI, Itnaplı, Prolixe).
UZATIŞ
Uzatma işi.
UZATILMAK
Uzatma işi yapılmak.
UZATICI
Sözü boşuna uzatan kişi (UZATICILIK, Prolixité).
UZATIVERME
Uzatıvermek işi.
UZATIM
Uzatma işi.
UZATIVERMEK
Ansızın veya çabucak uzatmak.
UZATILMA
Uzatılmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde UZATI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CANEL
İçten, candan uzatılan el, dostluk eli.
UZATMA
Uzatmak işi, temdit. Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası. Oyun içerisindeki duraklama dakikaları. Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı. Ünlülerin uzun söylenişi. Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek.
BOBA
Çatılarda, makas ağaçlarının birer ucunun çivilendiği, iki metre kadar uzunlukta ve tam ortada bulunan kalın direk, omurga direği. Baba. İyi, güzel. Baba, karşılığı boba. Baba - boba yit: ( GARSAKAL Kızak ya da arabanın üstünden uzatılan ağaç. DÖVER Çatı ortasına uzatılan uzun ve kalın ağaç kiriş, mertek. Devlet: Seferberlikte biz yedi döverle harbettik. Evlerin birinci katındaki döşeme tahtalarının altındaki kalın ağaçlardan herbiri. (Akdağ Gelendost, Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Hatay kenti, Harbiye bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. DOMBİL Genellikle pehlivanların başlarının üzerinde uzatılmış saç, kâhkül. Tavuk ve güvercinlerin başının üzerindeki fazla tüyler. BADARA Tuzak, fak, tehlike. Çamaşır teknesi. Değirmen taşının altına konulan ağaçlar. Dam ya da çatı yapılırken karşılıklı duvarlar arasında uzatılan tatta uzantılar. (Manyas Balıkesir) (badere) : (Manyas Balıkesir). BEĞER Yapıya konan en büyük ağaç, mertek. Çatı yapımına geçileceği sırada, orta kısımlarına gelmek koşuluyle karşılıklı iki duvar üzerine uzatılan kalın ağaç. (Afşar, Akbaş, Hacılar, Garibçe Güdül, Ilıca Ayaş Ankara). SORMAK Birine soru yönelterek herhangi bir konuda bilgi istemek, sual etmek. Bir işin sorumluluğu kendisinde olmak, bir işten sorumlu bulunmak. Dudakları uzatıp soluğu kuvvetle çekerek emmek. DİLKİCİK Kağnılarda dingilin üstünde boyunduruğu tutmaya yarayan demir. Kağnı üzerine yük koymak için uzatılan tahta köprüler. EY Kendisine söz söylenilen kimse veya kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilen ve uzatılabilen bir seslenme sözü. Usanç anlatan bir seslenme sözü. CIVADRA Geminin baş tarafından havaya doğru biraz kalkık olarak uzatılmış bulunan direk. BEKMAN Merdiven. Kurutulmak üzere tütün asılan, enlileme uzatılmış sırıklar. UZATMALI Süresi uzatılan. KONSOLİDE Vadesi uzatılan (borç). ALGARİNA Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme. ANAY Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Birkaç katlı yüksek bina. Evlerde önü açık yer, sofa. Dağlarda ayıların balı yemesine engel olmak için yüksek ağaçlar üzerine yapılan ve kovan koymaya yarıyan yer. Evlerin üst katında duvar yerine uzatılan kiriş. Irmaktan ayrılan suyun başlangıç yeri: Suyu anaydan kestim. Bezginlik, bıkkınlık, usanç bildirir ünlem. Ara bozucu, müzevir. Korku ve şaşma bildirir ünlem. İSKELE Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı. CILKI İnce, dar, taşlı yol, patika. Su yolu. At sürüsü. Eşek. Mısır püskülü. Harmanda saman ile taneyi ayırmak için her ikisi arasına uzatılan ağaç. Çığır, patika, dağ yolu. ATANAK Çocukların kuş vurdukları sapan. Köy odalarında misafirlerin elbise ve paltolarını asmaları için iki direk arasına yatay uzatılmış ağaç. Ağaç ve ot kökü.