Kelimeler arşivinde; içinde "uyluk" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uyluk bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uyluk ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uyluk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UYLUK
Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü.
TUYLUK
Çadır.
GUYLUK
Kuyruk.
KUYLUK
Kuyruk.
TUSUYLUK
Asmakabağından yapılmış tuzluk.
Bu bölümde tanımı içerisinde UYLUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HOMACA
Kalça kemiği, uyluk kemiği.
HİGROM
Sıvı birikimi nedeniyle genişlemiş kist, kese veya bursa. Genellikle, kemik çıkıntıları üzerindeki deri altında sonradan biçimlenen kese benzeri yapıların içerisinde musinöz, kanamanın derecesine bağlı olarak sarıdan kırmızı renge değişen sıvı birikimiyle belirgindir. Basıncın nasır oluşturmadığı olgularda kalıcı dekübitis ülserleri, hematom ve sonunda higrom biçimlenir. Daha çok iri cüsseli köpeklerin dirseklerinin yanal yüzünde ve uyluk kemiğinin trokanter mayoründe ve kalça çıkıntısında görülür.
HONÇ
Kalça kemiği, uyluk kemiği.
KASIK
Vücudun karın ile uyluk arasındaki bölümü.
SAVURMA
Savurmak işi. Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme.
HOMÇA
Kalça kemiği, uyluk kemiği. Üzerinde odun kırılan kütük. Ucu yanmış odun. Kalça.
FEMORALİS
Uyluğa ait, uylukla ilgili olan.
İPLİCEK
Uyluk kemiğini kalçaya bağlayan kas. İki kemiği birbirine tutturan kas. Hayvanların oynak yerlerindeki kemiklerin içindeki ilik. İnce, küçük. Tenya, şerit. Karaciğer ve gırtlakta meydana gelen bir çeşit hastalık, yemen çıbanı. Omaca kemiğinin başındaki sinir.
HAMA
Kaynamış sütün üzerindeki kaymak. Hemen, şimdi. Kalça kemiği, uyluk kemiği. Hemen. Ama. Hemen, derhâl, bk. heman, hemman.
FİLİ
Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
OYLUH
But. Uyluk.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
HOMAÇA
Kalça kemiği, uyluk kemiği. Büyük kemik. Sığırların topuk kemiği.
PEŞREV
Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça. Halk hikâyelerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler. Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri.
PATANÇ
Uyluk.
FEMUR
Uyluk kemiği. Böceklerde veya akarlarda, üstte trokantere bağlı, altta böceklerde tibya ile akarlarda patellayla eklem yapan podomer. 1.Uyluk kemiği. Böcek ve örümceklerde bacak bölütlerinin dipten üçüncüsü.
HONT
Geniş, bol. Sözü anlaşılmayan, tutuk kişi. Asık yüzlü kişi. Bezden yapılmış top. Uyluk kemiği. Alçalma, tenezzül.
HOMA
Kalça kemiği, uyluk kemiği. Dik, yüksek.
KULUNETİ
Uyluk eti.
DİZ
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer. Oturulduğunda uyluğun üst yanı.