İçinde UYDURMAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "uydurmak" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uydurmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu uydurmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uydurmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

BUYDURMAK, DUYDURMAK

8 harfli kelimeler

UYDURMAK

Bazı kelimelerin anlamları

UYDURMAK

Uymasını sağlamak. Cinsel birleşmede bulunmak, becermek. Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak. Elde etmek, sağlamak, bulmak.

DUYDURMAK

İşittirmek, duyurmak, sezdirmek.

BUYDURMAK

Dondurmak, çok üşütmek.

  -   -   -  

Anlamında UYDURMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UYDURMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALÇA

Alın. Ayakkabı kalıplarının ön tarafına konulan üç köşeli mukavva, vaketa veya meşin parça. Erkeğin nişanlısına verdiği hediye. Erik. Kalıpları ayakkabıya uydurmak amacıyla kalıpların üzerine konulan meşin parçalar. (Aksaray Niğde) (alçı) : (Ankara).

DUTTURMAK

Uydurmak, benzetmek. İliştirmek: Şu kâğıtları iğne ile dutturuvir.

PİJLEMEK

Yergi sözü olarak doğurmak; uydurmak.

YAKIŞTIRMAK

Yakışacak bir duruma getirmek, uygun duruma koymak, yaraştırmak. Uygun ve yerinde görmek. Uydurmak. Bir durum veya niteliği bir kimse için düşünmek, yormak.

ENGEZLEMEK

Herhangi bir şeyi sahibi görmeden almak. Düzmek, uydurmak, ırzına geçmek: Herif nirdeyse dünyanın anasını engezleyecek. Dövmek; vurmak.

ABATMAK

Olduğundan fazla göstermek, büyütmek, mübalâğa etmek. Yalan söylemek, uydurmak.

DÜZMEK

Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.

YAŞIRMAK

Uygun görmek. Yakıştırmak, uygun görmek. Söz uydurmak. Sabanın demir bölümünü, ağaç bölümüne eklemek.

DÜRÜTMEK

Karar vermek. Aslı olmayan bir şeyi uydurmak, yalan söylemek. Yetiştirmek, büyütmek, meydana getirmek. Uyum sağlamak, yakıştırmak. Durulamak, soğuk suda çalkalamak: Çamaşırları dürüttüm.

ASİMİLE

"Benzeşmek, kendine uydurmak" anlamındaki asimile etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz.

İMALE

Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.

KESMEK

Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.

SALLAMAK

Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek. Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak. Zor durumda bırakmak. Vurmak, atmak. Sarsmak. Beklenmedik bir başarı kazanmak. Uydurmak, kafadan atmak.

KESERLEMEK

Uydurmak. Çapalamak. Engel olmak.

UYDURUVERMEK

Ansızın veya kısa sürede uydurmak.

GİZLEMEK

Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak. Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek. Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek.

UYDURMA

Uydurmak işi. Yeni bir biçim verilmiş. Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme. Şişirme haber.

BUYDURMA

Buydurmak işi.