İçinde UTANGAÇ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "utangaç" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde utangaç bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu utangaç ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında utangaç olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

UTANGAÇ

Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup.

UTANGAÇLIK

Sıkılganlık, mahcubiyet.

  -   -   -  

Anlamında UTANGAÇ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UTANGAÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MAHCUP

Utangaç. Utangaç bir biçimde.

SIKILGAN

Utangaç.

ÇEKİNCEK

Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.

UTANGAN

Utangaç.

EYMELİ

Utangaç.

BOMUZ

Utangaç, sefil.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ÇEKİNTİLİK

Utangaçlık.

EYMENİK

Utangaç.

MAHCUPLUK

Mahcup olma durumu, utangaçlık.

EYMENÇ

Utangaç.

MAHCUBİYET

Utangaçlık.

IMZIK

Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Cimri, eli sıkı. Sinsi, içinden pazarlıklı. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.

ENDİK

Utangaç, sıkılgan.

DUTUK

Utangaç kişi. Kızlık zarı ameliyatsız açılamayan kız. Perde, peçe, yaşmak, duvak. Kapalı, örtülü. Rehin karşılığı verilen para.

IMSIK

Gamsız, kaygısız. Sır saklayan. Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.

TOR

Sık gözlü ağ. Çekingen, utangaç. Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim. Olgunlaşmamış, ham. Toy, acemi kimse. İşe alışkın olmayan, yabani.

ARLI

Namuslu, utangaç, sıkılgan.

ELİKOYNUNDA

Utangaç, sıkılgan (insan). Düşünceli (insan).

BOZUM

Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.