Kelimeler arşivinde; içinde "urmak" olan, toplam 347 tane kelime bulunuyor. İçerisinde urmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu urmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında urmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VERÜGELİPDURMAK
ÇABALAYADURMAK, VATANLANDURMAK
ARUKLANDURMAK, BEKLEYEDURMAK, GÖZLEYÜDURMAK, SÖYLEŞÜTURMAK
BAŞVURDURMAK, BESLATTURMAK, BURÇUKTURMAK, ÇAĞİRTTURMAK, ÇARPUŞTURMAK, ÇIĞRIŞTURMAK, DALBINDURMAK, DALLANDURMAK, DOLGUNDURMAK, DUNCUKTURMAK, HUYSUKTURMAK, KİTLATTURMAK, KUYLUŞTURMAK, MORCUHDURMAK, OTURUŞTURMAK, PAĞİRTDURMAK, TOKLAŞDURMAK, YUVLUNDURMAK
BULUNDURMAK, BULUŞTURMAK, BURUŞTURMAK, DOKUNDURMAK, GOCUNDURMAK, KAVUŞTURMAK, KOKUŞTURMAK, KONUŞTURMAK, KOŞUŞTURMAK, KOVUŞTURMAK, SAVUŞTURMAK, SOKUŞTURMAK, SORUŞTURMAK, TOKUŞTURMAK, TUTUŞTURMAK, AMRUKTURMAK, ATLANDURMAK, AYRİTTURMAK, ÇALIŞTURMAK, ÇOĞUŞTURMAK, ÇOKUŞTURMAK, ÇUĞUNDURMAK, DULUNDURMAK, DURMAKSIZIN, DURUKTURMAK, DURUNDURMAK, DUŞUKTURMAK, HURMAKAYASI, KAVURMAKÜPÜ, KOCUNDURMAK, Devamını Oku »»
AVUNDURMAK, OKUTTURMAK, OLUŞTURMAK, OVUŞTURMAK, UNUTTURMAK, UYUŞTURMAK, YAPADURMAK, ALIŞDURMAK, ALUKDURMAK, BAKADURMAK, DARTTURMAK, GÖREDURMAK, IRIBBURMAK, İLİNDURMAK, OCUNDURMAK, OĞUNDURMAK, OŞUTTURMAK, OVUNDURMAK, SANADURMAK, TAYADURMAK, UÇUŞTURMAK, UGUNDURMAK, UĞUNDURMAK, UYAKDURMAK, UYUNDURMAK, VARITURMAK, YIĞADURMAK, YORTTURMAK
BAŞVURMAK, BOĞDURMAK, BOZDURMAK, BULDURMAK, BURDURMAK, BUYDURMAK, COŞTURMAK, DOĞDURMAK, DOLDURMAK, DONDURMAK, DURDURMAK, KONDURMAK, KOŞTURMAK, KOVDURMAK, KOYDURMAK, KURDURMAK, KUSTURMAK, SOKTURMAK, SOLDURMAK, SORDURMAK, SOYDURMAK, SUNDURMAK, SUSTURMAK, TUTTURMAK, VURDURMAK, YOLDURMAK, YORDURMAK, YUMDURMAK, YUTTURMAK, BANDURMAK, Devamını Oku »»
BUYURMAK, DOĞURMAK, DOYURMAK, DUYURMAK, KAVURMAK, KUDURMAK, OLDURMAK, ONDURMAK, OVDURMAK, OYDURMAK, SAVURMAK, SOĞURMAK, SOMURMAK, TOMURMAK, UMDURMAK, UYDURMAK, YOĞURMAK, AFGURMAK, AFKURMAK, AĞDURMAK, AKDURMAK, ALDURMAK, ARGURMAK, AVDURMAK, AZDURMAK, BATURMAK, BAVURMAK, BOĞURMAK, BOVURMAK, BOYURMAK, Devamını Oku »»
OSURMAK, OTURMAK, UÇURMAK, AHURMAK, DOURMAK, EVURMAK, OFURMAK, ONURMAK, SAURMAK, UĞURMAK, ULURMAK, UTURMAK, YUURMAK
BURMAK, DURMAK, KURMAK, VURMAK, CURMAK, FURMAK, GURMAK, HURMAK, SURMAK, TURMAK, YURMAK
URMAK
URMAK
Vurmak. Çalmak. Kuyudan su çekmek için kullanılan ağaç kova. Vurmak (bk. vurmak). Çalmak, söylemek. Vurmak, çarpmak. Vurmak, baskın yapmak, gasp ve yağma etmek. Belli bir sesi yüksek olarak çıkarmak, haykırmak. Giydirmek, giyinmek, takmak. Vazetmek, koymak. Sokmak, batırmak, delmek, yaralamak. Nişan alarak atmak. İfade etmek, beyan etmek, bildirmek. Sürmek. 1. Tesir etmek.
ÇIĞRIŞTURMAK
Bağırttırmak, feryadettirmek.
DALBINDURMAK
Çırpındırmak.
ÇABALAYADURMAK
Çabalamasını sürdürmek.
SÖYLEŞÜTURMAK
Bir müddet konuşmak.
ÇAĞİRTTURMAK
Çağırtmak, getirtmek.
ARUKLANDURMAK
Zayıflatmak.
GÖZLEYÜDURMAK
Gözden kaçırmamak.
BAŞVURDURMAK
Başvuru işi yaptırmak, müracaat etmesini sağlamak, müracaat ettirmek.
VERÜGELİPDURMAK
İleriden beri vermek, veregelmek, devamlı surette vermek.
DALLANDURMAK
Gizli bir şeyi etrafa yaymak.
BEKLEYEDURMAK
Beklemesini sürdürmek.
VATANLANDURMAK
Yurtlandırmak, yerleştirmek.
BESLATTURMAK
Bakımını yaptırmak, besletmek.
BURÇUKTURMAK
Sıkıştırmak, taciz etmek.
ÇARPUŞTURMAK
Tokatlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde URMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMONYAKLAMAK
Bazı yemleri amonyak veya bir amonyum bileşiği ile karıştırmak, doyurmak.
ARAŞTIRMAK
Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ARALAMAK
İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.
ASİMİLE
"Benzeşmek, kendine uydurmak" anlamındaki asimile etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AKŞAMLATMAK
Akşamı yaptırmak, akşamı buldurmak veya ettirmek.
ASTARLAMAK
Astar geçirmek. Boyacılıkta, astar vurmak, astar sürmek.
AKSETTİRMEK
Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ANTİKATOT
Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.