Kelimeler arşivinde; içinde "uradan" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uradan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uradan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uradan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
URADAN
Oradan.
BURADAN
Bu yerden.
CURADAN
Su oluğu.
Bu bölümde tanımı içerisinde URADAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HONU
Cezve. Tenekeden yapılmış kulplu su kabı, maşrapa. Huni. Kutu: Şuradan bir honu şeker ver.
ŞUDAN
Şuradan.
ANARI
Arı beyi. Çabuk, tez: Evde işim var gel anarı. Ters, aksi: İşim anarı gitti. Ayrı: Bizim at başka hayvanlardan anarı duruyor. İtibaren,-den beri (yer ve zaman hakkında): İpi buradan anarı çek. 2.-den doğru, yönünden, tarafından: Koyunlar bağlardan anarı geldi. Dolayı, ötürü. Karşı taraf, karşı yaka: Anarı yemyeşildir. Öteye, öte taraf, öte: Anarı dur. O yan, o taraf.
DELAVCI
Yalancı: Delavcı adam git şuradan.
HORDAN
İleriden, oradan. Erkek arı. Oradan, şuradan.
KÜRÜM
Topluluk, sürü: Demin buradan bir kürüm atlı geçti. Gaziantep kenti, Burç bucağına bağlı bir bölge.
PARİ
Ara sıra, arada bir: Pari şuradan pari buradan.
SURDAN
Şuradan.
HURDAN
Oradan. Şuradan.
BAYAĞA
Pekâlâ, pek tabii: Bana kimse karışamaz, buradan bayağa giderim.
TAHNAŞMAH
Kavgaya yol açmak, sataşmak : Git şuradan bana tahnaşma!.
AŞIT
Siper, kuytu yer. Aşılacak yer. Dağ geçidi. Sırt ve bayırların geri tarafı, görünmiyen yüzeyi. Uzak, gözün göremediği yer: Buradan aşıt yere gitme. Dağ ve tepelerin üzerinden arka kısma aşılacak yer. Zahire koymak için, ev içinde yere kazılan ya da duvara yapılan kuyu. Yatak ve yorgan konan ambarların bölmesi. Gizli: Benden aşıt iş yapma. Çevik, cesur, işgüzar. Çığ. Geçit: Aşıdı aşdı getdi. Ateş. Van kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BURDAN
Buradan. Bu yerden.
BEH
Şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme, öfke, acıma bildirir ünlem. Bir şey satın alınırken veya yaptırılırken, önceden verilen bir miktar para, pey. Korkutma ünlemi. Köpekleri çağırma ünlemi. Her halde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp: Ben buradan gideceğim beh. Evlenirken veya nişanlanmadan önce oğlan ve kız taraflarının birbirlerine yolladıkları hediyeler. Anlaşma, söz: Bu gizin behini aldıh. Alışverişte önceden verilen para, pey. Depozito; beh vermek.
BULAMAÇ
Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.
SULKOPLASTİ
Trochlea ossis femorisin yüzlek olduğu durumlarda buradan kıkırdak tabakasının kaldırılarak subkondral kemikten bir bölümünün kazınıp uzaklaştırılması ve kaldırılan kıkırdak tabakasının yerine yerleştirilerek oluğun derinleştirilmesi ameliyatı.
DEDİRGENMEK
Çok konuşmak: Çok dedirgenme git şuradan.
DEDİĞİNELİK
Dedi ki: Baban bana dediğinelik ben buradan çekip gideyim.
ŞURDAN
Şuradan.
TRANSOVARYAL
Çeşitli patojenlerin, maternal vektör organizmanın ovaryumuna, buradan yumurtalara ve yumurta kanalıyla yeni nesil vektörlere geçmesi durumu.