İçinde UNDURMAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "undurmak" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde undurmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu undurmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında undurmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

YUVLUNDURMAK, DOLGUNDURMAK

11 harfli kelimeler

OKSUNDURMAK, YOZUNDURMAK, YOCUNDURMAK, UMSUNDURMAK, SOYUNDURMAK, SAVUNDURMAK, KOCUNDURMAK, DULUNDURMAK, BULUNDURMAK, DOKUNDURMAK, GOCUNDURMAK, ÇUĞUNDURMAK, DURUNDURMAK

10 harfli kelimeler

OVUNDURMAK, AVUNDURMAK, UGUNDURMAK, UĞUNDURMAK, UYUNDURMAK, OĞUNDURMAK, OCUNDURMAK

9 harfli kelimeler

BUNDURMAK, TUNDURMAK, SUNDURMAK

8 harfli kelimeler

UNDURMAK

Bazı kelimelerin anlamları

UNDURMAK

Zıplatmak: Topu undur da tutayım.

SAVUNDURMAK

Savunma işini yaptırmak.

DOLGUNDURMAK

Tehevvüre kaptırmak, öfkelendirip köpürtmek.

UMSUNDURMAK

Umutlandırmak. Ümide düşürmek.

SOYUNDURMAK

Soyunma işini yaptırmak.

GOCUNDURMAK

Gocunmasına sebep olmak.

OKSUNDURMAK

Bir şeyi istediğini dolaylı olarak belirtmek.

DOKUNDURMAK

Dokunmasını sağlamak. Bir şeyi üstü kapalı ve sitem yollu hatırlatmak, tariz etmek.

YUVLUNDURMAK

Yuvarlamak.

YOZUNDURMAK

Haksızlığa, zarara uğratmak. Avutmak.

ÇUĞUNDURMAK

İdam etmek. Salıncak kurmak.

DULUNDURMAK

Gözden kaybetmek.

YOCUNDURMAK

Yıldırmak, gözünü korkutmak.

BULUNDURMAK

Var olmasını, hazır bulunmasını sağlamak. Eksik etmemek.

DURUNDURMAK

Durmasına vakit ve imkân bırakmak.

KOCUNDURMAK

İçine korku vermek, şüphelendirmek. Kuşku vermek, sakındırmak.

  -   -   -  

Anlamında UNDURMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UNDURMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HÜKMETMEK

Egemenliği altında bulundurmak. Bir kimseye veya topluluğa sözünü geçirmek. Aklına esmek. Düşünme veya yargılama sonunda bir kanıya varmak.

TOKUŞTURMAK

Birbirine dokundurmak, çarpıştırmak.

KORUMAK

Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

DOKUNDURMA

Dokundurmak işi.

TUTMAK

Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.

KULLANMAK

Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. İşletmek, değerlendirmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. Amacına ulaşmak için birinden ya da bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Giymek, takmak. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. Kelimeyi yazmak, söylemek. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek. Harcamak, sarf etmek.

SÜRTMEK

Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek. Dokundurmak. Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak.

GÖZETMEK

Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kayırmak. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Kollamak, beklemek. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.

DEYİRMEK

Dokundurmak, değdirmek.

AVUNDURMA

Avundurmak işi.

SÜRMEK

Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.

ACIRMAK

Acıktırmak. Uyar, bağlı halde bulundurmak.

BULUNDURMA

Bulundurmak işi.

DEĞİRMEK

Duyurmak, bildirmek, ulaştırmak. Değdirmek, dokundurmak.

TAŞIMAK

Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Duymak, hissetmek. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Üstünde bulundurmak.

GETİRMEK

Gelmesini sağlamak. Erişmek ya da eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.

GOCUNDURMA

Gocundurmak işi.

SAKLAMAK

Elinde bulundurmak, tutmak. Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek. Korumak, esirgemek. Birine vermek için ayırmak. Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak. Gizli tutmak, duyurmamak. Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak.

İÇERMEK

İçine almak, içinde bulundurmak, ihtiva etmek. Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek, tazammun etmek.

SUNDURMA

Sundurmak işi. Üstü kapalı balkon, evlerin önündeki taşlık. Yağmurdan, güneşten korunmak için yapılmış olan ve arkası bir duvara verilen çatı.