Kelimeler arşivinde; içinde "ulaştı" olan, toplam 39 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ulaştı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ulaştı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ulaştı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MEŞRULAŞTIRABİLME, KOYULAŞTIRABİLMEK, KAMULAŞTIRABİLMEK
KAMULAŞTIRABİLME, KOYULAŞTIRABİLME
BULAŞTIRIVERMEK, KAMULAŞTIRILMAK, DOĞULULAŞTIRMAK, BULAŞTIRABİLMEK
DOĞULULAŞTIRMA, BULAŞTIRIVERME, BULAŞTIRABİLME, KAMULAŞTIRILMA, MEŞRULAŞTIRMAK, ULAŞTIRABİLMEK
DURULAŞTIRMAK, KOYULAŞTIRICI, KOYULAŞTIRMAK, TABULAŞTIRMAK, ULAŞTIRABİLME, BULAŞTIRILMAK, BUĞULAŞTIRMAK, BUĞULAŞTIRICI, UYDULAŞTIRMAK, KAMULAŞTIRMAK, MEŞRULAŞTIRMA
UYDULAŞTIRMA, BULAŞTIRILMA, KAMULAŞTIRMA, TABULAŞTIRMA, KOYULAŞTIRMA, BUĞULAŞTIRMA, DURULAŞTIRMA
BULAŞTIRMAK, BULAŞTIRICI
ULAŞTIRMAK, BULAŞTIRMA
ULAŞTIRMA
ULAŞTI
ULAŞTI
Siirt ili, Dilektepe nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
BULAŞTIRIVERMEK
Çabucak bulaştırmak.
KAMULAŞTIRILMAK
Kamulaştırma işi yapılmak, devletleştirilmek.
KOYULAŞTIRABİLME
Koyulaştırabilmek işi.
BULAŞTIRABİLMEK
Bulaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOYULAŞTIRABİLMEK
Koyulaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAMULAŞTIRABİLMEK
Kamulaştırma imkânı olmak, devletleştirebilmek.
KAMULAŞTIRILMA
Kamulaştırılmak işi, devletleştirilme.
KAMULAŞTIRABİLME
Kamulaştırabilmek işi, devletleştirebilme.
ULAŞTIRABİLMEK
Ulaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DOĞULULAŞTIRMAK
Doğulu duruma getirmek.
BULAŞTIRIVERME
Bulaştırıvermek işi.
MEŞRULAŞTIRABİLME
Meşrulaştırabilmek işi.
MEŞRULAŞTIRMAK
Meşru duruma getirmek.
BULAŞTIRABİLME
Bulaştırabilmek işi.
DOĞULULAŞTIRMA
Doğululaştırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ULAŞTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
BERRAKLAŞTIRMAK
Berrak duruma getirmek, durulaştırmak. Açık, net ve kolay anlaşılır duruma getirmek.
ÇIKIŞTIRMAK
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak.
BÖLÜNME
Bölünmek işi. Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması. Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma.
BULAŞTIRILMAK
Bulaştırma işine konu olmak.
AKSETTİRMEK
Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
BULATMAK
Bulaştırmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
CEBECİ
Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.
DEĞİRMEK
Duyurmak, bildirmek, ulaştırmak. Değdirmek, dokundurmak.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
BULAŞKAN
Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.
DELİL
İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare. Kanıt. (deli:li) Kılavuz, rehber.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
BULAŞTIRILMA
Bulaştırılmak işi.
DEVLETLEŞTİRİLME
Kamulaştırılma.
ÇAVUŞ
Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse. Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli. Askerî okullarda sınıf başkanı. Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli. Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş.
BALDIRSOKAN
Çift kanatlıların sinekgiller familyasından, karasineğe çok benzeyen, kan emen, hastalık bulaştıran, hayvan sağlığı yönünden zararlı bir tür sinek (Stomaxys calcitrans).
DAĞITMAK
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.