Kelimeler arşivinde; içinde "ulaşmak" olan, toplam 30 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ulaşmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ulaşmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ulaşmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GECEKONDULAŞMAK
RANDEVULAŞMAK, ÇOCUKSULAŞMAK, TURUNCULAŞMAK
DOĞULULAŞMAK, TUTUCULAŞMAK
YAVRULAŞMAK, YARÇULAŞMAK, KONŞULAŞMAK, MEŞRULAŞMAK, TORTULAŞMAK, TURŞULAŞMAK, TUTKULAŞMAK
BOZULAŞMAK, ZOBULAŞMAK, COZULAŞMAK, ULAŞMAKLIK, BUĞULAŞMAK, UYDULAŞMAK, TABULAŞMAK, SULULAŞMAK, KUZULAŞMAK, KURULAŞMAK, KOYULAŞMAK, DURULAŞMAK
ULULAŞMAK
DULAŞMAK, GULAŞMAK, BULAŞMAK
ULAŞMAK
ULAŞMAK
Varmak, gelmek. Birbirine katılmak, dökülmek. Elde etmek, erişmek. Yetişmek.
ZOBULAŞMAK
İrileşmek. Zorbalaşmak.
RANDEVULAŞMAK
İki veya daha çok kişi belli bir yerde veya zamanda buluşmak için sözleşmek.
GECEKONDULAŞMAK
Gecekondu sayısı çoğalmak.
ÇOCUKSULAŞMAK
Çocuksu duruma gelmek.
BOZULAŞMAK
Develer bir arada bağırmak. Develer bir arada bağrışmak.
TORTULAŞMAK
Tortu durumuna gelmek. Sıvının dibinde tortu oluşmak.
TURŞULAŞMAK
İyice ezilmek, turşu gibi olmak. Yorgunluktan hareket edemez duruma gelmek.
KONŞULAŞMAK
Birbiriyle komşu olmak.
TUTKULAŞMAK
Tutku durumuna gelmek.
YARÇULAŞMAK
Söz atışmak, ağız kavgası yapmak, münakaşa etmek, tartışmak.
YAVRULAŞMAK
Çoğalmak. "Yavrulaşdi bi tenesini gebertti Celal.
TURUNCULAŞMAK
Turuncu bir renge girmek.
TUTUCULAŞMAK
Tutuculuk yapmak.
DOĞULULAŞMAK
Doğu yaşayışını benimsemek.
MEŞRULAŞMAK
Meşru duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ULAŞMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMAÇ
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
DAYANMAK
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.
DEĞMEK
Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek. Zevk veren şeyler hoşa gitmek. Ulaşmak, erişmek. Değerinde olmak. Eş değerde olmak. İstenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek. Karşılık olmak. Herhangi bir nitelikte olmak.
ÇAMURLANMAK
Üzerine çamur sıçramak, bulaşmak. Kötülenmek, sataşılmak.
BELENMEK
Kundaklanmak. Bulanmak, bulaşmak.
BUHARLAŞMAK
Buhar durumuna dönüşmek, buğulaşmak, tebahhur etmek. Yok olmak.
BERRAKLAŞMAK
Berrak duruma gelmek, durulaşmak.
DAYAMAK
Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
BALLANMAK
Bal bulaşmak, bal sürülmek. Tatlılaşmak, tatlanmak, olgunlaşmak.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
BULAŞMA
Bulaşmak işi.
BOŞALMAK
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.
AĞDALANMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalaşmaya başlamak. Ağda bulaşmak.
BOYKOT
Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma. Bir kimse, bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme.
BUĞULAŞMA
Buğulaşmak işi, buharlaşma.
BASAMAK
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.
AĞDALAŞMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.