Kelimeler arşivinde; içinde "tırmı" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tırmı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tırmı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tırmı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TIRMIKLANMAK
TIRMIKLAMAK, TIRMIKLANMA, TIRMIKANASI
TIRMIKLAMA, TIRMIKDİŞİ
ÇAPTIRMIŞ, ELTIRMIĞI
ÇITIRMIK
TIRMIK, TIRMIT
TIRMI
TIRMI
Beş köşeli yüzey, beşgen.
TIRMIKANASI
Tırmığın dişli baş kısmı. (Yenikent Aksaray Niğde).
TIRMIKLAMAK
Tırmalamak. Üzerinde tırmık çekerek toprağı işlemek.
TIRMIKLANMA
Tırmıklanmak işi.
ÇAPTIRMIŞ
Sokak kadını.
TIRMIKLANMAK
Tırmıklama işine konu olmak.
TIRMIKDİŞİ
Tırmığın ana kısmına geçirilen parmak uzunluğunda ucu sivri tahta parçaları. (Yenikent Aksaray Niğde).
TIRMIKLAMA
Tırmıklamak işi.
ÇITIRMIK
Susam helvası.
ELTIRMIĞI
Tarlada el ile çekilen tırmık. (Amasya).
TIRMIK
Tırnak beresi. Kabartılmış toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli, tarak biçiminde araç.
TIRMIT
Mantar.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIRMI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KABARTMAK
Kabarmasını sağlamak, kabarmasına yol açmak. Toprağı tırmık, çapa vb. bir araçla karıştırmak, altüst etmek, yumuşatmak.
DIRMUK
Tırmık.
TIRMALAMAK
Tırnaklarıyla çizmek veya hırpalamak, tırnaklamak, tırmıklamak, cırmalamak. Rahatsız etmek.
DABAN
Esas, asıl, taban. Döşeme. Üç dört santimetreden kalın tahta, kalas, döşemelik tahta. Değirmen taşının altına konulan kiriş. Bir yerin, yamaçtaki tarlanın alt kısmı, eteği. Zemin kat. Tütün denklerinin en alt kısmı. Sürgü, tırmık. Taşsız, düz ve verimli toprak, tarla. Killi topraklı arazi. Ayağın altı, taban. Ayak ve elin bileğe yakın etli kısmı. Adım. Fahişe. İyi cins kılıç demiri. Taban, aya. Eski türkçe taban: taban; aya.
BARANA
Fasulye sırığı ve üzüm çubuklarını dayamaya yarayan çatal ağaç, kazık. İnce döşeme. Demir tırmık. Baklava biçimi mayın. Deve hamudunun ön ve arka kısmı (semercilikte). Lop yumurtanın üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan bir yemek. Salata, ot yemeği. Ispanak, semizotu gibi sebzelerin pirinçle pişirilen yemeği. Kuru üzüm, nohut ve boyun eti ile yapılan yemek (kuru üzüm üzerine ayva da konulur). Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Toplantı, parti, fırka, dernek. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Topluluk. Büyük demir tırmık.
CAĞAZ
Tarla biçildikten sonra, yerde kalıp tırmıkla toplanan başak.
FAKİR
Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı. Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san. Olması gerekenden az. Zavallı, kimsesiz. Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş.
GELBERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir. Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç.
CİZGİ
Yerdeki araba izi. Tırmık. Haşhaş sütünü çıkarmak için kullanılan aygıt.
BEŞMARMAK
Beş dişli, tarak biçiminde tarım aleti, tırmık.
DEREN
Tırmık denilen tarım aracı. Derleyen, toplayan.
TARAK
Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç. Suda yaşayan hayvanlarda solungaç. İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü. Bahçıvanlıkta toprağın taşını ayıklamak için kullanılan, ucu bu biçimde olan araç, tırmık. Dokuma tezgâhlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak biçiminde araç. Bazı kuşların başında bulunan yelpaze biçiminde tepelik. Yassı solungaçlılardan, kabukları yuvarlak, yelpaze biçiminde bir yumuşakça (Pecten).
TARAMAK
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek. Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek. Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak. Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek. Dikkatle bakmak, süzmek. Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek. Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak. Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak. Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek. Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılmış olan inceleme.
DIRMIH
Bir tarım aracı, tırmık. Eski türkçe tarmak: Tırmık (Erzincan Merkez). Eski türkçe tarmak: tırmık. Tırmık.
DIRMUH
Tırmık.
DIRMIK
Bir tarım aracı, tırmık. Tırmık.
CİRMIK
Tırmık. Su deliği.
DIRMINTI
Ürün toplandıktan sonra geriye kalan ve tırmıkla toplanan döküntüler.
BORANA
Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yumurta, yağda kızartıldıktan yahut suda haşlandıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek. Ispanak, yoğurt ve yumurta ile yapılan bir çeşit yemek. Komposto. Ekşi meyvelerden, et ve pekmezle yapılan suyu bolca tatlımsı bir yemek. Ebegümeci yemeği. Kışın yenmek üzere kurutulmuş taze fasulye. Ispanak. Sulusepken. Toprak düzeltmekte kullanılan tırmık. Bulgur veya pirinçle pişirilen sebze üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek. Çeltik tarlalarında öküze koşulan demir dişli bir araç. Tırmık. Cacık.
DIRIMAK
Kazımak, sıyırmak: Hamur teknesini dırıdım. Tarladaki ürünü tırmıkla toplamak, tırmıklamak.