Kelimeler arşivinde; içinde "tüye" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tüye bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tüye ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tüye olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TÜYE
Deve.
SUTÜYEN
Çağlayan, düden.
TÜYEME
Görmeden, el ayak yordamıyla : Karanlıkta tüyeme gittim.
TÜYENG
Tüfek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İSTİSMAR
Birinin iyi niyetini kötüye kullanma. Sömürme.
RENKLİ
Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).
LEKELENME
Lekelenmek işi. Adı kötüye çıkma.
NEZARETLİ
Görünüşlü, görüntüye sahip, manzaralı.
SOYSUZ
Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere. Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse), dejenere. Kötü tanınmış, ahlaksız.
KUŞKU
Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu.
SİNEMASKOP
Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.
MUZMAHİL
Çökmüş, çöküntüye uğramış.
SUİSTİMAL
Görev, yetki vb.ni kötüye kullanma.
ZEHRETMEK
Tatsızlık çıkarıp üzüntüye yol açmak, bunaltmak, acı vermek, sıkmak, üzmek.
DERTLENMEK
Üzüntüye kapılmak, dertli duruma gelmek, kaygılanmak.
TEKERLENMEK
Yuvarlanmak, dönmek. Durumu bozulmak, kötüye gitmek. Uğraşmak, peşinde koşmak, yuvarlanıp gitmek.
KÖTÜMSER
Her şeyi kötü yanıyla ele alan, hep en kötüyü bekleyen, kötüye yorumlayan, karamsar, bedbin, pesimist, iyimser karşıtı.
İSTİSMARCI
Birinin iyi niyetini kötüye kullanan (kimse). Sömürücü.
TİRAN
Eski Yunan'da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse. Acımasız, gaddar, despot.
YOLSUZLUK
Yolsuz olma durumu. Parasızlık. Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma.
HIYANET
Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet. Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık.
DAMGA
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.
ARGALI
Dikiş hatasından dolayı elbisenin ütüye uymıyan tarafı. Yaban koyunu.
ACILANMAK
Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.