İçinde TÜRME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "türme" olan, toplam 123 tane kelime bulunuyor. İçerisinde türme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu türme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında türme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

DÜRTÜŞTÜRMEK, SÜRTÜŞTÜRMEK, BİNGEŞTÜRMEK, BÖĞÜRTTÜRMEK, DEPREŞTÜRMEK, DÜŞÜRTTÜRMEK, KÜÇÜLTTÜRMEK, YÜĞRÜŞTÜRMEK

11 harfli kelimeler

BÖLÜŞTÜRMEK, DÖNÜŞTÜRMEK, DÖVÜŞTÜRMEK, DÜRTÜŞTÜRME, GÖRÜŞTÜRMEK, ÖLÇÜŞTÜRMEK, SÖVÜŞTÜRMEK, SÖZGÖTÜRMEZ, SÜRTÜŞTÜRME, SÜRÜŞTÜRMEK, BÖĞÜTTÜRMEK, BÖRÜKTÜRMEK, BÖRÜTTÜRMEK, BÜKÜŞTÜRMEK, BÜYÜTTÜRMEK, BÜZÜŞTÜRMEK, ÇÖZÜŞTÜRMEK, DOKÜŞTÜRMEK, DÖKÜŞTÜRMEK, DÜŞÜRTTÜRME, GÖYNÜTTÜRME, GULÜŞTÜRMEK, HÜŞÜKTÜRMEK, KÖRÜKTÜRMEK, KÜÇÜLTTÜRME, ÖRTÜŞTÜRMEK, PEKÜŞTÜRMEK, SÜRÜKTÜRMEK, YELİŞTÜRMEK, YETİŞTÜRMEK, Devamını Oku »»

10 harfli kelimeler

BÖLÜŞTÜRME, BÖRTTÜRMEK, DÖNÜŞTÜRME, ÖLÇÜŞTÜRME, SÖVÜŞTÜRME, SÜRÇTÜRMEK, SÜRÜŞTÜRME, SUGÖTÜRMEZ, BÖRKTÜRMEK, BÜYÜTTÜRME, BÜZÜŞTÜRME, ÇÖZÜŞTÜRME, DÖVÜŞTÜRME, EMİŞTÜRMEK, ENEŞTÜRMEK, GÖRÜŞTÜRME, GÖTÜRMEMEK, İÇÜKTÜRMEK, İLETTÜRMEK, ÖPÜŞTÜRMEK, ÖRTÜŞTÜRME, ÖRÜŞTÜRMEK, ÖVÜŞTÜRMEK, ÖYÜŞTÜRMEK, SÜRTTÜRMEK, YÜRÜTTÜRME

9 harfli kelimeler

BÖRTTÜRME, BÜKTÜRMEK, ÇÖKTÜRMEK, DÖKTÜRMEK, KÜSTÜRMEK, ÖLÇTÜRMEK, ÖRTTÜRMEK, SÖKTÜRMEK, SÜRÇTÜRME, TÜTTÜRMEK, BÖKTÜRMEK, BÖRTÜRMEK, BÖTTÜRMEK, CİBTÜRMEK, DEPTÜRMEK, GÖPTÜRMEK, KÖPTÜRMEK, KÖRTÜRMEK, KÖSTÜRMEK, KÜŞTÜRMEK, KÜYTÜRMEK, ÖPÜŞTÜRME, PÖTTÜRMEK, PÜRTTÜRME, SÜRTTÜRME, TÜNTÜRMEK

8 harfli kelimeler

BÜKTÜRME, ÇÖKTÜRME, DÖKTÜRME, GÖTÜRMEK, KÜSTÜRME, ÖLÇTÜRME, ÖPTÜRMEK, ÖRTTÜRME, ÖTTÜRMEK, SÖKTÜRME, TÜTTÜRME, BİTÜRMEK, BÜTÜRMEK, ESTÜRMEK, GETÜRMEK, GOTÜRMEK, HÖTÜRMEK, KÖPTÜRME, ÖTÜRMEYH, PÜTÜRMEK, ÜTTÜRMEK, YİTÜRMEK, YÜTÜRMEK

7 harfli kelimeler

GÖTÜRME, ÖPTÜRME, ÖTTÜRME, ÖTÜRMEK, ÖTÜRMEG, ÜTÜRMEK

6 harfli kelimeler

ÖTÜRME

5 harfli kelimeler

TÜRME

Bazı kelimelerin anlamları

TÜRME

Çok renkli ve yollu ince ipekliden yapılmış bir çeşit başörtüsü.

BÖĞÜRTTÜRMEK

Az haşlamak.

DÜRTÜŞTÜRME

Dürtüştürmek işi.

DÜRTÜŞTÜRMEK

Kısa aralıklarla sık sık dürtmek.

SÜRTÜŞTÜRMEK

İki şeyi birbirine sürtmek.

ÖLÇÜŞTÜRMEK

Ölçüşme işini yaptırmak. Aradaki farkı bulmak için iki şeyi yan yana getirmek, karşılaştırmak, mukayese etmek.

SÖVÜŞTÜRMEK

Birbirine sövdürmek.

DÜŞÜRTTÜRMEK

Düşürtme işini yaptırmak.

BÖLÜŞTÜRMEK

Bölüşme işini yaptırmak.

YÜĞRÜŞTÜRMEK

Deveran ettirmek, koşuşturmak.

DÖNÜŞTÜRMEK

Dönüşmesini sağlamak, tahvil etmek. Bir şekli, belli bir kurala göre, başka bir şekle çevirmek.

KÜÇÜLTTÜRMEK

Küçültme işini yaptırmak.

GÖRÜŞTÜRMEK

Görüşmelerini sağlamak.

BİNGEŞTÜRMEK

Birbirinin üzerine bindirmek. Birbirinin ardına bindirmek, artlaştırmak.

DÖVÜŞTÜRMEK

Dövüşmelerini sağlamak.

DEPREŞTÜRMEK

Nüksettirmek.

  -   -   -  

Anlamında TÜRME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİÇİMSELLEŞTİRMEK

Biçimsel duruma getirmek. Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüştürmek.

ÇÖKTÜRME

Çöktürmek işi.

ABANDIRMAK

Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

ÇEVİRME

Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

CER

Çekme, sürükleyerek götürme.

ÇEKİCİ

Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt. Alımlı.

BÖRTTÜRME

Börttürme işi.

DAĞITMAK

Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.

ÇARPITMAK

Çarpık duruma getirmek. Yanlışa ve kötü duruma götürmek. Gerçek anlamından saptırmak.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

CEBELİ

Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.

DEĞİŞTİRMEK

Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak.

APARMAK

Alıp götürmek. Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak.

ÇEVİRMEK

Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AŞIRMAK

Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.

BÜKTÜRME

Büktürmek işi.

BÖLÜŞTÜRME

Bölüştürmek işi.