İçinde TİREN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tiren" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tiren bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tiren ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tiren olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

TİRENDAZLIK, NEŞRETTİREN

10 harfli kelimeler

YAZGETİREN, KATİRENBİZ

9 harfli kelimeler

İSBİTİREN, İSPİTİREN, İŞBİTİREN, EĞİSTİREN, TİRENYOLU

8 harfli kelimeler

ETİRENGİ, TİRENDEZ, TİRENDİZ, TİRENGEZ, TİRENMEK, TİRENDAZ

7 harfli kelimeler

BİTİREN

5 harfli kelimeler

TİREN

Bazı kelimelerin anlamları

TİREN

Fransızca kökenli train: tren. Tren.

YAZGETİREN

Ufak taneli dolu, kırcı, kuzudişi.

TİRENYOLU

Yazma kenarına işlenen bir oya türü. (Yalvaç Isparta). Erkek çorabı motifi. (Yenikent Aksaray Niğde).

NEŞRETTİREN

yayınlatan, yayımlatan.

İŞBİTİREN

Sivri ve kokulu bir çeşit üzüm.

TİRENDAZLIK

Tirendaz olma durumu.

EĞİSTİREN

Kurumuş hamuru ve hamur bulaşığını tekneden kazımaya yarayan âlet.

ETİRENGİ

Ten rengi: Etirengi çorap aldım. Açık pembe.

TİRENMEK

Düşmemek için tutunmak.

TİRENDİZ

Titiz, temiz, süslü giyinen.

TİRENDAZ

Ok atan. Becerikli, elinden iş gelir. Özenli.

TİRENDEZ

Titiz, temiz, süslü giyinen. Temiz, titiz kimse.

İSBİTİREN

Sarımsı, kırmızımsı renkte bir çeşit üzüm.

TİRENGEZ

Titiz, temiz, süslü giyinen.

KATİRENBİZ

Bir çeşit cam kavanoz.

İSPİTİREN

Beyaz ya da siyah renkli, kokulu, ince kabuklu bir çeşit üzüm. Sarıya yakın renkte beyaz, uzun bir çeşit üzüm.

  -   -   -  

Anlamında TİREN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TİREN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

BİÇERBAĞLAR

Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine.

BİTKİCİ

Bitki yetiştiren kimse.

AMİP

Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).

AKTARMALI

Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.

ARICI

Bal almak için arı yetiştiren kimse.

AYRIKLIK

Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.

BİÇERDÖVER

Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.

ANSİKLOPEDİCİ

Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AYGIT

Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

BAKANAK

Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.

BAĞLI

Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

BEYAZLATICI

Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse). Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.