Kelimeler arşivinde; içinde "tire" olan, toplam 164 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tire bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tire ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tire olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME, CAZİPLEŞTİREBİLME, ÇİFTLEŞTİREBİLMEK, DENKLEŞTİREBİLMEK, DERİNLEŞTİREBİLME, DİNÇLEŞTİREBİLMEK, DİZELEŞTİREBİLMEK, EVCİLLEŞTİREBİLME, GENELLEŞTİREBİLME, GÜZELLEŞTİREBİLME, KESİNLEŞTİREBİLME, ÖZDEŞLEŞTİREBİLME, ÖZELLEŞTİREBİLMEK, ÖZGÜRLEŞTİREBİLME, RESMİLEŞTİREBİLME, SABİTLEŞTİREBİLME, SADELEŞTİREBİLMEK
BİRLEŞTİREBİLMEK, ÇİFTLEŞTİREBİLME, DENKLEŞTİREBİLME, DEPREŞTİREBİLMEK, DEVLEŞTİREBİLMEK, DİNÇLEŞTİREBİLME, DİZELEŞTİREBİLME, HİSSETTİREBİLMEK, İYİLEŞTİREBİLMEK, KAYDETTİREBİLMEK, NETLEŞTİREBİLMEK, ÖZELLEŞTİREBİLME, SADELEŞTİREBİLME, SERPİŞTİREBİLMEK, YERLEŞTİREBİLMEK
AFFETTİREBİLMEK, AKSETTİREBİLMEK, BİRLEŞTİREBİLME, BİTİŞTİREBİLMEK, ÇEKİŞTİREBİLMEK, ÇİZİKTİREBİLMEK, DEĞİŞTİREBİLMEK, DEPREŞTİREBİLME, DEVLEŞTİREBİLME, EŞLEŞTİREBİLMEK, GECİKTİREBİLMEK, GEÇİŞTİREBİLMEK, GELİŞTİREBİLMEK, HİSSETTİREBİLME, İYİLEŞTİREBİLME, KAYDETTİREBİLME, NETLEŞTİREBİLME, PEKİŞTİREBİLMEK, SERPİŞTİREBİLME, YERLEŞTİREBİLME, YETİŞTİREBİLMEK
AFFETTİREBİLME, AKSETTİREBİLME, BİTİŞTİREBİLME, ÇEKİŞTİREBİLME, ÇİZİKTİREBİLME, DEĞİŞTİREBİLME, ERİŞTİREBİLMEK, EŞLEŞTİREBİLME, GECİKTİREBİLME, GEÇİŞTİREBİLME, GELİŞTİREBİLME, İLİŞTİREBİLMEK, İŞİTTİREBİLMEK, PEKİŞTİREBİLME, YETİŞTİREBİLME
BİÇTİREBİLMEK, ERİŞTİREBİLME, İLİŞTİREBİLME, İŞİTTİREBİLME, KESTİREBİLMEK, SEÇTİREBİLMEK, SEKTİREBİLMEK
SİSTİRELEMEK, ANTİREZİSTAN, BİÇTİREBİLME, BİTİREBİLMEK, ELEŞTİRELLİK, ETTİREBİLMEK, GETİREBİLMEK, İTTİREBİLMEK, KESTİREBİLME, SEÇTİREBİLME, SEKTİREBİLME, YETİREBİLMEK, YİTİREBİLMEK
SİSTİRELEME, BİTİREBİLME, ETTİREBİLME, GETİREBİLME, GETİREMEMEK, İTTİREBİLME, NEŞRETTİREN, TİREKDEMİRİ, TİRENDAZLIK, TİTİREGIZIM, YETİREBİLME, YİTİREBİLME
DEĞİŞTİREÇ, DEĞİŞTİREK, KATİRENBİZ, KİLOMETİRE, TİREPAZARI, TİTİREŞMEK, YAZGETİREN
ELEŞTİREL, SİSTİRECİ, TİRELEMEK, ALAKTİREK, EĞİSTİREN, İSBİTİREN, İSPİTİREN, İŞBİTİREN, SİFTİRELİ, TİREBÜZEN, TİRELELLİ, TİRENYOLU, TİTİREMEK
TİREBOLU, TİRELEME, TİRENDAZ, ETİRENGİ, İKİSTİRE, KEFETİRE, KINATİRE, KİTİRELİ, TİREKTOR, TİRENDEZ, TİRENDİZ, TİRENGEZ, TİRENMEK, TİREONİN, TİRETMEK, TİRETORA, ÜFENTİRE
SİSTİRE, ANTİREÇ, BİTİREN, FİTİREK, İNTİRES, KETİREZ, KİTİRET, SİNTİRE, TİREFİK, TİREMEÇ, TİREMEK, TİREMEN, TİREMPE, TİTİREK
VETİRE, BETİRE, FİTİRE, KETİRE, KİTİRE, LETİRE, METİRE, TETİRE, TİREZE
TİREK, TİREM, TİREN
TİRE
TİRE
Dikişte kullanılan pamuk ipliği. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Uzun çizgi. Kısa çizgi. Pamuk ipliğinden yapılmış.
GÜZELLEŞTİREBİLME
Güzelleştirebilmek işi.
CAZİPLEŞTİREBİLME
Cazipleştirebilmek işi.
DİNÇLEŞTİREBİLMEK
Dinçleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DERİNLEŞTİREBİLME
Derinleştirebilmek işi.
DİZELEŞTİREBİLMEK
Dizeleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EVCİLLEŞTİREBİLME
Evcilleştirebilmek işi.
GENELLEŞTİREBİLME
Genelleştirebilmek işi.
ÇİFTLEŞTİREBİLMEK
Çiftleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZELLEŞTİREBİLMEK
Özelleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZGÜRLEŞTİREBİLME
Özgürleştirebilmek durumu.
ÖZDEŞLEŞTİREBİLME
Özdeşleştirebilmek işi.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME
Bütünleştirebilmek işi.
DENKLEŞTİREBİLMEK
Denkleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
RESMİLEŞTİREBİLME
Resmileştirebilmek işi.
KESİNLEŞTİREBİLME
Kesinleştirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANMAK
Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak. Adlandırmak. Bir armağanla birinin gönlünü almak.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
AKTARMALI
Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ARICI
Bal almak için arı yetiştiren kimse.
AMİP
Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
ANSİKLOPEDİCİ
Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist.
ANAÇ
Şefkatli, anne gibi davranan. Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. Kurnaz. Başına buyruk. İri, kart. Deneyimli, bilgili.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.