Kelimeler arşivinde; içinde "tine" olan, toplam 30 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tine bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tine ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tine olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ANTİNEOPLASTİK
PROLAKTİNEMİ, ANTİNEFRİTİK, YETİNEBİLMEK
İZZETİNEFİS, YETİNEBİLME, İNKONTİNENS, HELETİNEZİR
TİNERCİLİK, KREATİNEMİ, HEMATİNEMİ
ZEYTİNELİ, HALETİNEZ, GEŞTİNENİ
TROTİNET
METİNER, ÖZTİNEL, ÖZTİNER, SİNTİNE, TİNERCİ
ZATİNE, METİNE, TİNEKE, FATİNE, MATİNE
TİNEK, TİNEA, ETİNE, TİNER
TİNE
Üzüm asmasının körpe, yeşil filiz ve sürgünleri.
İZZETİNEFİS
Öz saygı. Kişinin kendine verdiği değer.
TİNERCİLİK
Tinercinin yaptığı iş.
KREATİNEMİ
Kanda kreatin miktarının artması.
HALETİNEZ
Nez hâli.
YETİNEBİLMEK
Yetinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
YETİNEBİLME
Yetinebilmek durumu.
ANTİNEOPLASTİK
Tümör hücrelerinin gelişimini önleyen.
ZEYTİNELİ
İzmir ili, Uzunkuyu nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
PROLAKTİNEMİ
Hiperprolaktinemi.
ANTİNEFRİTİK
Böbrek hastalığına karşı olan, böbrek hastalığını önleyen.
İNKONTİNENS
Kendini tutamama.
TROTİNET
Bir ayakla üzerine binilip öbür ayakla yeri teperek yol alınan ve bir yönetme kolu ile arka arkaya iki tekerleği bulunan çocuk oyuncağı.
HELETİNEZİR
Arapça kökenli hâlet-i nez: tanrı huzurunda.
GEŞTİNENİ
Geçtiğinde.
HEMATİNEMİ
Kanda hematin bulunması.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OLMAK
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.
GEYİK
Geyikgillerden, erkeklerinin başında uzun ve çatallı boynuzları olan memeli hayvan (Cervus elaphus). Karısının veya bir kadın yakınının ihanetine uğramış erkek.
KOKA
İki çeneklilerden, çiçekleri küçük ve sarımtırak, zeytine benzer meyvesi kırmızı renkte olan, yapraklarından kokain çıkarılan, en çok Peru'da yetişen bir bitki (Erytrroxylon coca). Bu bitkinin yapraklarından çıkarılan madde.
BLOKAJ
Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.
MÜRVER
Hanımeligillerden, yaprakları karşılıklı, demet durumundaki beyaz çiçeklerinden hekimlikte yararlanılan, meyvesi zeytine benzer bir ağaççık (Sambucus nigra).
NORMAL
Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun. Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum. Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme.
DİNGİNCİLİK
Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik.
LAĞVEDİLMEK
Bir kuruluşun faaliyetine son verilmek. Hükümsüz kılınmak, feshedilmek.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
GÜVE
Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella).
LAĞIV
Bir kuruluşun faaliyetine son verme. Hükümsüz kılma, feshetme.
DOĞRULTMAN
Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey. Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem.
İNCELTİCİ
Boyaların ve verniklerin yoğunluğunu azaltmak ve uygulama kolaylığı sağlamak amacıyla kullanılan uçucu sıvı, tiner.
MÜSTAĞNİ
Elinde olanla yetinen, doygun. Nazlı davranan.
KAMAROT
Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli.
MUHTELİS
Kamu malını zimmetine geçiren, çalan.
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.
ONUR
İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
KARGIŞLI
Tanrı'nın ve insanların nefretine, lanetine uğramış, melun, lanetli.