Kelimeler arşivinde; içinde "teye" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde teye bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu teye ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında teye olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İSTEYEBİLMEK
TEYELLENMEK, İSTEYEBİLME
TEYELENMEK, TEYELLEMEK, TEYELLENME, MÜTEYEGGIZ
TEYELLEME, ÇİFTEYEFİ
TEYEMMÜM, SÜMETEYE
TEYELLİ, TEYELTİ, TEYEMEK
PÖTEYE
TEYEK, TEYEL, TEYET
TEYE
TEYE
Destek. Destek, dayak.
TEYELLİ
Teyelle tutturulmuş, teyellenmiş. Üzerine teyel atılmış.
ÇİFTEYEFİ
Sabanın boyunduruğa bağlanmasında yardımcı olan, bükülerek iki ucu üst üste getirilen ağaç. (Akçaşar Yalvaç Isparta).
İSTEYEBİLMEK
İsteme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TEYEMEK
Düşürmeyecek biçimde sıkıca, dikkatli tutmak. Yeni ayakkabının dikiş yerlerinin üstünden bir kez daha dikmek. Dikkatle bakmak.
İSTEYEBİLME
İsteyebilmek işi.
TEYELENMEK
Yığılmak.
TEYEMMÜM
Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma.
TEYELLEMEK
İki parçayı eğreti olarak seyrek dikişle elde dikmek, ilintilemek, ilgilemek.
TEYELTİ
Binek hayvanlarında eğerin altına konulan keç. Kadınların alnındaki altın ya da gümüş dizisi. Sonradan sökmek üzere dikilen kalın, eğreti dikiş. Eğerin altında bulunan keçe. (Senirkent Isparta).
MÜTEYEGGIZ
Arapça kökenli müteyakkız: müteyakkız.
TEYELLENMEK
Kumaş teyelle tutturulmak, üzerine teyel yapılmak.
TEYELLENME
Teyellenmek işi.
PÖTEYE
Kümes hayvanlarının böbreği.
TEYELLEME
Teyellemek işi.
SÜMETEYE
Boşuna.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
BEDEL
Değer, fiyat, kıymet. Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Eşit, denk. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse.
ANTİSEMİTİZM
Yahudilere karşı düşmanca duygular besleyen ve Yahudilere karşı ayırt edici önlemler alınmasını isteyen görüş.
ÇÖZÜLME
Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.
CANIGÖNÜLDEN
İçtenlikle, çok isteyerek, canıyürekten.
DİNCİ
Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
BİLGİÇ
Bilgili (kimse). Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse).
DESPOT
Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse. Her istediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kimse, tiran. Zorba. Ortodoks Rumların din başkanları.
DALKAVUK
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.
ÇULLAMAK
Hayvana çul örtmek. Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak.
BOĞASAK
Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek.
BEDHAH
Başkasının kötülüğünü isteyen, kötü yürekli.
ÇİLECİLİK
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme.
BİLİLTİZAM
Bile bile, bilerek ve isteyerek.
EDİM
Yapılmış, gerçekleşmiş iş, amel, fiil. İnsan davranışı. Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış, ivaz. Belirli bir durumla karşılaştığı zaman kişinin yapabildiği davranış.
ALŞİMİ
Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı, simya.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
DİLENCİ
Geçimini dilenerek sağlayan kimse. Israrlı bir biçimde ve arsızca bir şeyi isteyen kimse.