Kelimeler arşivinde; içinde "tartıl" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tartıl bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tartıl ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tartıl olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TARTILABİLMEK
TARTILABİLME
TARTILAMAK
TARTILMAK
TARTILIŞ, TARTILMA
TARTILI
TARTIL
TARTIL
Tartıya dayanan.
TARTILABİLMEK
Tartılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTILIŞ
Tartılma işi.
TARTILMAK
Tartma işi yapılmak veya tartma işine konu olmak. Kendini tartmak.
TARTILMA
Tartılmak işi.
TARTILI
Tartılmış. Ölçülü, dengeli.
TARTILABİLME
Tartılabilmek işi.
TARTILAMAK
Ağırlığını elle tartmak, yoklamak. Ağaç, kapı ve benzerleri şeyleri sökmek için güç harcamak. İki elle kaldırılan taşı ileri geri sallayıp hızlandırarak atmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TARTIL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BRÜT
Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).
DAKMA
Yelek. Samanlık çatısına destek olarak konulan eğri direk. Yedek. Ek: Bu evin dakması iyi olmuş. Define. Tartılmak için teraziye konulan ete kasapların gizlice kattıkları fena et parçası. Takma: Dakma saç.
KANTAR
Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç. 56,452 kilogram ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi. Baskül. Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti, el kantarı.
RÜBAİ
(Divan edebiyatı terimi) Dört dizeli ve özel tartılı bir koşuk (bk. Ahrep).
TARTISIZ
Tartılmamış. Ölçüsüz, dengesiz.
VEZİNLİ
Ölçülü. Tartılı.
DARA
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.
DARTINMAK
Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek. Tartılmak. Kendini naza çekmek: Ahmet pazarlıkta çok dartındı. Yüzünü örtü ile kapatmak. Başını örtmek, sarmak. Örtünmek. Bir şeyi tutarak çekmek. Çekinmek, ihtiraz etmek, esirgemek.
DARTILMAK
Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek. Asılmak, abanmak. Tartılmak. Çekilmek, sıyrılmak.
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
KAPAN
Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer.