Kelimeler arşivinde; içinde "tart" olan, toplam 77 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tart bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tart ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tart olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TARTIŞILABİLMEK
TARTIŞILABİLME
TARTIŞMACILIK, TARTIŞABİLMEK, TARTILABİLMEK
TARTIŞTIRMAK, TARTIŞLANMAK, TARTAKLANMAK, TARTIŞABİLME, TARTILABİLME
TARTIŞILMAK, KOŞUTTARTIM, TARTIŞMASIZ, ÖLÇEKTARTIM, TARTABİLMEK, TARTIŞTIRMA, TEKKETARTAN, YAŞAMTARTIM, TARTAKLAYIŞ, TARTAKLANMA, TARTAKLAMAK, TARTAKLANIŞ
TARTABİLME, KÜMETARTIM, MİNİTARTAÇ, KANTARTOPU, TARTIBİLİM, TARTTIRMAK, PURTARTMAK, TARTIŞMALI, TARTIŞMACI, TARTAKLAMA, TARTILAMAK, TARTIŞILMA, TARTALAMAK, TARTICILIK
TARTTIRMA, TARTAGLİA, TARTILMAK, TARTINCAK, TARTINMAK, TARTIŞMAK, TARTRAZİN, TARTUMCAK, TAŞTARTAN, TARTIMSIZ, AKTARTMAK
TARTAĞAN, TARTAŞIK, TARTARİK, TARTIMAK, TARTARAT, TARTAMAK, TARTALCI, TARTIMLI, TARTISIZ, TARTILMA, TARTIŞMA, TARTILIŞ, AKTARTMA, KATARTİK
TARTALI, TARTILI, TARTMAK, TARTURA, TARTICI, TARTALA
TARTAR, TARTMA, TARTIL, TARTIM, TARTAÇ, TARTIŞ, TARTUR
TARTU, TARTI
TART
TART
Kovma, çıkarma. Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta.
TARTIŞABİLMEK
Tartışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTAKLANMAK
Tartaklama işine maruz kalmak, hırpalanmak.
TARTIŞTIRMAK
Tartışma işini yaptırmak.
TARTIŞILABİLMEK
Tartışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTIŞMACILIK
Tartışmacı olma durumu.
TARTIŞILABİLME
Tartışılabilmek işi veya durumu.
TARTIŞMASIZ
Tartışma götürmez.
ÖLÇEKTARTIM
Yığışımlı ölçek kurmak üzere ölçeği oluşturacak sınarları bir değerlendirici kümesine uygulayıp yapılan değerlemelere göre ayrım gözetmeyenleri eleme işleminden sonra sınarları en yandaştan en az yandaşa doğru yukardan aşağı ve soldan sağa sıralayarak yığışımlı niteliğe uygun düşüp düşmediklerini sınayan çizelge, bk. Guttman ölçeği.
TARTIŞLANMAK
Sıçramak: Hayvanın ayağından üzerime çamur tartışlandı.
TARTILABİLMEK
Tartılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTABİLMEK
Tartma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTILABİLME
Tartılabilmek işi.
KOŞUTTARTIM
Verilerin, sırası bireyleri, dikeci sınarları gösteren bir çapraz çizelge içinde çözümlenmesi.
TARTIŞABİLME
Tartışabilmek işi.
TARTIŞILMAK
Tartışma işi yapılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TART geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEKİ
Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.
BİLDİRİ
Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.
ATIŞMAK
Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.
DİZEMSİZ
Dizemi olmayan, tartımsız, ritimsiz.
AYTIŞMAK
Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.
ÇEKER
Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı.
DİDİŞİM
Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi, eristik.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AKTARTMA
Aktartmak işi.
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
BRÜT
Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).
DARA
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
DİZEM
Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, ritim.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
CEDELLEŞMEK
Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek. Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek.
DİZEMLİ
Düzenli aralıklarla tekrarlanan, tartımlı, ritimli, ritmik.
DOGMA
Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılmış olan sav, nas, inak.
CEDEL
Tartışma, çekişme, münakaşa etme.
BASKÜL
Ağırlıkları tartmaya yarayan alet, kantar. İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç.