İçinde SIĞDIRMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sığdırma" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sığdırma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sığdırma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sığdırma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SIĞDIRMA

Sığdırmak işi.

SIĞDIRMAK

Bir şeyi bir kabın veya bir yerin içine aldırmak.

  -   -   -  

Anlamında SIĞDIRMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SIĞDIRMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SIĞDIRILMAK

Sığdırma işi yapılmak.

SIDIRMAK

1.Patlatmak, ezmek : Çıbanı sıdırdı. 2.Kırmak (yumurta ve benzerleri için). İçi sıvı dolu nesneyi patlatmak, ezmek. Yağa yumurta kırmak. Sığdırmak. Sıkmak, sızdırmak. Kırdırmak.

SIĞIRMAK

Sığdırmak.

SIĞDIRIŞ

Sığdırma işi.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

SIĞDIRIVERMEK

Kolayca sığdırmak.

SIĞIŞTIRMAK

Güçlükle sığdırmak.

İSTİAP

İçine alma, sığdırma.

KAPASİTE

Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, sığa. Anlama, kavrama yeteneği. Bir işletmenin üretim miktarı. Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. Belli bir alana sığabilecek kişi veya nesne sayısı.

SIĞDIRABİLMEK

Sığdırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SIKIŞTIRMAK

Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.