Kelimeler arşivinde; içinde "sıral" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sıral bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sıral ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sıral olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SIRALAYIVERMEK, SIRALAYABİLMEK, SIRALANABİLMEK
SIRALAYIVERME, SIRALAYABİLME, SIRALANDIRMAK, SIRALANABİLME
YARISIRALAMA, SIRALANDIRMA, MASIRALITOKA
TAMSIRALAMA, SIRALAKLAMA
SIRALATMAK, SIRALANMAK, SIRALAYICI
SIRALAMAK, HASIRALTI, SIRALİYİN, SIRALILAR, SIRALANIŞ, SIRALANMA, SIRALATMA, SIRALAYIŞ
SIRALAMA
SIRALAÇ, SIRALIK
SIRALI, SIRALP
SIRAL
SIRAL
"Sır olarak al, sır olarak sakla" anlamında kullanılan bir isim".
SIRALAYABİLME
Sıralayabilmek işi.
YARISIRALAMA
Yansımalı, ters bakışımlı, geçişli bağıntı. Örnek: Altküme bağıntısı bir yarısıralamadır.
MASIRALITOKA
Kayış bağlama tokası. (Aksaray Niğde).
SIRALAKLAMA
Filmlik ve belgeliklerde çeşitli sinema ve televizyon gerecinin (film, kuşak, vb.) sıralaklara geçirilmesi işlemi.
SIRALAYIVERME
Sıralayıvermek işi.
SIRALANMAK
Sıra oluşturacak biçimde yer almak. Sıraya, düzene konulmak.
SIRALATMAK
Sıralama işini yaptırmak.
SIRALANDIRMA
Sıralandırmak işi. Bir kümenin elemanlarının sıralama bağıntısının verdiği sıraya göre yazılması.
TAMSIRALAMA
Yansımalı, tersbakışımlı, geçişli, bağlaşık bağıntı. bk. yalın sıralama. sıkı tamsıralama. Örn.
SIRALANDIRMAK
Sıralanma işini yaptırmak.
SIRALAYABİLMEK
Sıralama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SIRALAYIVERMEK
Çabucak veya kısa zamanda sıralamak.
SIRALAYICI
Kır koşularında, varış çizgisini geçen atletlere varış sırasına göre sayı veren yargıcı.
SIRALANABİLMEK
Sıralanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SIRALANABİLME
Sıralanabilmek işi. Sıralama bağıntısının verilebilmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SIRAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOGMATİK
Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi), inaksal. Felsefe ve din dogmalarının mantıksal ve sıralı bir yolla ortaya konuluşu.
AMFİ
Amfiteatr. Sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen büyük derslik.
BADIÇ
Bakla, fasulye, bezelye vb. taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk, baklamsı meyve.
DİZİLMEK
Dizi durumuna getirilmek, dizme işi yapılmak. Sıraya girmek. Yan yana veya üst üste sıralanmak.
DİZİLEMEK
Dizi durumunda sıralamak.
AKŞAMÜSTÜ
Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri.
DİZMEK
Bazı nesneleri iplik, tel vb.ne geçirmek. Yan yana veya üst üste sıralamak. Harfleri yan yana getirerek yazı düzenlemek. Düzenlemek, hazırlamak.
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
ALMAŞIK
İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan. Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
DİZİ
Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Dizi film.
DİZİLİ
Dizilmiş olan, sıralanmış, mürettep.
EPİGENEZ
Sıralı oluş.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
BEŞERLİ
Beşer beşer sıralanmış. Her biri beş birimden oluşan.
ALMAŞIKLIK
Dönüşümlü ve düzenli sıralanma.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
DÜZMEK
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.