İçinde SIKIŞIK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sıkışık" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sıkışık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sıkışık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sıkışık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SIKIŞIK

Sıkışmış bir durumda olan.

SIKIŞIKLIK

Sıkışık olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında SIKIŞIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SIKIŞIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GEBİK

Taze incir. Tatlı, sert, sıkışık toprak. Killi toprak. Alt çenesi uzun kimse: Çocuk büyüyünce gebik olacak galiba.

ŞIĞŞIRIM

Hızlı yağmur. Çok, sıkışık.

KIRTİŞİK

Sert, sıkışık.

OBUZ

Küp yapılan yeşil renkli toprak. Su kaynağı. Akarsulardan oluşan küçük derecikler. İki derenin birleştiği dar yer. Çay ve ırmakların geçtiği dar boğaz, iki sırt arasındaki çukur. Suların oyarak yaptığı ufak çukur. Derenin daraldığı yer. Derenin sıkışık, daracık yeri. Bitlis ilinde, Küçüksu bucağına bağlı bir yer. Elâzığ ili, Harput nahiyesine bağlı bir yer.

AVSUNLAMAK

Avuç dolusu almak. Hasta bir kimseyi ya da hayvanı din yoluyla, okuyarak iyileştirmek. Aldatmak, kandırmak, oyalamak, gafil avlamak. Fındık kabuklarını kabartmak, sıkışık durumdan kurtarmak. Hastaları iyileştirmek için okuyup üflemek, bir takım göreneksel işlemler yapmak. Zehirli hayvan sokmalarına karşı okuyup üfleyerek bağışıklık kazandırmak, şerbetlemek. Hastalık bulaştırmak. Kaba biçimde vurarak okşamak.

BUNALSALIK

Sıkıntı, darlık. Bunaltı, sıkışık durum.

GEVİT

tatlı, sert, sıkışık toprak.

SIKILCIM

Sıkıştırma, korku, baskı. Korku, baskı, sıkıştırma. İzdiham, tazyik, sıkışıklık.

YOĞUN

Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).

HIZIR

"Birinin en sıkışık zamanında, beklemediği biri, yardımına yetişmek" anlamındaki Hızır gibi (imdadına veya yardımına) yetişmek deyiminde geçen bir söz.

DIKIZ

Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı. Sıkışık, dar. Havasız basık yer. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla. Gelişigüzel, rasgele yapılmış iş: Ne kadar dıkız bir iş. Çelik çomak oyununda dokuzdan sonra söylenen ve on rakamının yerini tutan sözcük. Atın koşarken tıkanıp kalması. Kuru, boğazda kalan yiyecek. Tıknaz, yoğun.

TAGADDE

Sıkışık durum.

TIKIÇ

Dolgun, yuvarlak fasulye. Çok dolu, sıkı, sıkışık. Kısa boylu, şişman. Tıkaç, tıpa.

ISIK

Sıcak. Hamam. Sessiz. Sıkışık. Ağzından kolay laf alınmayan, sıkı ağızlı. Sıcak, ısınmış. Konuşmayan, az konuşan.

ZIMZIK

Yumruk. Sımsıkı, çok sıkışık, tıka basa. Bilye.

GEBİZ

tatlı, sert, sıkışık toprak. Killi toprak. Su basan alan. Verimli toprak. Yağmurda çatlayan toprak. Antalya kenti, Gebiz nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

DIKIS

Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı: Bu çuvalı ne kadar dıkıs basmışlar. Sıkışık, dar: Yerimiz çok dıkıs. Havasız basık yer. İyi pişmemiş, kabarmamış ekmek. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek: Pilav aşı ne kadar dıkız olmuş. Sarı, yapışkan bir toprak. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla.