İçinde SÜRÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sürü" olan, toplam 100 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sürü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sürü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sürü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SÜRÜKLENEBİLMEK, SÜRÜKLEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

SÜRÜKLENEBİLME, SÜRÜKLEYEBİLME, SÜRÜKLEYİCİLİK, SÜRÜKLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

SÜRÜNDÜRÜLMEK, SÜRÜKLENDİRME

12 harfli kelimeler

SÜRÜNDÜRÜLME

11 harfli kelimeler

SÜRÜNDÜRMEK, SÜRÜHDÜRMEK, SÜRÜMSÜZLÜK, SÜRÜKLEYİCİ, SÜRÜKLETMEK, SÜRÜKLENMEK, SÜRÜKTÜRMEK, SÜRÜNGENLER, SÜRÜŞTÜRMEK, UZUNÖKSÜRÜK

10 harfli kelimeler

SÜRÜNDÜRME, SÜRÜKLENİM, SÜMSÜRÜKLÜ, KARŞISÜRÜM, DÜĞENSÜRÜK, SÜRÜŞTÜRME, DÜGENSÜRÜK, SÜRÜVERMEK, SÜRÜKLEYİŞ, SÜRÜKLETME, SÜRÜKLENME, SÜRÜKLENİŞ, SÜRÜKLEMEK, SÜRÜMDEĞER, PÜSÜRÜKLÜK, SÜRÜNCEMEK, SÜRÜNCÜMEK

9 harfli kelimeler

DÜGENSÜRÜ, SÜRÜGÜDEN, DÜĞENSÜRÜ, SÜRÜVERME, MÜSÜRÜFCÜ, PÖSÜRÜKLÜ, PÜSÜRÜKLÜ, ÖKSÜRÜKLÜ, SÜRÜCÜLER, SÜRÜKLEME, SÜRÜCÜLÜK, SÜRÜNCEME

8 harfli kelimeler

SÜRÜNMÜŞ, SÜRÜLMEK, SÜRÜKMEK, SÜRÜNGEÇ, SÜRÜMSÜZ, SÜMSÜRÜK, SÜRÜNGEN, ÖNESÜRÜŞ, SÜRÜTMEK, SÜRÜŞMEK, SÜRÜNMEK, SÜRÜYOLU

7 harfli kelimeler

ÖKSÜRÜŞ, SÜRÜLME, ÇİSÜRÜK, ÖKSÜRÜK, SÜRÜMCÜ, SÜRÜCÜL, SÜRÜNGE, SÜRÜŞME, SÜRÜNGÜ, SÜRÜTKÜ, SÜRÜTGÜ, YÜSSÜRÜ, SÜRÜNTÜ, SÜRÜSAT, SÜRÜNÜŞ, MÜSÜRÜK, ÖĞSÜRÜK, ÖKSÜRÜÇ, SÜRÜLÜŞ, SÜRÜNME, PÜSÜRÜK, SÜRÜMLÜ, SÜRÜMEK, SÜRÜKGE, SÜRÜKKÜ, SÜRÜTME

6 harfli kelimeler

SÜRÜCÜ, ESÜRÜK, ÖSÜRÜK, SÜRÜME, OSÜRÜK

5 harfli kelimeler

SÜRÜR, SÜRÜŞ, SÜRÜV, SÜRÜT, SÜRÜÇ, SÜRÜK, SÜRÜN, SÜRÜM

4 harfli kelimeler

SÜRÜ

Bazı kelimelerin anlamları

SÜRÜ

Evcil hayvanlar topluluğu. Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü. Birlikte yaşayan hayvan topluluğu. Yönlendirilebilen insan topluluğu.

SÜRÜKLENEBİLME

Sürüklenebilmek işi.

SÜRÜKLETMEK

Sürükleme işini yaptırmak.

SÜRÜHDÜRMEK

Sürüklemek.

SÜRÜNDÜRMEK

Sürünme işini yaptırmak, sürünmesine sebep olmak. Güçlük ve sıkıntıya uğratmak.

SÜRÜKLENMEK

Sürükleme işi yapılmak veya sürükleme işine konu olmak. Tekne, akıntı ve rüzgârın etkisiyle gelişigüzel hareket etmek, ilerlemek veya yol almak. Kendi kendini sürüklemek. Bir iş, sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelere uğramak.

SÜRÜKLEYEBİLME

Sürükleyebilmek işi.

SÜRÜKLENDİRME

Sürüklendirmek işi.

SÜRÜKLEYEBİLMEK

Sürükleme imkânı veya olasılığı bulunmak. Sürüklemeye gücü yetmek.

SÜRÜMSÜZLÜK

Sürümü olmama durumu.

SÜRÜKLEYİCİLİK

Sürükleyici olma durumu.

SÜRÜKLEYİCİ

Sürükleme niteliği veya gücü olan, dinamo. İlginin sürmesini sağlayan.

SÜRÜNDÜRÜLME

Süründürülmek işi.

SÜRÜKLENEBİLMEK

Sürüklenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

SÜRÜNDÜRÜLMEK

Süründürme işi yapılmak.

SÜRÜKLENDİRMEK

Sürüklenmesine yol açmak.

  -   -   -  

Anlamında SÜRÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SÜRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHARLI

Üzerine ahar sürülmüş olan.

ARZ

Sunma. Piyasaya mal sürülmesi, sunu. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

ARKEOPTERİKS

Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.

AMİP

Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).

ASTAR

Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

ANIZ

Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AKIŞ

Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.

BAĞIL

Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ANIZLIK

Anızı sürülmemiş tarla.

AZDIRMAK

Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AMBARGO

Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.

AL

Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.