İçinde SÜREY geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sürey" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sürey bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sürey ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sürey olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SÜREY

Tıkızımsı ve bağlantılı olan ilingesel uzay ya da altküme.

SÜREYYA

Ülker.

SÜREYAZAR

Belirli bir işin kısa süresini çizerek belirleyen araç, kronograf.

  -   -   -  

Anlamında SÜREY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SÜREY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEDEL

Değer, fiyat, kıymet. Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Eşit, denk. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse.

DİGESYON

1. Hazım, sindirme, sindirim. Bitki kısımları üzerine 35-40 °C sıcaklıkta çözücünün dökülerek 12-24 saat süreyle temasta tutulmasıyla yapılan işlem.

MONOSİT

Oval ya da at nalı şeklinde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi. Oval veya at nalı biçiminde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi. Kanda bulunan, kemik iliği kökenli, oval veya böbrek benzeri görünümde tek çekirdekli, sitoplazmasında azurofilik granüller içeren, fagositoz yapabilen en büyük beyaz kan hücreleri. Dokulara göç ederek kuvvetli fagositik aktiviteye sahip olan ve kronik enfeksiyon hastalıklarında sayıları artan makrofajlara dönüşür ve kanda yaklaşık 24 saat süreyle kalırlar. Kanın büyük, tek çekirdekli ve renksiz olan bir tip gözesi.

DİNLENEK

Bir kent ya da kasabanın içinde ya da yakınında, insanların, boş süreylerinde dinlenmeleri, eğlenmeleri, yemekli kır gezisi yapabilmeleri için kent ya da il yönetimlerince düzenlenmiş, ayrılmış alanlar.

KRONOGRAF

Süreyazar.

AŞKIN

Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş. Benzerlerinden üstün. Çok, fazla.

ZAMANLAMAK

Bir konuda en iyi sonucu almak için en iyi, en uygun süreyi belirlemek. Bir işin sürdürülmesi için zamanı planlamak.

KOLAÇKA

Yıldız kümesi, Süreyya burcu.

UZATMAK

Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Germek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek. Vermek, göndermek. Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.

PARKMETRE

Paralı park yerlerinde aracın kaldığı süreyi belirleyen saat, park sayacı, park saati, parkometre.

DOLDURMAK

Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.

TUTMANLIK

vâzı'ü'l-yedlik. Bir kimsenin, iyesi bulunduğu taşınmazın kullanımını, belirli bir süreyle ve belirli bir para karşılığında bir başkasına bırakmasını anlatan ikili ilişki.

YATMAK

Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak. Heves etmek, eğilmek. İşsiz kalmak, çalışmamak. Bilerek yenilmek, şike yapmak. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak. Boş yere beklemek. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek. Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak. Bulunmak, var olmak. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak. Cinsel ilişkide bulunmak. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Ölü gömülmüş olmak. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak.

SÜTLÜBUĞDAY

İki gün süreyle süte yatırılmış buğday.

İLİK

Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı vb.nin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık. Kemiklerin iç boşluklarını dolduran yağlı madde. Düğme. Yaka. Temiz. Söz götürüp getiren. Küçük sepet. -den başlayarak, -den sonra, -den beri: Ali tarlayı bundan ilik sen sür, bundan ilik ben süreyim. Kabak ve fasulyelerin uzayan kısımları: Kabak ilikleri bu sene çok uzadı. Kemik iliği, ilik. Düğme. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç, Gücüllü Yalvaç Isparta; Güllüce Gümüşhacıköy Amasya). Düğme deliği. (İnönü Eskişehir). Düğme dikilen yer. (Aksaray Niğde). Ağaç çuvaldız. (Saçıkara İslahiye Gaziantep). Samanın çekilme zamanında arabaya takılan çulu yan direğe bağlayan halka. (Yeşilova Aksaray Niğde). Kağnının yan kanadının basamakları. (Gücünkaya Aksaray Niğde).

AYÜLGER

Ay ve Süreyya yıldızı.

YATIKENT

Çok yoğun nüfuslu işleyim kuruluşlarının bir araya toplandığı işleyim bölgelerinde, nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan işçilerin, çalışma saatleri dışında kalan süreylerini geçirdikleri, oturdukları, yemek yedikleri ve yattıkları konutlardan oluşan bir tür uydu-kent.

PANCARA

Yaz aylarında, yaylalara çıkarak bir hafta süreyle yapılan eğlenti.

ÜLKER

Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi, Yedikızkardeş, Süreyya, Pervin.