Kelimeler arşivinde; içinde "sünger" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sünger bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sünger ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sünger olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KALKERLİSÜNGERLER
SÜNGERLEŞMEK, SÜNGERLENMEK
SÜNGERCİLİK, SÜNGERLEŞME
SÜNGERİMSİ
SÜNGERLER, SÜNGERSİZ
SÜNGERCİ, SÜNGERLİ, SÜNGERSİ
SÜNGER
SÜNGER
Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan. Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci. Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti.
SÜNGERİMSİ
Sünger gibi sık delikli olan, bu nedenle bol sıvı ya da gaz emebilen özdek.
SÜNGERLEŞMEK
Sünger durumuna gelmek.
SÜNGERSİ
Sünger gibi gözenekleri olan, süngere benzeyen, süngerimsi.
SÜNGERSİZ
Süngeri olmayan.
SÜNGERCİ
Sünger avcısı.
SÜNGERLER
Vücutları içten dar ve uzun kanalcıklardan oluşan, dıştan bu kanalcıklara açılan deliklerle kaplı, çoğu kayalara tutunmuş olarak koloniler durumunda yaşayan hayvanlar takımı.
SÜNGERLİ
Süngerle döşenmiş veya süngerden yapılmış olan.
KALKERLİSÜNGERLER
(Calcarea),iyi bilinir.
SÜNGERLEŞME
Süngerleşmek işi.
SÜNGERLENMEK
Birinin peşini bırakmamak, rahatsız etmek (genellikle dilenciler için).
SÜNGERCİLİK
Sünger avcılığı. Sünger alıp satma işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÜNGER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOYUNYÜNÜ
Bir sünger türü.
ATRİYUM
Tunikatlarda ve sefalokordatlarda bulunan iki ana boşluktan yutağı çeviren boşluk. Basit süngerlerde vücut iç boşluğunun (spongosöl) diğer adı. S. Böceklerde sağmalardan meydana gelen ve trakeaya uzanan genişlemiş timpanal boşluk. Yüreğin ön iki odası. Kulakçık. (Mimarlık) Eski Roma evlerinde etrafı odalarla çevrili, üstü açık, ortasında havuz bulunan avlu, içavlu, a. bk. avlu, içavlu. Trematod ve sestodlarda genital organların kanallarının açıldığı çukur bölüm. Ön oda, ön boşluk. Kulakçık.
TÜRKKIYMASI
Yumuşak, esnek ve dayanıklı bir sünger türü, ipek süngeri, türkkupası.
FERNEZ
Sünger toplamak için kullanılan makineli dalma aracı.
DİPLOBLASTİK
Embriyonik gelişim sürecinde sadece endoderm ve ektodermin oluşması durumu, iki tabakalılık. Sölenterlerde ve süngerlerde olduğu gibi sadece iki embriyo tabakasına (ektoderm ve endoderm) sahip olma durumu.
GÖZENEK
Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri. Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş. Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık, mesame. Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri, mesame. Pencere. Bir işlemede, örgüde, ipliklerin kesilmesi, ayrı tutulması yoluyla oluşturulan boşluk, ajur.
PONZA
Bazı yüzeylerin temizlenmesinde, mermerlerin parlatılmasında, ovma işlerinde kullanılan, çok gözenekli, çok hafif kaya, sünger taşı, ponza taşı.
RULO
Dürülerek boru biçimi verilmiş deri veya kâğıt tomar. Silindir biçiminde, içine değişik malzeme konularak hazırlanmış (köfte, pasta, dondurma). Boya işlerinde kullanılan emici özelliğe sahip sünger veya sentetik silindir.
ENDOSTEUM
Kemik boşluklarını astarlayan, hücresel elemanlarca zengin, bağ dokusundan meydana gelmiş kılıf. Kompakt kemiklerin iç yüzleriyle süngerimsi kemiklerin trabeküllerinin yüzeyini örten zar. Kemiğin içindeki boşlukları astarlayan iç kemik zarı.
KAV
Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde. Yılanın deri değiştirirken attığı deri. İçki mahzeni.
GANGALA
Sünger avlanılan kayık.
KAMAKA
Zemine bağlı olan süngerleri ağırlığının yana yatırılmasıyla sökerek çıkaran sünger zıpkını.
SİLGİ
Kalem veya daktiloyla yazılmış, çizilmiş şeyleri silmeye yarayan, birleşiminde kauçuk olan nesne. Hamam takımı, havlu. Tebeşirle yazılmış şeyleri silmeye yarayan keçe, sünger veya kumaş parçaları.
BİGUDİ
Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç, sarmaç.
FİLKULAĞI
Yılan yastığıgillerden, ana yurdu tropikal Amerika olan, kökü yumrulu bir süs bitkisi (Caladium). Pazarlarda satılan bir sünger türü.
GEMULA
Süngerlerde, eşeysiz olarak meydana gelen ve suyun kuruma veya donması halinde, ana birey ölünce aktif duruma geçip soyun devamını sağlayan iç tomurcukların oluştuğu evre. Tatlı suda yaşayan süngerlerde, eşeysiz olarak meydana gelen ve suyun kuruma ya da donması halinde, ana birey ölünce faal hale geçip devamını sağlayan iç tomurcuklar.
ARKEOSİT
Süngerlerde, besin depolayan amöboyit hücreler.
KOVUCUK
Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik, adese.
KANKAVA
Bir eksenin ucunda iki adet demir veya lastik tekerleği, eksene bağlı bir veya iki adet torba ağı olan, ağın alt yakasında çekme sırasında dibe sürüklenerek süngerleri tutundukları yerlerden koparıp ağın içine girmesini sağlayan, zincirleri bulunan, gemiyle çekilen, sünger avcılığında kullanılan, iki lastik veya demir tekerlekli, arkasında bir veya iki torba bulunan, sürütme esasına dayanan bir av aracı.
BSE
Sığırların süngerimsi beyin hastalığı.