Kelimeler arşivinde; içinde "sundak" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sundak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sundak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sundak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SUNDAK
SUNDAK
Üçgen, verev.
Bu bölümde tanımı içerisinde SUNDAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİSTONİ
Merkezi sinir sistemi lezyonlarına bağlı olarak gelişen çizgili kas tonusundaki bozukluk.
MİYOM
Kadınlarda döl yatağı kas dokusundaki ur.
ÖZSU
Hayvan veya bitki dokusundaki su. Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvılara verilen ad.
MAKROFAJ
Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.
SİRAR
(Doğaçlama): Türk doğaçlama tiyatrosundaki genç âşık tipi. Eğlenceye düşkün paralı ya da yoksul bir mirasyedi. Ortaoyunu ile gölge oyununda özdeşi Çelebi'dir.
ARAFAT
Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
DOTTORE
Roma komedyasındaki Dosennus'un (bilgiç adam) italyan halk doğaçlama tiyatrosundaki uzantısı. Kimi kez düşünür, kimi kez dilci, kimi kez de tıp doktoru olarak kendini tanıtır. Şarlatandır, kendinin bilgili olduğunu göstermek isterken yanlış üstüne yanlış yapar. Herkese öğüt verir, ama kendisi bunların hiçbirini tutmaz. Kara bir pelerini, geniş şapkası ve dizlerine inen bir pantalonu vardır.
KARDİYOLİPİN
Esas itibarıyla yürek dokusundaki zarlarda, mitokondri iç zarlarında bulunan, yapısında dört yağ asidi zinciri, iki fosfatidik asit, iki gliserol olan difosfatidil gliserol. İki molekül fosfatidik asidin bir gliserol aracılığıyla birbirine bağlanmasından oluşan difosfatidil gliserol olup iç mitokondri zarının ve bakteri zarının önemli bir bileşeni ve antijenik özelliğe sahip tek lipit.
ÖZOFAGOMYOTOMİ
Yemek borusundaki daralmaların ameliyatla düzeltilmesi.
NOTOGEA
Avustralya, Yeni Zelanda ve Pasifik okyanusundaki adaları içine alan zoocoğrafik bölge.
PİŞBOP
Beberuhi'nin argo adı. Beberuhi'nin Karagözcü argosundaki adı.
DİKEYHIZ
Bir yıldızın devinme hızının bakış doğrultusundaki bileşeni (bk. şekil R. 2); bize doğru yaklaşma ya da bizden uzaklaşma hızı. Çoğunlukla km/sn birimi kullanılır.
DAVRANI
Bir oyuncunun sahnede yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma yönelmesi. Aristoteles'e göre, tragedyanın altı özelliğinden biri olan davranı'da yazarın tragedya kahramanında dört şey araması gerekir: a. Kahramanın davranışı iyi olmalı . b. Kahramanın davranışı doğru olmalı c. Kahramanın davranışı gerektiği gibi olmalı. d. Kahramanın davranışında bir bütünlük (birlik) olmalı. Sahnede bir oyuncunun yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma gitmesi. Bir görüşmede, görüşülenlerin araştırma konusundaki ilk yargılarında payı bulunan, görüşmecinin dış görünüşü ve yaklaşımından kaynaklanan kişisel durum.
ÖZOFAGOPLASTİ
Yemek borusundaki striktürün uzunlamasına kesilmesi ve enine dikilmesiyle bir genişleme sağlanması.
BEKLENTİ
Gerçekleşmesi beklenen şey. Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüsü.
ÇİNG
Çınlama sesi - çing etmek: çınlamak. Çin tiyatrosundaki yüzleri boyalı tiplere verilen ad.
ÇEÇEN
Kafkasya'nın kuzeydoğusundaki Çeçen Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse.
SÖNDÜRÜM
Bir algıç borusundaki elektriksel boşalımın sürüp gitmesini önleme yöntemi. itfâ (bk. borç kapatma).
HALAÇ
İran'ın güneydoğusundaki bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse.
BEKLENİM
İnsanın ya da hayvanın, içinde bulunduğu durumda algıladığı belirti ve ipuçlarının ne gibi oluşumlara yol açabileceği konusundaki tutum ve bekleyişi.