Kelimeler arşivinde; içinde "suda" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde suda bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu suda ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında suda olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TRANSUDASYON
SUDANOFİLİ, EKSUDASYON
EKSUDATİF
MESUDANE, SUDAGABO
SUDANLI, EKSUDAT, SUDAMEN
AYSUDA, HASUDA, POSUDA, SUDAŞİ
ASUDA, SUDAN, SUDAK
SUDA
SUDA
Baş ağrısı.
SUDANOFİLİ
Sudan boyasına karşı çekim merkezi oluşturan. Akyuvarların Sudan boyasıyla boyanan granüller içermesi durumu.
AYSUDA
Suda yansıyan ay ışığı.
SUDAMEN
Ter bezi kanallarında terin birikmesi sonucu deride biçimlenen sıvı içeren kabarcıklar.
SUDANLI
Sudan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
MESUDANE
Mesutça.
EKSUDATİF
Eksudat oluşturan.
TRANSUDASYON
Kan serumunun kılcal damar duvarından sızarak vücut boşluklarında toplanması.
EKSUDASYON
Yangının başlangıcında, kan plazmasının damarların dışına sızarak yangı bölgesinde birikmesi.
SUDAŞİ
Fransızca kökenli soutache: sutaşı.
EKSUDAT
Yangısal olaylarda damar çeperinden dışarıya veya çevre dokulara yayılan protein, hücre artığı ve bazen bakteri içeren, özgül ağırlığı yüksek, yangısal ödem sıvısı, yangı sıvısı.
HASUDA
Mısır unu, pekmez, yağ ve nişasta ile yapılan bir çeşit tatlı.
ASUDA
Yağ ve una pekmez veya şeker karıştırarak yapılan bir çeşit tatlı, helva.
SUDAGABO
Deniz topçuları örgütünde beylik kalyonlarda görev alanlardan bir sınıfın adı.
POSUDA
Beceriksiz, pasaklı, dağınık kişi.
SUDAN
Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde SUDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ISTAKOZ
Istakozlardan, suda yaşayan, birinci ayak çifti güçlü iki kıskaç durumunda gelişmiş bulunan, beyaz eti için avlanan iri bir böcek (Homarus vulgaris).
CEMRE
Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.
KESE
Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
KILIF
Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe.
BEZ
Pamuk ya da keten ipliğinden yapılmış olan dokuma, çaput. Herhangi bir cins kumaş. Kumaş veya dokumadan yapılmış. İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ. Herhangi bir iş için kullanılan dokuma. Pamuktan, düz dokuma.
KAZ
Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, suda ve karada yaşayan, uçan, yabani veya evcil kuş (Anser). Budala.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
KATRAN
Organik maddelerden kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
HAŞLAMAK
Bir şeyi kaynar suya daldırmak. Kaynar sıvı bir şeyi yakmak. Sertçe paylamak, azarlamak. Suda kaynatarak pişirmek. Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek. Dalamak. Don, kırağı bitkilere zarar vermek. Sızı vermek, acı vermek.
BAKTERİ
Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.
ÇİVİTLİ
İçinde çivit bulunan. Çivitli sudan geçirilmiş olan (çamaşır).
KIRKLAMAK
Lohusa veya yeni doğmuş bebek için kırk günü doldurmak. Bir şeyi kırk defa yapmak ve özellikle birçok defa sudan geçirmek, çok yıkamak. Doğumdan kırk gün sonra bebeği törenle yıkamak.
DURULAMAK
Yıkanmış şeyleri duru sudan geçirmek.
DURULANMAK
Yıkanmış şeyler duru sudan geçirilmek. İnsan, yıkandıktan sonra bir daha temiz su dökünmek.
BALIK
Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.
JUDO
Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.
DENİZATI
Başı at başına benzeyen, suda dik duran, kuyruk yüzgeci olmayan, 10-15 santimetre boyunda bir deniz hayvanı (Hippocampus hippocampus).
ALÜMİN
Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3).
ÇİVİTSİZ
İçinde çivit bulunmayan. Çivitli sudan geçirilmemiş olan (çamaşır).