Kelimeler arşivinde; içinde "sosyal" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sosyal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sosyal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sosyal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SOSYALLEŞEBİLMEK
SOSYALLEŞTİRMEK, SOSYALLEŞEBİLME
SOSYALLEŞTİRME
SOSYALİZASYON
SOSYALLEŞMEK, SOSYALİSTLİK
SOSYALİSTİK, SOSYALLEŞME
ASOSYALLİK
SOSYALİST, SOSYALİZM
ASOSYAL
SOSYAL
SOSYAL
Toplumsal.
SOSYALİZASYON
Toplumsallaştırma.
SOSYALİSTİK
Toplumculukla ilgili, toplumculuğa ait. Toplumculuk yanlısı.
SOSYALLEŞEBİLMEK
Toplumsallaşabilmek.
SOSYALİZM
Toplumculuk.
SOSYALLEŞTİRMEK
Toplumsallaştırmak. Toplum kurallarına göre davranacak biçimde eğitmek.
ASOSYALLİK
Asosyal olma durumu.
SOSYALİST
Toplumcu.
SOSYALİSTLİK
Toplumculuk.
SOSYALLEŞMEK
Toplumsallaşmak.
SOSYALLEŞME
Toplumsallaşma.
SOSYALLEŞEBİLME
Toplumsallaşabilme.
SOSYALLEŞTİRME
Toplumsallaştırma.
ASOSYAL
Sosyal olmayan. Genel kabul görmüş kuralların dışında hareket eden.
Bu bölümde tanımı içerisinde SOSYAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
BAĞLANIM
Bağlanma işi. Siyasal veya sosyal konularda yan tutma.
İŞTİRAKÇİ
Ortaklık eden, ortak olan. Sosyal güvenlik bakımdan bir sandık vb. bir kuruma bağlı olan memur, işçi. Katılımcı.
SİGORTALI
Sigorta edilmiş. Güven altına alınmış, sağlama bağlanmış. Sosyal sigorta kapsamına alınmış işçi.
KAZANIM
Kazanma işi. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak, avantaj.
KESENEK
Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.
İHTİLAL
Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılmış olan geniş halk hareketi, devrim. Kargaşalık, düzensizlik, karışıklık. Köklü değişim.
PLANLAMA
Planlamak işi. Hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi vb. kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi.
SOVYET
1990 öncesi SSCB'ye özgü, sosyalist toplumun siyasal örgütlenme biçimlerinden biri olan danışma kurulu. 1990 öncesi SSCB halkından olan ve bu halka özgü olan kimse.
SOSYOLOJİZM
Bütün sosyal bilimleri yalnız sosyolojinin bir dalı sayan ve bunların sadece sosyolojik metotlarla açıklanabileceğini söyleyen görüşün adı.
NAZİZM
Almanya'da 1930'lu yıllarda Hitler tarafından kurulan Nasyonal Sosyalist Partisinin, Alman ırkının üstünlüğünü savunan politikası, Hitlercilik.
SOL
Vücutta kalbin bulunduğu tarafta olan, sağ karşıtı. Gam dizisinde fa ile la arasındaki ses. Sosyalizme yakın görüşte olan grup. Boksta sol yumrukla vuruş. Bu taraftaki yön. Peru para birimi. Bu sesi gösteren nota işareti.
MARKSÇILIK
Alman filozof Marks'ın düşüncelerine dayanan devrimci sosyalist akım, Marksizm.
MÜHENDİS
İnsanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kimse.
SAĞLIK
Bireyin fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik durumunda olması, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet. Sağ, canlı, diri olma durumu.
KUTUPLAŞMAK
Bir toplulukta düşünce, görüş, sosyal ve siyasal konum ve tavır olarak iki karşıt grupta yoğunlaşmak.
ORDUEVİ
Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı.
SİGORTASIZ
Sigorta edilmemiş. Güvence altına alınmamış, sağlama bağlanmamış. Sosyal sigorta kapsamına alınmamış işçi.
MENŞEVİKLİK
Rus sosyalizmi içinde Bolşevikliğe karşıt olarak gelişen akım.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.